CANLILARIN YARATILI�I

S�VR�S�NEK MUC�ZES�

 

MACERA BA�LIYOR..

Ya�mur mevsiminin yakla�mas�yla birlikte, kurumu� g�lc�klerde b�y�k bir hareketlilik ya�an�r. G�lc�k tabanlar�nda ya da suyla dolma ihtimali olan her �ukurda sivrisinekler hareket halinde g�r�lebilirler. Ancak bu sefer u�muyor, y�r�yorlard�r. Dikkatli bir �ekilde bir�eyler ar�yor gibidirler.

Sivrisinek gibi u�abilen bir canl�n�n, kendisi i�in da�lar tepeler say�lacak engelleri y�r�yerek a�maya �al��mas� olduk�a ilgin� bir manzara olu�turur. Binlerce sivrisinek hepsi birden, sanki bir yerden emir alm���as�na hareket ederler. ��nk� art�k onlar i�in g�rev zaman� gelmi�tir.

 

Dedekt�r Sivrisine�in Uzun Yolculu�u...

Yumurtadan ��kan sivrisinek yavrular�n�n, b�y�me evrelerini tamamlayabilmeleri i�in k���k bir su birikintisine ihtiya�lar� vard�r. Bu, �amurlu bir ya�mur suyu, batakl�k, �eltik, havuz suyu ya da teneke kapta birikmi� bir su olabilir. Ancak durgun sular sivrisineklerin tercih sebebidir. ��nk� bu sular, i�erdikleri fotosentez yapabilen bitki �bekleri sayesinde, oksijence zengindirler.

Sivrisinek yumurtalar� su bulunan her ortamda geli�ebilirler, ancak baz� �artlar�n sa�lanmas� gerekir: Yumurtadan ��kacak olan larva, yeti�kin bir sinek oluncaya kadar farkl� evreler ge�irecektir. Her evrede de yavru sine�in farkl� ihtiya�lar� olacakt�r. Kurakl�k ve a��r� s�cak da yumurtalar�n geli�imini engelleyebilir. Bu y�zden anne sivrisinek do�acak yavrular�n t�m geli�me evrelerini rahat�a tamamlayabilecekleri bir ortam bulmak zorundad�r.

Peki, sivrisinek en uygun yeri nas�l bulacakt�r. Bakarak m�, koklayarak m�, tahmin ederek mi, yoksa tesad�fler sonucunda m�?

Sivrisine�in k���k ad�mlar�yla, yumurtalar� i�in en uygun yeri aramas�n�n zorlu�unu daha iyi anlatabilmek i�in bir �rnek verelim; kendinizi tepecikler, a�a�lar ve �ukurlarla dolu bir alanda, bir yerlere ula�maya �al���rken bir d���n�n, �stelik de hi� bir yard�mc� aletiniz (araba, �emsiye vs.) olmadan, y�r�yerek, s�cak g�ne�in alt�nda... Ne kadar yorucu olaca��n� tahmin edersiniz.

Boyutunun k���kl���n� d���nd���m�zde sivrisinek i�in de uygun bir yer bulmak b�ylesine zordur. Ama onun b�yle bir arama yapaca�� �nceden bilindi�i i�in, ihtiyac� da d���n�lm��t�r ve tetkiklerinde gerekli olacak en m�kemmel sistemle donat�lm��t�r. ��te bu y�zden, yumurtalar�n� b�rakaca�� yeri kolayl�kla buluverir: Karn�n�n alt�nda bulunan bir al�c� sayesinde, topra��n nem ve s�cakl�k bak�m�ndan yumurtalar�n� b�rakmaya uygun olup olmad���n� tespit eder. En uygun yeri bulabilmek i�in de topra�� santim santim, hi� yorulmadan tarar.

10 mm .'lik bir canl�n�n topra��n nemini ve s�cakl���n� �l�mesinin nas�l bir i�lem oldu�unu biraz d���nelim... Toprak ile ilgili bir ara�t�rma yapmak olduk�a zahmetli bir i�tir. Topra��n neminin, ya��n�n, verimlili�inin �l��lmesi, i�indeki minerallerin, madenlerinin tespit edilmesi, k�sacas� toprakla ilgili olup insan�n i�ine yarayacak her �eyin belirlenmesi i�in bu i�i i�in �zel tasarlanm�� aletlerden faydalan�l�r.

Ya dedekt�rler kullan�l�r, ya da topra�a sondaj yap�l�p elde edilen numuneler laboratuvarlarda incelenir. ��nk� neyin, ne kadar derinlikte ve ne yo�unlukta bulundu�unu bilmeden yap�lacak bir �al��madan-�rne�in bir kaz�dan-sa�l�kl� bir sonu� elde etmek olduk�a zordur. Yap�lacak bir hata sonucunda, telafisi g��, emek, zaman ve para kayb� do�ar.

Sivrisinek de kesin netice alabilmek i�in topra�� �ncelikle tarar. Genel durumu hakk�nda bilgiler al�r, bunlar� de�erlendirir ve sonucuna g�re karar verir. Burada tam donan�ml� teknik bir aletten de�il, yaln�zca 10 mm . boyunda olan k���c�k bir canl�dan bahsediyoruz� Karn�n�n alt�ndaki k���k al�c�s�yla topra�� ad�mlayan ve tek d���ncesi yumurtalar�na uygun bir yer bulmak olan sivrisinekten�

Buraya kadar anlat�lanlar� k�saca tekrar g�zden ge�irerek, bunlar�n nas�l ortaya ��km�� olabileceklerini d���nelim.

10 mm . b�y�kl���nde bir canl� bilin�li bir aray�� i�indedir. Amac� yumurtalar�n�n ve yumurtalardan ��kacak yavrular�n ihtiya�lar�n� kar��layacak bir ortam bulmakt�r. Bunun i�in olduk�a zahmetli bir i�e girer ve s�z konusu yeri y�r�yerek arar.

Burada ilk olarak �zerinde durulmas� gereken, sivrisine�in yumurtan�n ihtiya�lar�n� nereden bildi�idir.

Sivrisine�in �s� de�i�imi, nem oran� gibi kavramlardan haberi yoktur. �rne�in nemin, birim hacim topraktaki su miktar� oldu�unu bilmez. Uygun nemin ve �s�n�n yumurta i�indeki enzim ve proteinleri harekete ge�irece�inden de haberi yoktur. Proteinin ve enzimin ne demek oldu�unu, ne i�e yarad���n�, hangi �artlarda bunlar�n harekete ge�erek yumurtan�n geli�imini sa�layaca��n� sivrisine�in bildi�ini, bu bilgi do�rultusunda ileriyi g�rerek hareket etti�ini d���nmek elbette ak�l kar� de�ildir. O halde sivrisinek neden uygun nem ve s�cakl��� aramaktad�r?

Sivrisinek d���nme yetene�i olmayan, 1 cm . b�y�kl���nde bir b�cektir. Hi�bir e�itim almayan, zaten ��renme yetene�i bile bulunmayan bu b�cek hangi bilgi sayesinde, �zel bir ama� do�rultusunda hareket eder?

�kinci �nemli ayr�nt� ise sivrisine�in ara�t�rma yaparken kulland��� teknik donan�md�r: Is� ve nemi en hassas bi�imde �l�en ve en uygun yere do�u�tan yerle�tirilmi� bir organ.

Peki sivrisinek bu alete nas�l sahip oldu? Acaba yavrular�n�n ihtiya�lar�n� g�zlemlerle ve deneylerle tespit eden sivrisinek, kendi v�cuduna bir t�r "dedekt�r" eklemeye mi karar verdi? Daha sonra bu karar do�rultusunda kendi v�cudunda de�i�iklikler mi yapt�?

Yoksa "evrim s�reci" i�inde, bir g�n tesad�fen, bir sivrisine�in v�cuduna �s� ve nem �l��m� yapabilece�i bir organ m� eklendi?

Bu son ihtimal her ne kadar insana garip ve mant�ks�z da gelse, temeli �uursuz tesad�flere dayanan evrim teorisinin g�r��� budur. Teoriye g�re b�t�n canl�lar�n �zellikleri, birbirinden ba��ms�z tesad�flerin yapt�klar� de�i�imlerin, birbirlerine eklenmesiyle ortaya ��km��t�r.

Oysa �stteki sorular�n yan�nda, bu tesad�f a��klamas�n� ge�ersiz k�lan y�zlerce soru vard�r. �ncelikle e�er organ tesad�fen ortaya ��kt�ysa, sivrisinek bu organ� hangi ama� i�in, ne �ekilde kullanaca��n� nas�l ��renmi�tir? E�er bu organ tesad�fen olu�tuysa, bunun bir kerede olmas� gerekir. Tam �al��mayan ya da eksik �l��m yapan -�rne�in yaln�zca nemi veya yaln�zca �s�y� �l�en- bir organ i�e yaramaz. ��e yaramayan bir organ�n muhafaza edilmesinin, evrim teorisinin kendi mant��� i�inde bile anlam� yoktur.

Sivrisine�in kendi v�cuduna �zel bir taray�c� yerle�tiremeyece�i, bu taray�c�n�n hangi ama� u�runa ve nas�l kullan�laca��n� i�eren bilgilerini bir sonraki nesle aktaramayaca�� da a��kt�r.

Ortada kusursuz bir uyum vard�r ve tesad�flerin hi�bir �ekilde b�yle bir uyum yaratamayaca�� ortadad�r. Kald� ki bu uyum yaln�zca sivrisine�in hayat�nda de�il, b�t�n canl�larda ve do�an�n her k��esinde g�r�l�r.

 

Kanatlar�n Titre�imi ve Neslin Devam�

1920'li y�llarda, Kanada'da yeni in�a edilmi� bir elektrik santral�ndaki b�t�n jenerat�rler �ok k�sa bir s�re sonra bozulmu�tu. Sebep jenerat�rlerin motorlar�na s�k��m�� y�zbinlerce sivrisinekti. Acaba bu sinekleri jenerat�rler �eken neydi? Jenerat�rler temizlendikten k�sa bir s�re sonra yine ayn� olay tekrarlan�nca, sineklerle ilgili bir uzmana ba�vuruldu ve sorun bu sayede ��z�mlendi.

Erkek sivrisine�in duyargalar�. Bu duyargalar, binlerce ses i�inde, di�isinin kanat sesini tan�yabilmesi i�in �st�n bir yetenekle donat�lm��t�r.

Jenerat�rlere sald�ranlar�n t�m� erkek sivrisineklerdi. Sebebi de bu makinelerin i�inde kendilerine kur yapan di�ilerin var oldu�unu d���nmeleriydi! Jenerat�rlerin v�z�lt�s�yla di�ilerin v�z�lt�s�n� birbirine kar��t�rm��lard�. Jenerat�rlerin h�z�n�n de�i�tirilmesiyle sivrisineklerin akl�n�n kar��mas� da �nlendi.

Bu ilgin� olay, sivrisineklerin �iftle�mesini sa�layan �ok daha ilgin� bir sistemi hat�rlat�r bize: Erkek sivrisineklerin di�ilerini, onlar�n ��kard��� kanat seslerinden tan�malar�n�. �imdi bu konunun detaylar�na bir g�z atal�m.

Sivrisineklerin �iftle�mesi havada u�arken ger�ekle�ir. Fakat erkekler eri�kin bir sivrisinek olana kadar, yani k�sa ya�amlar�n�n ilk 24 saati boyunca �iftle�emezler. ��nk� bu s�re i�inde antenleri hen�z kurumad���ndan sa��rd�rlar. Bu y�zden di�ilerin kanat seslerini -yani �iftle�me �a�r�lar�n�- duyamazlar.

Sivrisineklerde i�itme yetene�i �ok geli�mi�tir. Erke�in kafas�ndan ��kan 2 tane k���k ve t�yl� antende bulunan �ok say�da duyu h�cresinden meydana gelmi� "Johnston organ�", ses dalgalar�n�n titre�imlerini al�r ve ay�rt eder. Bu t�yl� duyargalar yaln�zca dik durumdayken ses titre�imlerine kar�� duyarl�d�rlar.


Erke�in di�isini havada tutmak i�in kulland��� k�ska�lar olmasayd�, �iftle�me ger�ekle�emez, bu da sivrisinek neslinin sonu olurdu.

Di�i sivrisine�in kanatlar�ndan ��kan ses erkek sivrisine�i etkileyen en �nemli fakt�rd�r. Di�inin kanat sesleri, erke�in antenindeki resept�r h�creleri titre�tirir ve sivrisine�in beynine elektrik sinyallerini g�nderir. Di�iler kanatlar�n� erkeklerden daha h�zl� ��rparlar ve di�inin kanatlar�ndan ��kan titre�imler erkeklerde �iftle�me iste�ini art�r�r. Sivrisineklerin bol oldu�u yaz g�nlerinde etraftaki sesleri bir d���nelim. Ta��t sesleri, insan sesleri, hayvan sesleri� K�sacas� insan�n duyabildi�i ve duyamad��� frekanslardaki pek �ok ses. Bu kadar ses aras�nda erkek sine�in, di�isinin c�l�z kanat sesini duymas� olduk�a zor bir i� olmal�d�r. Ama yine de erkek sivrisine�in hassas "kulaklar�", b�t�n bu seslerin aras�ndan di�isinin sesini ay�rdeder ve b�ylece erkek sivrisinek �iftle�mek i�in di�iye do�ru u�ar.

Sivrisinek s�r�s�n�n i�ine d��en bir di�i, erkeklerden biri taraf�ndan farkedildi�inde, erkek sivrisine�in cinsel organ�n�n yan�nda bulunan �zel k�ska�larla tutulur ve �iftle�me genellikle havada bazen de yerde ger�ekle�ir. �iftle�meden sonra erkek, s�r�s�ne geri d�ner ve bir s�re sonra da �l�r.

Bu noktada konuyu daha derin incelemek gerekir. Ortada �ok ilgin� bir sistem bulunmaktad�r. Sivrisinekler kar�� cinsi kanat ��rpma sesinden tan�maktad�rlar.

Peki nas�l olur da, her y�l d�nyaya gelen trilyonlarca sine�in herbiri kanatlar�n� kendi cinsiyetlerini belli edecek frekansta ��rparlar?

Her di�i kanatlar�n� daha yava�, her erkek de daha h�zl� ��rpma kabiliyetine sahiptir. ��te burada evrim teorisinin cevaplamas� gereken baz� sorular ortaya ��kar.

E�er sivrisinek yarat�l�� de�il, tesad�flerin sonucunda varolmu� olsayd�, do�an her sivrisine�in kanatlar�n� rastgele bir h�zda ��rpmas� ve bir kaos ya�anmas� gerekirdi. ��nk� erke�in daha yava�, di�inin daha h�zl� kanat ��rpmas�n� gerektirecek hi�bir sebep yoktur. Ancak her cinsiyet mensubu, adeta bir emre uyarcas�na, hi�bir mecburiyetleri yokken, kendi cinsiyetlerini belli edecek h�zda kanat ��rparlar.

Ancak bu frekans fark�n�n ger�ekte tek ba��na bir anlam� yoktur. E�er erkek sivrisinekte yarat�l��tan bulunan �st�n alg�lama yetene�i olmasayd�, bu kanat ��rp��lar�n hi�bir anlam� olmazd�. Di�i sivrisine�in ��kard��� titre�imler, insan i�in ne kadar anlams�zsa, erkek sivrisinek i�in de o kadar anlams�z olurdu. B�yle bir durumda erkek di�iyi alg�layamayaca��ndan, �iftle�me ger�ekle�mezdi.

Ku�kusuz bunun tersi de m�mk�nd�r. Erkek sivrisinekte �st�n bir alg�lama yetene�i olsa, fakat erke�i de di�isi de b�t�n sivrisinekler farkl� farkl� frekanslarda kanat ��rpsalard�, bu kez de erkekte �st�n bir alg�lama yetene�inin bulunmas�n�n bir anlam� olmazd�. Bu, her iki durumda da sivrisineklerin daha o nesilde yokolmas� anlam�na gelirdi.

Bu durum bizlere sivrisineklerin �iftle�mek i�in birbirlerini tan�malar�n� sa�layan sistemin, daha ilk sivrisinek �iftinden itibaren varolmas� gerekti�ini g�sterir. Bu denli hassas bir mekanizman�n birdenbire ortaya ��kmas�n�n tek a��klamas� ise bilin�li bir yarat�l��t�r.

�iftle�me ger�ekle�tikten sonra di�i sivrisinek, erke�in spermlerini �zel bir kesede muhafaza ederek, haftalar boyu d�llenmi� yumurta yumurtlayabilir. Di�i sivrisinek �iftle�me an�ndan itibaren kan emmeye ba�lar, ��nk� yumurtalar�n�n geli�ebilmesi i�in kana ihtiyac� vard�r.

YUMURTA D�NEM�

 

Disk Yumurtalar

Culex t�r�n�n yumurtas�, alt k�sm�nda huni �eklinde bir oyuk ta��r. Bu oyu�un, insana, ilk bak��ta bir anlam� yok gibi gelir. Oysa ileri a�amalarda son derece �nemli bir g�revi oldu�u ortaya ��kar: Bu oyuk, i�ine dolan hava sayesinde bir cansimidi i�levi g�rmekte ve yumurtan�n su �zerinde kalmas�n� sa�lamaktad�r.

Ancak dikkat edilirse ortada ciddi bir sorun vard�r: Yumurtan�n alt�nda yeralan bu cansimidinin, yumurtan�n "alabora" olmas� sonucunda i�e yaramaz hale gelmesi �ok kolayd�r. Bu nedenle bu yumurta tek ba��na suya b�rak�ld���nda, uzun s�re su y�zeyinde kalamaz. En ufak bir sallant�da dengesini yitirir, devrilir ve alt taraf�nda hava bulunan delik su dolarak yumurtan�n batmas�na neden olur.

Oysa yumurtalar�n ya�ayabilmeleri i�in suyun �zerinde kalmalar� gerekir. ��z�m� size, ak�l sahibi insano�luna soral�m; yumurtalar�n batmamas� i�in siz olsan�z ne yapard�n�z?

Sivrisinek bu problemi ��zecek en ak�lc� yolu kullan�r. Yumurtalar� birbirine yap��t�rarak sorunu ��zer. Bir disk �eklinde birbirine yanyana yap��t�r�lan yumurtalar, suyun �zerinde y�zen bir sal olu�tururlar. �ap� yakla��k 11 mm . olan bu disk suyun �zerinde kolayl�kla y�zer. Yumurtalar�n alt�ndaki oyukta bulunan hava ve yumurtalar aras�ndaki bo�luk, bir hava yast��� g�revi g�r�r ve diski suyun �zerinde tutar. B�ylesine ak�lc� bir y�ntem kullan�lmazsa, yumurtalar suyun i�ine batar ve �l�rler.

Peki suyun kald�rma kuvvetinden haberi bile olmayan sivrisinek, probleme en uygun ��z�m� nas�l bulmu�tur. Dahas� ortada bir problem oldu�unun fark�nda m�d�r ki, probleme buldu�u ��z�mden bahsedilebilsin?

Yumurtalar� tek tek birbirine yap��t�rmak ve �zenle bir sal yapmak olduk�a zahmetli bir i�tir. Bu yumurtalar�n bir sonraki mevsimde �atlayaca�� d���n�l�rse, sivrisinek u�ra��s�n�n sonucunu g�remeden �lecektir. Yumurtlad�ktan sonra yumurtalar�yla hi�bir ba�� kalmad���, kendi ya�am�n� s�rd�rmek a��s�ndan hi�bir ��kar� olmad���, k�sa bir s�re sonra �lece�i halde, kendi �l�m�nden sonra yumurtalar�n�n g�venli�ini sa�lamak i�in b�y�k bir �aba harcamaktad�r.

Burada �zellikle alt�n� �izmemiz gereken nokta, sivrisine�in bu �abas� sonucunda hi�bir ��kar� olmad���d�r. Yapt��� bu zahmetli i�in kendi hayat�na hi�bir etkisi yoktur. Yani hayatta kalmak i�in de�il, gelecek bir nesli kurtarmak i�in �aba g�stermektedir. Hi�bir zaman g�remeyece�i, nas�l bir ortamda, hangi �artlarda geli�eceklerini, ne gibi tehlikelerle kar��la�acaklar�n� bilemeyece�i bir nesli kurtarmak amac�yla, en do�ru karar� verir ve olduk�a zor bir i� ba�ar�r.

Normal olarak bir b�ce�in yapmas� gereken, yumurtlama zaman� geldi�inde, yumurtalar�n� rastgele yerlere yumurtlamas�d�r. Tek amac� hayatta kalmak, yemek yemek ve �iftle�mek olan bu b�cek, sonucunu bile g�remeyece�i bir i� i�in neden �aba g�stermektedir? Bu �abay� sivrisine�e g�sterten g�� nedir?

�ok a��k�a g�r�lmektedir ki, sivrisine�in bir ya�am kavgas� yoktur. O, yap�labilecek en do�ru ve sa�duyulu hareketi, kendisine verilen ilham sonucunda yapmaktad�r.

Evrimcilerin, daha do�rusu yarat�l��a k�r� k�r�ne kar�� olan kimselerin yan�tlamalar� gereken bir ba�ka soru vard�r. Sivrisinek, yumurtalar�n batmamas� i�in en uygun ��z�m� nas�l bulmu�tur?

Evrimcilerin hi�bir �ekilde cevaplayamad�klar� bu soruyu bir an i�in g�zard� edelim.

Her ne kadar imkans�z da olsa, sivrisine�in ba�ka yumurtalar� g�zlemledi�ini, uzun uzun d���nerek b�yle bir ��z�m� kendisinin buldu�unu varsayal�m. Durum b�yle olsa bile, e�er yumurtalar�n alt�nda do�u�tan bir hava oyu�u bulunmazsa, sivrisine�in yapmaya �al��aca�� sal bir i�e yaramayacakt�r.

Dahas� sivrisinek, yumurtalar�n� birbirlerine yap��t�racak ve suda etkisini zamanla yitirmeyecek do�al bir yap��t�r�c�ya do�u�tan sahiptir. Bu yap��t�r�c� olmazsa ne yumurtalar�n alt�ndaki hava deli�inin, ne de sivrisine�in bir sal yapmaya karar vermesinin bir anlam� olmaz.

Sivrisine�in yapt��� sal�n disk �eklinde olmas�n�n da bir anlam� ve amac� vard�r. Sal i�in disk en uygun �ekildir. E�er sivrisinek ba�ka bir geometrik �ekil kullansa (�rne�in ince uzun bir dikd�rtgen yapsa), sal kolayl�kla alabora olur. Disk �ekli, su kuvvetiyle olu�mas� muhtemel momentleri en uygun �ekilde da��tarak, g�venli�i sa�lar.

Birbiriyle bu kadar uyumlu bir sistemi olu�turan detaylar�n, zaman i�inde, �uursuz tesad�fler sonucunda, kendi kendine olu�tu�unu iddia etmek ise ak�lla uyu�mayan bir durum te�kil eder. Dahas�, bu detaylar�n birinin eksik olmas� b�t�n sistemin bir daha geri gelememek �zere yokolmas�na sebep olur. Sivrisinek, "deneme-yan�lma" gibi bir yolla geli�tiremeyece�i, tesad�fler sonucunda kesinlikle olu�amayacak bir bi�imde yumurtalardan olu�an bir sal yapmaktad�r. Bu durumun yegane a��klamas� ise, do�umundan en fazla bir ka� hafta sonra bu sal� yapan canl�n�n, bu i� i�in gerekli bilgi ve donan�ma sahip k�l�nm�� ve bu i� i�in "programlanm��" oldu�udur.

 

Jelatinlenmi� Yumurtalar

G�dalar�n bozulmadan saklanmalar� i�in son birka� on y�lda olduk�a etkili y�ntemler geli�tirilmi�tir. Bunlardan en �nemlisi, ambalajlamad�r.

S�r� sivrisinekleri olarak bilinen sivrisinek t�r� de, yumurtalar�n� saklamak i�in bu y�ntemi kullan�r.

Yumurtalar, jelatinimsi bir madde y���n�n i�ine, bir �er�eve veya ip �eklinde b�rak�l�r. Jelatinimsi kitle yumurtalar� mekanik etkilerden, kurumaktan, ani �s� de�i�imlerinden ve d��manlardan korur. Ayr�ca sivrisinek, bu madde sayesinde, yumurtalar� bitki ya da ta�lara yap��t�r�r ve b�ylece yumurtalar�n suyun i�inde kaybolmalar�n� engeller.

Yumurta sal� ve �atlayan yumurtalardan ��kan larvalar.
Anaphales sivrisine�inin yumurtalar�. Yumurtalar�n etrafinda bulunan hava odac�klari ve y�zey geriliminin etkisini artt�ran yap�lar, yumurtalar�n su y�zeyinde kalmalar�n� saglar. E�er bu yap�lar yumurtalar�n �zerinde bir seferde olu�mu� olmasayd�, anophales sivrisine�inin t�m yumurtalar� suya batarak �l�rd�. Sivrisine�in k���c�k yumurtas� bile evrim teorisini ��r�ten bir delil, hem de yarat�l���n en g�zel �rneklerinden birini olu�turur.

Cansimidi Yumurtalar

S�tma mikrobunu ta��yan sivrisinek olan Anopheles'in yumurtalar�, suya batmalar�n� engelleyecek ve su y�zeyinde kalmalar�n� sa�layacak �zel bir �ekle ve yap�ya sahiptirler. Yumurta kabu�unun d���ndaki hava odac�klar� ve yumurtay� saran y�zme kenarlar� yumurtay� su �st�nde tutar. Y�zme kenarlar� suyun y�zey gerilimini art�r�r ve yumurtan�n bu gerilim sayesinde batmamas�n� sa�lar.

Y�zey gerilimi suyun y�zeyinde olu�an bir g��t�r. �zellikle k���k canl�lar bu g�c� a�amazlar. Ancak bu �o�u kez olumsuz bir durum de�ildir ��nk� bu sayede b�cekler suyun �zerinde rahatl�kla y�r�yebilirler. Kimi b�cekler bacaklar�nda bulunan destek yap�lar� sayesinde _ayaklardaki t�yc�kler, aya�� kaplayan ya�l� salg�lar gibi_ su �zerinde �ok daha kolay hareket edebilirler.

Anopheles sivrisine�inin yumurtalar�n�n �zerindeki hava odac�klar� ve y�zme kenarlar� da, y�zey gerilimi kanunundan en y�ksek verimle yararlanacak bi�imdedir. Ancak daha �nce de belirtildi�i gibi, ne yumurtalar�n i�indeki larvalar�n, ne de kendisi de bir zamanlar bu yumurtadan ��km�� olan anne sivrisine�in, y�zey gerilim kuvvetinden ve bu kuvvetten yararlanmak i�in yumurtalar�n �zerinde bulunan yap�lardan haberleri yoktur.

B�yle bir �zelli�in zaman i�inde kazan�lmas�na da imkan yoktur. E�er bu yap� yumurtan�n �zerinde bir seferde ortaya ��kmazsa, Anopheles'in b�t�n yumurtalar� suyun dibine batar ve sivrisine�in nesli t�kenir.

Ancak b�yle bir durum s�z konusu olmaz. ��nk� Anopheles'in de, di�er canl�lar�n da varl�klar�n� s�rd�rmeleri i�in ihtiya�lar� olan en uygun tasar�m, kendileri i�in Allah taraf�ndan yap�lm��t�r.

Marangoz Sivrisinek

Sivrisinekler yumurtalar�n� her zaman durgun bir su birikintisinin i�ine b�rakmazlar. "Cylindrotoma Sivrisine�i", yumurtalar�n� b�rakmak i�in daha ilgin� ve zor bir y�ntem kullan�r. Bu t�r�n di�isi, yumurtalar�n� bir bitkinin dokusuna yerle�tirir.

Burada �ok �nemli bir ayr�nt� vard�r. Herhangi bir b�cek, bitki dokular�n� kolay kolay kesemez. �zellikle sivrisine�in boyutu d���n�ld���nde bu zorluk, insan�n elinde hi� bir aleti olmadan kal�n bir a�ac� kesmesine benzer ki, bu imkans�zd�r. Peki o halde sivrisinek ne yapar?

Sivrisinek bu problemi, kendisine yarat�l��tan verilen bir �zellik sayesinde a�ar. Ba��n�n �zerinde bulunan ve bir testere g�revi g�ren kesici organla, bitki dokular�n� rahatl�kla keser. �st k�sm�ndan kesti�i bitkilerin i�ine yumurtalar�n� iter. Bazen bir yaprakta bu �ekilde b�rak�lm�� 70 yumurtaya rastlanabilir.

Rastgele bir yere b�rakmak varken, zahmet gerektiren bir �ekilde, �stelik de zorlu bir yeri yumurtalar�n� b�rakmak i�in se�mi�tir. Tek amac� yemek ve ya�amak olan bir b�cek ni�in kendisini zora sokar ve olduk�a zahmetli bir i�e kalk���r?

Cylindrotoma zorluklardan ho�land��� i�in mi b�yle yapar?

Neden di�er t�rlerde de�il de sadece bu t�rdeki sivrisineklerin ba��nda kesici organ vard�r?

Bu organ� bir alet gibi kullanma bilgisi, do�an her sine�e kim taraf�ndan verilmi�tir?

Yumurtalar�n� g�venli�e almak i�in bitki dokular�n� kesmeyi sivrisinek nas�l ak�l etmi�tir?

T�m bu sorular bizi yine ayn� cevaba g�t�r�r: Sivrisinek, yapt��� i�i yapabilmesini sa�layacak �zel bir dizayn ile ve kendisine bu i�i yapt�racak bir t�r "programla" birlikte yarat�lm��t�r.

 

Bambu Sivrisine�i

"Leicester sivrisine�i" yumurtalar�n� bambu saplar�n�n deliklerine b�rak�r. Bambu saplar�n�n i�i g�venli oldu�u kadar, larvalar�n ihtiya�lar�na da cevap verebilecek bir ortamd�r.

Sivrisinek yumurtalar�n� b�rak�rken -t�pk� di�er sivrisinekler gibi- kendisine �zg� ak�lc� bir yol izler. Leicester arka bacaklar�n� bambu saplar�ndaki deliklerden, i�eride birikmi� suya sokar, yumurtalar suya d��er ve geli�imlerini burada s�rd�r�rler.

�lk ya�murlarla birlikte yumurtalar kulu�ka d�nemine girerler. Yumurtlamay� takip eden 2-3 g�n i�inde kulu�ka d�nemi biter ve kurt�uklar ��kmaya ba�lar. Yumurtan�n i�inden kurtlar�n olgunla�arak ��kmalar� hemen hemen ayn� dakika i�inde olur. Bir dakika i�inde b�t�n kurtlar suda gezmeye ba�lar. Bunlar hi� durmadan, ne bulurlarsa yer ve m�thi� bir s�ratle b�y�rler.

Acaba bu sivrisinek t�r�n�n atalar�, yapt�klar� g�zlemler sonucunda yavrular i�in en g�venli ortam�n bambu saplar� oldu�unu tespit etmi�, daha sonra b�t�n soyun bu y�ntemi izlemesine mi karar vermi�lerdir? Sonra da bu emir nesilden nesile, do�an her di�i sivrisine�e ula�t�r�lm�� m�d�r?

G�r�ld��� gibi bu tip sorular her a�amada ka��n�lmaz olarak insan�n kar��s�na ��kar. Bu sorular�n cevaplar� normal ve vicdanl� bir insan� tek noktaya yani bilin�li yarat�l��a g�t�r�r. D�nyan�n herhangi bir k��esindeki herhangi bir bambu sap�n�n i�indeki bir su birikintisinde, bilmedi�imiz, akl�m�za dahi gelmeyen bir hayat vard�r ve bu hayat son derece ustaca bir bi�imde yarat�lm��t�r. �nsana d��en ise, bu yarat�� �rneklerini g�rmek ve bunlar� yaratan Allah'�n g�c�n� takdir etmektir. ��nk� Kuran'a g�re;

Allah'�n ya�d�rd��� ve kendisiyle yery�z�n� �l�m�nden sonra diriltti�i suda, (ve) her canl�y� orada �retip-yaymas�nda d���nen bir topluluk i�in ger�ekten ayetler (deliller) vard�r.(Bakara, 164)

LARVA D�NEM�

 

larvalarYumurtadan ��kan yavru sivrisinek, eri�kin haliyle hi� ilgisi olmayan bir g�r�n�mdedir. Sanki bamba�ka bir canl�d�r. Yakla��k 1- 1,5 mm . uzunlu�unda olan larvan�n v�cudu ba�, g���s ve kar�n olmak �zere 3 b�l�me ayr�lm��t�r. Ba�� oval g�r�n�mdedir ve iki yan�nda birle�ik g�zler ve g�zlerin �n�nde de k�sa bir anten mevcuttur. Ancak larva, bu hale gelip eri�kin bir sivrisine�e d�n���nceye kadar �ok zorlu bir yolculuk ge�irir.

Larvalar su alt�nda ya�arlar. S�rekli yedikleri i�in, bir hafta i�inde 6-7 kat b�y�rler. Bu d�nem sivrisine�in ya�am� boyunca b�y�d��� tek d�nemdir. Larva sadece ac�k�r, yemek yer ve b�y�r.

 

Larvan�n bu d�nemde nefes alabilmesi i�in su �zerinde bo�ulmadan as�l� durmas� gereklidir. Ancak ortada bir problem vard�r. S�rekli beslenmesi gereken sivrisinek, suyun �zerinde as�l� dururken yeme�ine nas�l ula�acakt�r? Bunun i�in �ok �zel bir y�ntem bulmas� gerekir, ancak s�z�n� etti�imiz canl� ne bir �ey d���nebilen ne de bir y�ntem geli�tirme kabiliyetine sahip olan, yaln�zca bir bu�uk milimetre b�y�kl���nde bir larvad�r. Ve bu larvan�n acilen beslenmesi gereklidir, yoksa �lecektir.

Larva zorunlu durumlarda suyun i�ine dalabilir. Ancak bu uzun s�remez ��nk� nefes almak i�in tekrar su y�zeyine d�nmek zorundad�r.

Larvan�n ba�a�a�� su i�inde dururken yemek yiyebilmesi i�in, do�u�tan kendisine verilmi� �ok �nemli bir mekanizma vard�r. Av�na her zaman kendisi gidemeyen larva, suyu hareketlendirerek av�n� aya��na getirir. A�z�n�n iki yan�nda, 4 set halinde bulunan ince t�yl� bir f�r�ay� h�zl� bir �ekilde sallayarak suda bir ak�nt� yarat�r. B�ylece suda bulunan bakteriler, suyun hareketiyle larvan�n a�z�na gelirler. Larva f�r�alara tak�lan bakterileri yer. Bir sivrisinek larvas� g�nde 100-1000 cm3 suyu s�zebilir.

Burada �ok a��k bir dizayn vard�r; larvan�n a�z�n�n etraf�ndaki f�r�a, hayvan�n beslenebilmesi i�in yap�lm�� �zel bir alettir. Larvan�n sahip oldu�u bu sistem sayesinde bo�ulmadan besinine ula�mas� ise, k���c�k bir larvan�n bile Allah'�n "r�z�k veren" (Rezzak) s�fat�n�n korumas� alt�nda oldu�unu g�sterir. Nitekim Kuran bu ger�e�e �zellikle dikkat �ekmektedir:

Kendi r�zk�n� ta��yamayan nice canl� vard�r ki onu ve sizi Allah r�z�kland�r�r. O, i�itendir, bilendir.(Ankebut, 60)

 

Yan�ba��ndaki D��man

T�m sivrisinek larvalar�n�, suda kendi halinde y�zen ve beslenmek i�in bakterilerle yetinen sakin canl�lar olarak tan�mlamak do�ru olmaz Baz� t�rlerin larvalar� olduk�a y�rt�c�d�r. Bu d�nemde s�rekli olarak beslenen kimi larva t�rleri yiyecek bulamad�klar�nda birbirlerini yerler. Bu y�zden larvalar i�in temiz sular de�il, bakterice zengin kirli sular daha uygundur. Bu t�r larvalar�n oldu�u temiz sularda, sal �eklindeki bir yumurta grubunun i�inden yaln�zca birka� tane larva hayatta kal�r.

Ancak anne sivrisinek adeta bunu bilir ve yumurtalar�n� b�rakmak i�in daha �ok kirli sular� se�er! Kirli sularda, sal �eklindeki bu yumurtalardan yakla��k 100 tanesi sa�lam olarak ��kar.

Burada sivrisine�in yapt��� bir se�im s�z konusudur. Sivrisinek biri temiz biri kirli iki farkl� suyla kar��la�t���nda se�imini kirli sudan yana kullan�r.

Acaba sivrisinek, t�r�n�n devam� i�in ge�erli olan bu �nlemleri d���nerek mi yoksa g�zlemleyerek mi bulmu�tur. Hay�r, sivrisinek bu ikisini de yapamaz. Sivrisine�in tecr�be kazanmas�, bu do�rultuda kararlar vermesi ve bunu gelecek nesillere aktarmas� elbette ki s�z konusu de�ildir.

 

Su Y�z�ne ��kmadan Nas�l Nefes Al�n�r?

Mansonya t�r�n�n larvas�, soluk alabilmek i�in suyun y�zeyine ��kmaz. Bunun yerine olduk�a ak�ll�ca ve zor bir y�ntem izler.

Su alt�ndaki oksijen, suda ��z�nm�� olarak bulunur ve burada ya�ayan b�t�n canl�lar (bitkiler ve hayvanlar) bunu kullan�rlar. Bitkiler k�klerinde ve dokular�nda bu oksijeni biriktirirler.

Mansonya larvas� bitkilerdeki bu "paketlenmi�" oksijeni kullan�r. Larvada, su bitkilerinin k�klerini ve dokusunu delmeye ve bunlar�n i�indeki havay� �ekmeye yarayan testere bi�iminde bir organ vard�r. Bunu kullanarak oksijen ihtiyac�n� rahatl�kla kar��lar ve suyun alt�nda s�rekli olarak kalabilir.

Burada yine b�y�k bir dizayn g�r�l�r. Su y�zeyine ��kmayan mansonya larvas�n�n yap�s�nda, bitki k�klerini delebilmesi ve bu k�klerin i�lerindeki havay� �ekebilmeleri i�in gerekli olan her�ey vard�r.

Dahas� larva, v�cudundaki bu "alet"lerin ne ama�la kendisine verildi�ini bilir. Larvan�n bildikleri bununla bitmez. Larva oksijene ihtiyac� oldu�unu ve bu oksijenin bitkilerin k�klerinde bulundu�unu da bir �ekilde bilmektedir. Yaln�zca 1.5 mm . boyunda ve d�nyaya yeni gelmi� bir larvan�n nas�l olup da b�t�n bunlar� bildi�i ise evrimciler a��s�ndan cevaplanamayan bir sorudur.

 

Ak�nt�l� Sularda Ne Yap�l�r?

Ak�nt�l� yerlerdeki larvalar ya�amak i�in bir yerlere tutunmak zorundad�rlar. V�cutlar�ndaki destek sistemleriyle bu problemin alt�ndan kolayca kalkarlar.

�ok h�zl� akan sularda bulunan baz� larva t�rlerinin arkalar�nda 45 derece e�imle v�cutlar�yla birle�mi� uzun bir itici bulunur. Bu iticinin ucunda bulunan k���k kitin kancalar� sayesinde larva herhangi bir yere tutunabilir ve kendisini ak�nt�ya kar�� korumaya al�r. �zellikle Heptegina cinsi sivrisine�in larvas� bu vantuz sayesinde g��l� ak�nt�lara dayanabilir.

 

Sivrisine�in Evi

Baz� sivrisinek larvalar� do�u�tan mimard�rlar. Kendilerini bir yerlere yap��t�racak vantuzlar� olmayan bu larvalar, hem d��manlar�ndan korunmak hem de ak�nt�ya kar�� koyabilmek i�in kendi evlerini kendileri yaparlar. Bu ise ba�l� ba��na ilgin� ve �a��rt�c� bir i�tir, ��nk� her a�amas� zorluklarla doludur.

�ncelikle yumurtadan ��kan larvan�n, g�venli�ini sa�lamak ve ak�nt�ya kar�� koyabilmek i�in bir eve ihtiyac� oldu�unu fark etmesi, bunun �zerine bir ev yapmaya karar vermesi gerekir.

�kinci a�amada larva bir plan yapmal�d�r. Ancak ortada bir sorun vard�r. Larvan�n elinde ne bir teknik alet ne de bir alet gibi kullanabilece�i bir organ -gaga, pen�e, el vs.- vard�r. Dahas� ev yapabilmek i�in su alt�nda pek fazla malzeme de yoktur.

Ancak b�t�n ihtiya�lar� �nceden d���n�lm�� olan larva, ev yapmas� i�in gerekli malzemeye do�u�tan sahiptir. Kolayl�kla �ekil verebilece�i jelatinimsi bir madde salg�lar. Bu malzemeyi en do�ru �ekilde kullanan larva, kendisi i�in en uygun �ekilde, iki taraf� a��k boru benzeri bir yuva yapar. Bu yuvay� ya �amur veya kuma g�mer, ya da yan�nda ta��r.

Burada dikkat edilmesi gereken, larvan�n do�ar do�maz kendini g�venceye almak i�in ev yapmaya ba�lamas� ve ihtiyac� olan maddeyi v�cudunda haz�r bulmas�d�r.

Larva bir kimyager olmad���na g�re bu salg�y� larvan�n kendi zeka ve bilgisiyle �retti�ini d���nmek pek ak�ll�ca olmaz. Kendi akl� ve zekas�yla �retse bile bunu �reten bir sistemi kendi v�cuduna yerle�tirmesi gibi bir�ey d���n�lemez. Mimari bir e�itimi olmad���na g�re, b�yle bir yuva yap�p kuma g�mmeyi planlayamayaca�� da ortadad�r.

Herhangi bir larva, evrimcilerin iddia etti�i gibi bu �zellikleri tesad�fen veya tecr�beyle kazanm�� olsa, edindi�i bilgileri bir sonraki nesile da aktaramaz. Yeni do�an bir canl�, kendisine ��retecek biri olmadan ��renemez.

E�er bir canl� bir bilgiye do�u�tan sahipse, bu bilgiyi en do�ru �ekilde kullan�yorsa ve bu bilgiyi kullanabilece�i b�t�n imkanlara ve malzemelere do�u�tan sahipse, bunun tek bir anlam� vard�r: Bu bilgi ve �zellikler, canl�ya, kendisini yoktan vareden Allah taraf�ndan verilmektedir.

 

Ba�a�a�� Nefes Almak

Larva geli�me d�neminde s�rekli yemek yer. Bunun i�in de a�z�n�n s�rekli suyun i�inde olmas� ve ba�a�a�� durmas� gerekir. Ancak larvan�n ikinci bir temel ihtiyac� da nefes almakt�r. Peki bu iki temel ihtiyac� -yemek yemek ve ba�a�a�� dururken nefes almak- ayn� anda nas�l kar��layacakt�r?

�nsanlar suyun i�inde nefes alabilmek i�in bir tak�m �zel aletlerden (oksijen t�p�, �norkel, hava pompas�, vs.) yararlan�rlar.

Sivrisinek larvas� da, do�u�tan bir dal�� te�hizat�na sahiptir. Suyun i�inde ba�a�a�� dururken, v�cudunun arka taraf�nda bulunan solunum borular�yla nefes al�r. Kimi larvalar da suya paralel durur ve kar�nlar�nda bulunan �� solunum deli�ini kullan�rlar. Bu sistemler, dalg��lar�n kulland��� �norkel ve hava pompalar�n�n bir benzeridir.

�nsana belki de biyolojik bir ayr�nt� gibi gelen bu c�mleler asl�nda bir ger�e�i ortaya ��kart�r: E�er ortada b�ylesine ak�lc� bir dizayn varsa, mutlaka onu yaratan bir ak�l vard�r. Bu ak�l, "alemlerin Rabbi", yani en k���kten en b�y��e kadar t�m d�nyalar�n, t�m boyutlar�n hakimi, e�iticisi ve d�zenleyicisi olan Allah'a aittir.

Allah yaratt��� varl�klar �zerinde sanat�n� tecelli ettirerek insanlara kendi varl���n�n delillerini g�sterir. Bu sanat _ ister insan beyninin karma��k yap�s�nda olsun, isterse bir sivrisinekte_ her yerde kendini g�sterir. ��te bu y�zden Bakara Suresi'nin 26. ayetinde, tek ba��na bir sivrisine�in bile, Allah'�n vermekten �ekinmeyece�i kadar b�y�k bir �rnek oldu�u belirtilir:

��phesiz Allah, bir sivrisine�i de, ondan �st�n olan� da, (herhangi bir �eyi) �rnek vermekten �ekinmez. B�ylece iman edenler, ku�kusuz bunun Rablerinden gelen bir ger�ek oldu�unu bilirler; ink�r edenler ise,

"Allah, bu �rnekle neyi ama�lam��?" derler. (Oysa Allah,) Bununla bir�o�unu sapt�r�r, bir�o�unu da hidayete erdirir. Ancak O, fas�klardan ba�kas�n� sapt�rmaz. (Bakara, 26)

 

�norkele Su Ka�arsa...

Sivrisine�in �norkel benzeri bir solunum borusuyla nefes ald���n� yukar�da belirttik. Ancak �norkelle nefes alman�n bir tehlikesi vard�r. E�er suda olu�acak bir dalgalanma ya da r�zgar �norkelin i�ine su ka��r�rsa bu, sivrisine�in bo�ulmas�na neden olur.

Ancak �ok �zel bir tedbir sayesinde bu durum engellenmi�tir. �norkellerin havayla temas eden u� k�sm� �zel bir ya�la do�u�tan kapl�d�rlar. Bu ya��n �zelli�i suyu iten (hidrofob) bir ya� olmas�d�r. Larva ba�a�a�� su i�inde dururken, bu ya� sayesinde solunum borusunun deliklerinden i�eri su giremez.

Bu salg� �zel olarak su i�in yarat�lm��t�r. Larva sudan ba�ka bir s�v�n�n, �rne�in petrol�n i�ine konuldu�unda, salg� g�revini yapamaz. Petrol �norkelden i�eri girer ve larvan�n bo�ulmas�na neden olur.

10 milimetrelik bir larvan�n, birka� milimetre uzunlu�undaki solunum borusunun ucunda b�yle �zel bir ya��n varolmas�, �zerinde durulmadan ge�ilebilecek bir konu de�ildir. Ayr�nt�lara dikkat edelim:

- Suyun �norkelden i�eri girme riskine kar�� b�yle �zel bir �nlem al�nmas�.

- Salg�n�n tam ihtiya� duyulan yerdeki, yani solunum borusunun ucundaki h�creler taraf�ndan salg�lanmas�.

- Bu ya�l� salg�n�n her yeni nesilde kendili�inden varolmas�...

B�t�n bunlar�n varl��� tesad�flerle a��klanabilir mi?

Elbette ki hay�r.

��nk� tesad�fler karma�aya neden olur. Milyarlarca tesad�f�n ardarda s�ralanmas� ise kaos anlam�na gelir. Birbirinden ba��ms�z par�alardan olu�an ama bu par�alar�n uyumu sayesinde ortak bir amaca hizmet eden sistemler ve mekanizmalar, kaos sonucunda de�il, ancak bilin�li bir dizayn sonucunda ortaya ��kabilirler.

Evrim teorisi ise mevcut canl�lar�n bug�nk� hallerine daha basit yap�da olan canl�lar�n zamanla geli�mesi sonucunda ula�t���n� �ne s�rer. Evrime g�re bu geli�im, zamanla meydana gelen tesad�fi de�i�imlerin, basamak basamak birbirine eklenmesi sonucunda ger�ekle�mi�tir.

Her ne kadar Latince isimler ve karma��k terimlerle "bilimsel" bir k�l�fa sokulmaya �al���lsa da, evrim teorisinin temel mant��� tek kelimeyle ifade edilebilir: "Tesad�f".

�imdi sivrisine�in nefes almas�n� sa�layan �zel yap�s�n�n nas�l varolmu� olabilece�ini, evrim teorisinin iddialar�n� da g�z �n�ne alarak inceleyelim.

Evrime g�re bundan binlerce y�l �nce daha basit yap�l� sivrisineklerin bulunmas� gerekirdi. Bu hayali senaryoya g�re, o zamanki sivrisineklerin solunum borular�n�n daha olu�mad���n� varsayal�m. Peki o zaman sivrisinek larvalar� ne yapacaklard�?

I) Larva suyun i�inde ba�a�a�� durmayacak, nefes almak i�in ba��n� suyun �zerinde tutacakt�. Bunun ka��n�lmaz sonucu b�t�n larvalar�n a�l�ktan �lmesi olurdu.

II) Tesad�fen larvan�n v�cuduna bir solunum borusu eklendi�ini varsayal�m (bunun teknik olarak imkans�zl���na ileride de�inece�iz), solunum borusunun ucunda bulunan ve suyun boruya girmesine engel olan ya� olmad���ndan larva bo�ularak �lecekti. Larvan�n, bu ya�� sentezleyen h�crelerin v�cudunda olu�mas�n� bekleyebilece�i tek bir saniyesi bile olamayacakt�. K�saca bu evrim teorisinin kendi i�erisinde �eli�kili bir durum olu�turmaktad�r.

III) Solunum borusunun ve borunun ucunda bulunan ya��n ayn� anda bir �ekilde larvan�n v�cuduna eklendi�ini varsayal�m. Bu yaln�zca o larvan�n hayat�n� kurtar�rd�. ��nk� v�cudunda olu�an bir de�i�imi bir sonraki nesile aktaramayacakt�. (Parma�� kesilen bir kad�n�n �ocu�unun eksik parmakla do�may��� gibi.) Oysa, v�cuttaki de�i�imin bir sonraki nesle aktar�labilmesi i�in, evrimin yeni organ veya organel olu�turmakla kalmay�p bunun genetik kodunu da canl�n�n �reme h�crelerinde bulunan DNA'ya eksiksiz olarak eklemesi gerekmektedir.

Bu nokta �ok �nemlidir. Bu y�zden konuyu bir ba�ka �rnek �zerinde inceleyelim. �rne�in insan�n atas� oldu�unu varsayaca��m�z bir canl�n�n v�cuduna yeni bir organ, mesela karaci�erin eklenmesini d���nelim. Karaci�erin genetik kodu, milyonlarca �ifreden olu�ur. Bu �ifrelerin hepsinin ayn� anda, o canl�n�n �reme h�crelerindeki DNA'ya kat�lmas� gerekir ki bir sonraki nesilde de ortaya bir karaci�er ��ks�n. Milyonlarca �ifre i�inde yap�lacak tek bir hata, karaci�erin olu�amamas�na, daha do�rusu i�e yaramamas�na ve canl�ya yarar de�il zarar vermesine yol a�ar. S�z�n� etti�imiz hayali canl� ya�am�n� s�rd�remez ve yokolur gider.

Burada bir nokta daha vard�r. S�z konusu canl�, v�cudunda bir karaci�er olu�ana kadar ne yapacakt�r? Karaci�erin v�cutta y�r�tt��� hayati fonksiyonlar� hangi organ yapacakt�r? K�sacas� b�yle bir canl�n�n bir zamanlar varoldu�unu d���nmek bile mant�ks�zd�r. �lk insan, tam ve eksiksiz bir bi�imde ortaya ��km��; yani yarat�lm�� olmal�d�r.

Ayn� �ekilde sivrisinek de, sahip oldu�u �zellikleri DNA's�nda genetik �ifre olarak ta��mak zorundad�r. Aksi takdirde bir sonraki nesil bundan mahrum kal�r. Sivrisine�in atas� oldu�unu varsayd���m�z hayali canl�n�n �reme h�crelerine, hem solunum borusunun, hem de bu borunun ucundaki h�crelerin �rettikleri ya��n genetik �ifrelerinin ayn� anda, eksiksiz, hatas�z olarak kat�lmas� gerekir ki, bu imkans�zd�r. Bunun anlam� da yine sivrisine�in eksiksiz ve kusursuz bir �ekilde bir anda varoldu�u, yani yarat�ld���d�r.

Peki sivrisinek soludu�u havay� v�cuduna nas�l da��tacakt�r?

Sivrisine�in solunumu �u �ekilde ger�ekle�ir:

Sivrisine�in ald��� hava, iki ufak torbac��a dolar. Bu torbac�klar v�cuda yay�lan k�lcal hatlara ba�l�d�rlar ve bu hatlarla havay� her yere da��t�rlar.

Torbac�klar�n aras�nda sivrisine�in ihtiyac�na uygun bir kalp vard�r. Kalp, d�zenli at��larla torbac�klar� pompalayarak, havan�n v�cuda da��lmas�n� sa�lar. Kalpten hemen sonra mide ve ba��rsaklar gelir.

Burada s�z�n� etti�imiz kalp, mide ve ba��rsaklar�n da eksiksiz olarak sivrisine�in v�cudunda bulunmalar� gerekir. �zerinde uzun uzun durdu�umuz solunum sisteminin yan� s�ra, bu organlar da sivrisinek i�in vazge�ilmezdir. B�t�n sistemleri bulunan fakat kalbi olmayan bir sivrisinek elbette ki d���n�lemez.

 

G�ne� Alt�nda ve Suyun ��inde Saatlerce Kal�nca Ne Olur?

Sivrisinek larva ve pupa d�neminin tamam�n� suyun i�inde ge�irir ve genelde su y�zeyinde ya da y�zeye yak�n yerlerde bulunur. Su molek�lleri, g�ne� ���nlar�n� �ok yans�tt��� i�in, do�al olarak, zaman i�inde larvan�n da bundan olumsuz y�nde etkilenmesi gerekir. Oysa larva g�ne�ten hi� etkilenmez. ��nk� bu problem de sivrisine�in v�cudunda bulunan bir pigment sayesinde ��z�lm��t�r.

Bu pigment, tamam� �rik asit gran�lleriyle doldurulmu� olan �rositlere benzeyen h�creler a��ndan olu�ur. �rik asit, �effaf olan larva ve pupa i�in g�ne�e kar�� koruyucu g�revi g�r�r, sivrisinek de bu sayede g�ne� alt�nda kavrulmaktan kurtulur.

Bu b�l�me kadar s�ralad���m�z b�t�n mucizevi �zelliklerin, sivrisine�in v�cudunda, yine bir mucize eseri kendili�inden ortaya ��kt���n� varsayal�m. Yaln�zca s�z�n� etti�imiz bu kalkan bile larvan�n v�cudunda bulunmasa, di�er b�t�n �zelliklerin bir anlam� kalmaz, larva g�ne� alt�nda kavrularak �l�r.

Sivrisineklerin �o�unda larva d�nemi bir hafta kadar s�rer. Bu s�renin uzunlu�u daha �ok, �s�ya ba�l�d�r ama beslenmeyle de dolayl� olarak ilgilidir.

Larva giderek b�y�r, derisi k�sa bir s�re sonra daha fazla b�y�mesini engelleyecek �ekilde gerginle�meye ba�lar. Bu da ilk deri de�i�im zaman�n�n geldi�i anlam�na gelir. Art�k larva pupa d�nemine ge�meye haz�rd�r.

PUPA D�NEM�

 

�yice b�y�yen larva sert derisini a�abilmek i�in keskin bir alete ihtiya� duyar. Ancak d��ardan hi�bir canl�n�n yard�m� olmad��� i�in, bu problemi kendisi ��zmek zorundad�r.

O ana kadar ihtiyac� olan her �eyi kolayca bulmu�tur. Tabi ki bu zor an�nda da onun i�in bir kolayl�k vard�r. Her �eyi yerli yerinde yapan Allah, larvan�n ihtiyac�na y�nelik �zel bir organ vermi�tir.

Larvan�n ba��n�n arkas�nda, sert deriyi k�rmaya yarayan bir organ vard�r. Bu organ deri de�i�imin hemen ard�ndan v�cuttan at�l�r. E�er bu organ olu�masayd� ya da daha ge� olu�sayd�, larva derisinin i�inden ��kamayaca�� i�in s�k��arak �lecekti.

Alttan gelen yeni deri ise, yumu�ak ve esnektir. Larvan�n b�y�mesi de bu esnek deri sayesinde kolayla�m�� olur.

Sivrisinek larvas� geli�imini tamamlay�ncaya kadar 3 kez daha deri de�i�tirecektir. Toplam olarak 4 defa deri de�i�tirerek geli�ir ve sonunda 10 mm . uzunlu�una var�r.

Sivrisinek kurt�uklar� art�k ger�ek bir sivrisinek olmak i�in son a�ama olan "pupa" d�nemine girmi�lerdir. Bu en fazla birka� g�n s�ren �ok k�sa bir evredir ve bu d�nemde pupa beslenmez.

Sivrisine�in ileride ayak ve kanatlar�n�n yeralaca�� g���s (toraks) k�sm�yla birle�mi� olan kafas� b�y�k ve yuvarlakt�r. Bu a�amada da sivrisinek yepyeni bir canl� gibidir ve ihtiya�lar� da de�i�mi�tir.

 

Yeni Beden, Yeni �htiya�lar, Yeni ��z�mler...

Larvadan pupaya ge�i� d�neminde solunum �norkelleri kapan�r. Bu, larvan�n nefessiz kalmas� anlam�na gelir. Ancak olduk�a ilgin� bir geli�me olur ve pupan�n �n taraf�nda iki yeni hava borusu ��kar. Bir kez daha sivrisinek, kendisi i�in �ok �zel tasarlanm�� bir geli�im program� sayesinde hayatta kalmay� ba�ar�r. Larva bu iki yeni hava borusunu su y�zeyine ��kartarak nefes almaya ba�lar.

Pupalar, soluk alabilmek i�in suyun y�zeyine yak�n dururlar. Hareketleri �ok s�ratlidir, ama beslenmeye ihtiya�lar� yoktur. Pupa d�nemi 3-4 g�n i�inde son bulur.

Pupa d�neminin sonuna do�ru, sivrisine�in rengi iyice esmerle�ir, derisi �effafla��r. Be� g�n i�inde, pupan�n �effafla�an derisi a��l�r ve eri�kin sivrisinek sudan d��ar� ��kacak hale gelir. Bu ��k�� an�, ger�ekten de insan� hayran b�rakacak bir ustal�k g�sterisidir. ��nk� gen� sivrisinek, suyun i�inde y�zmekte olan pupas�ndan, suya hi� de�meden ��kar. Bunu ba�armas� ise �artt�r, ��nk� �slanm�� kanatlarla u�amaz.

Kanatlar ve bacaklar pupa evresindeyken geli�imlerini tamamlam��lard�r ve pupan�n i�inde kullan�ma haz�r bir �ekilde beklerler.

Kozas�ndan ��kmadan hemen �nce pupa nefes alarak geni�ler. Bu geni�lemenin etkisiyle koza ilk olarak ba� taraf�ndan �atlar. Ancak e�er bu �atlama ba� taraftan de�il de, alt taraftan ba�lasayd�, sivrisinek suyun y�zeyine ��kamazd� ve bo�ularak �l�rd�.

��kmaya haz�rlanan sivrisinek bu a�amada b�y�k bir tehlikeyle kar�� kar��yad�r. �atlayan kozan�n i�ine su girerse bu onun sonu olacakt�r. Fakat tabi ki bunun da tedbiri �nceden al�nm��t�r. Kozan�n y�rt�lan ba� taraf�, sivrisine�in kafas�n�n su ile temas�n� engelleyecek �zelliklere sahip, yap��kan bir s�v�yla kaplanm��t�r. Bu s�v�, t�pk� hayvan�n daha �nce kulland��� "�norkel"in s�v�s�nda oldu�u gibi, suyu iten (hidrofob) bir yap�ya sahiptir. Bu �zel s�v� pupan�n ba� taraf�nda bulunmasayd�, �atlayan kozan�n i�ine su dolard�. Kanatlar� ve v�cudu �slanan sivrisinek, kozayla beraber batard�.

Sivrisine�in kozas�ndan ��karken kar�� kar��ya oldu�u tehlikeler bununla da s�n�rl� kalmaz, onu yeni zorluklar beklemektedir. Suyun i�inde kendisini s�ms�k� �evreleyen kozan�n i�inden ��kmaya �al��an sivrisine�in durumunu bir d���nelim:

Dengesi bozulup kozay� ters �evirebilir. ��karken suya temas edip �slanabilir. Her iki durumda da bo�ulur.

Pupa nefes almaya devam eder. Esebilecek en ufak bir r�zgar onun suya de�ip �slanmas�na ve b�ylece �lmesine neden olaca�� i�in, sivrisinek pupadan ��kmak i�in r�zgars�z bir an� se�er. Sonra ba��n� ve �n ayaklar�n� kozan�n i�inden yava� yava� ��kar�r. �n ayaklar�n� su y�zeyine yaslay�p, v�cudunun kalan k�sm�n� suyun i�indeki kozadan d��ar� �eker. Burada sivrisine�in ayaklar�nda m�kemmel bir tasar�mla yarat�ld��� bir kez daha g�r�l�r. Sivrisine�in ayaklar�nda, suya batmay� engelleyecek bir yap� vard�r.

E�er sivrisine�in ayaklar�nda bu �zellik bulunmasayd�, hayvan suyun �zerine ��kamadan, kozan�n i�inde bo�ularak �l�rd�.

Sivrisinek sualt� d�nyas�ndan, d�� d�nyaya ihtiyac� olan her�ey tamamlanm�� olarak ��kar. U�abilece�i kanatlar� sualt�nda olumu�tur. Kan emece�i �zel mekanizmas� sualt�nda olu�mu�tur. Kurbanlar�n�n dokular�n� uyu�turacak, kan�n p�ht�la�mas�n� engelleyecek �zel s�v�s� sualt�nda olu�mu�tur. Kar�� cinsin kanat ��rpma frekans�n� ay�rt edecek kadar �st�n alg� yetene�i sualt�nda olusmu�tur. Sivrisinek suyun i�inden d�� d�nyaya, eksiksizce yarat�lm�� olarak ad�m atar. Bizim d�nyam�z i�in adeta yoktan var olmu� gibidir.

Kozadan ��kt�ktan sonra sivrisinek bir s�re suyun �st�nde dinlenir ve daha sonra da u�up gider. Art�k ger�ek hayata ba�lam��t�r.

Ancak dikkatle d���n�lmesi gereken ba�ka noktalar da vard�r:

- Suyun i�inde ya�ayan larvan�n, u�man�n ne demek oldu�unu bilmesine imkan yoktur. Ancak u�u� i�in gerekli kanatlar, o daha suyun i�indeyken eksiksiz yarat�l�rlar.

- E�er u�abilece�i kanatlar�n ve suyun �zerinde durmas�n� sa�layacak yap�daki ayaklar�n geli�imi, sivrisinek suyun i�indeyken bitmeseydi, bu onun sonu olurdu. Sivrisinek pupadan ��kar ��kmaz bo�ulurdu. Oysa her �ey tam zaman�nda haz�rd�r.

Sivrisine�in d�nyaya gelmesindeki t�m a�amalar� ba��ndan itibaren d���nd���m�zde hayvan�n yumurta olarak suya b�rak�lmas�ndan u�mas�na kadar ge�en �e�itli a�amalar�n hepsinin, ba�l� ba��na birer harika oldu�unu g�r�r�z. Sivrisinek g�zlerini d�nyaya a�ana kadar y�zlerce tehlikeli d�neme�ten ge�er. Bunlar�n herbirindeki hassas dengeler ve ince ayarlar sayesinde bu d�neme�leri a�arak hayata g�zlerini a�ar.

Belki bu kadar �arp�c� denge ve ayarlamalara gerek olmayabilirdi. Hayvan, daha basit, daha sade yollardan d�nyaya gelebilirdi. Ancak, son derece etkileyici bir dizayn vard�r ortada. ��te bu nedenle, tek bir sivrisinek dahi Allah'�n yarat���ndaki muhte�emli�i g�sterdi�i i�in �nemli bir delildir. Ve yine bu nedenle

"Allah bir sivrisine�i �rnek vermekten �ekinmez" (Bakara, 26).

��nk� evrendeki di�er herhangi bir varl�k gibi bu k���c�k hayvan da O'nun ayetleriyle doludur.

YEPYEN� B�R BEDEN

 

Suyun i�indeki d�nyas�n� geride b�rak�p yeni bir d�nyaya ad�m atan sivrisinek art�k bamba�ka bir canl�d�r. Bu canl�n�n yeni bedeni �nceki halleri gibi say�s�z mucizelerle doludur. E�er sivrisine�in v�cudu yak�ndan incelenirse her ayr�nt�da �ok �zel bir yaratman�n izleri g�r�l�r. �imdi bu mucizelere tan�k olmak i�in sivrisine�in yap�s�n� b�l�m b�l�m ele alal�m.

Sivrisine�in v�cudunda 3 b�lge bulunur: ba�, g���s ve kar�n k�s�mlar�. Herbiri ayr� birer tasar�m harikas� olan bu b�l�mleri ayr� ayr� inceleyece�iz.

 

Ba� K�sm�

Sivrisine�in ba��n�n �st yan�ndan iki anten ��kar. Bu antenler duyu h�crelerince zengin, �ok hassas alg�lay�c�lard�r. Erkek sivrisineklerin antenleri, di�ilere g�re �ok daha hassast�r. ��nk� bu antenler sayesinde, �iftle�me zaman� geldi�inde, binlerce ses aras�nda di�isinin kanat ��rpma frekans�n� alg�lar

Di�i sivrisineklerde, antenlerin aras�nda, sivrisine�in kan emmek i�in kulland��� emme t�p� ya da di�er ad�yla hortumu bulunur. Bu hortum basit yap�da bir hortum de�ildir. ��inde olduk�a karma��k bir sistem bar�nd�r�r. Asl�nda hortum, �ok �zel bir kesme ve vakumlama mekanizmas�n�n k�l�f�d�r. Bu mekanizman�n bir ad� da "labium"dur.

Sivrisinek �s�rd���nda bu k�l�f geriye do�ru esner ve kesici mekanizma devreye girer. Bu mekanizma 6 par�adan olu�ur. Bunlardan 4 tanesi kesici b��akt�r ve bu b��aklar olduk�a etkilidirler. Bir insan derisini kolayl�kla kesebildikleri gibi, kurba�an�n ya da bir y�lan�n pullu derisini de kesebilecek g��tedirler.

Di�er iki par�a ise birle�erek i�i bo� bir boru meydana getirirler. Sivrisinek bu t�p� b��aklar�n a�t��� yaradan i�eri sokar ve bu sayede kurban�n�n kan�n� emebilir.

B��aklardan birinden yaran�n i�ine ak�t�lan bir s�v� dokular� uyu�turur. Bu bir nevi lokal anestezidir. B�ylece sivrisinek derinizi kesip, kan�n�z� emerken siz bir �ey hissetmezsiniz. Ayr�ca bu s�v� kan�n p�ht�la�mas�n� engelleyerek, sivrisine�in kan emmeye devam etmesini sa�lar. Sivrisine�in �s�rd��� b�lgenin daha sonra ka��nt� yapmas� ve �i�mesi bu s�v� y�z�ndendir.


sivrisine�in 35 defa b�y�t�lm�� mikrofilmi

 
sivrisinek kafas�n�n alttan g�r�n�m� 60 kez b�y�t�lm�� olarak

 

G���s K�sm�

Bu b�l�m, sivrisine�in kafas�n�n arka taraf�nda bulunur. Sivrisine�in 6 aya�� da g���sten ��kar. Ayr�ca yine burada 1 �ift kanad� bulunur. Bu kanatlar pullarla kapl�d�r ve i�lerinden damarlar ge�er.

Baz� b�cek t�rleri 2 �ift kanada sahiptir. Ancak sivrisineklerde ikinci bir kanat tak�m� yerine kal�n ve k�t yumrular ("stubby knob"lar) vard�r. Bunlar u�u� esnas�nda titre�erek kontrol sa�lamaya yard�mc� olurlar.

Sivrisine�in v�cudu k�ll�d�r. Ayr�ca kafa, kanat ve bacaklarda pullar vard�r. Bu pullar kelebek pullar�n� and�r�r.

 

Kar�n k�sm�

Sivrisinekler bir seferde ortalama 2.8 mg. kan emerler ki, bu kendi ortalama a��rl�klar�ndan (2.5 mg.) daha fazlad�r. (Bu, 70 kg .'l�k bir insan�n bir seferde, �stelik de k�sa bir s�rede 70 kg '�n �zerinde yemek yemesine benzer) Acaba bu kadar hassas bir yap�ya sahip bir b�cek nas�l olup da kendi a��rl���nca kan emebilmektedir?

Bu sorun da �ok kolay bir �ekilde ��z�lm��t�r. Sivrisine�in kar�n b�l�m�ndeki deri esnek ve saydam bir zardan olu�ur. Kan i�eri �ekilirken bu zar a��larak kar�n k�sm�n�n geni�lemesini sa�lar. Bu sayede sivrisinek de diledi�i kadar kan emebilir.

Yap�lan deneylerde, sivrisine�in karn�n�n i�indeki gerilim sens�rlerinin bir operasyonla al�nmas� durumunda, sivrisine�in kan emmekten patlad��� g�r�lm��t�r. Buraya kadar belirtilen b�t�n sistemlerin yan�nda, sivrisine�in karn�nda bir de kapasite kontrol sinirlerinin bulunmas�, yarat�l��taki �st�n sanat�n bir ba�ka �rne�idir.

1)Sivrisinek alt� b��aktan olu�an kesme sistemiyle deriyi deler. Kesme i�lemi s�rerken, b��aklardan birinin i�inde yaraya ak�t�lan salg� dokular� uyu�turur ve �s�r�lan canl�, kan�n�n emildi�inin fark�na bile varmaz. Bu salg�  ayn� zamanda kan�n p�ht�la�mas�n�  engelleyerek, emme i�leminin devam etmesini sa�lar.
2)Kan emmeye devam eden sine�in karn� zamanla kan dolmaya ba�lar.
3)Sonunda sivrisine�in karn� kendi a�irl���ndan daha fazla kanla dolar. 

San�ld���n�n aksine, sivrisinekler kanla beslenmezler. Sivrisinek g�das�n� bitki �zlerini yiyerek temin eder. Erkek sivrisinekler ya�amlar� boyunca hi� kan emmezler.

Ancak di�i sivrisinekler, yumurtlama d�neminde yumurtalar�n protein ihtiyac�n� kar��lamak i�in kan emerler. Emilen kan� sindirmek 3-4 g�n s�rer. Daha sonra kan emme i�lemi tekrarlan�r. Bu d�ng� yumurtlama evresinin sonuna kadar s�rer.

 

Av�n Yerini Tesbit Eden Hassas Al�c�lar

Sivrisine�in Alg�lar�ndan biri de �s�ya kar�� duyarl�d�r. �evresindeki cisimleri yayd�klar� �s�ya g�re alg�lar.

Geceyar�s� zifiri karanl�k bir odada da uyusan�z, sivrisinek kolayl�kla sizi bulur. B�t�n v�cudunuz yorganla �rt�l� olsa, ancak sadece bir eliniz a��kta kalsa, sivrisinek an�nda bu eti tespit eder ve kan� oradan emer. Peki bu hayvan bu i�i, _insanlar i�in genellikle son derece tats�z ve �zerinde d���nmek istemedikleri bir konu da olsa_ bu harika i�i nas�l ba�armaktad�r? Karanl�kta av�n� eliyle koymu� gibi bulabilmesinin s�rr� nedir?

Cevap yine �ok �st�n bir dizayn� g�sterir: Sivrisinek av�n� bulabilmesi i�in �st�n bir sistemle donat�lm��t�r. Bu sistem �s�, gaz, nem ve �e�itli kimyasal maddelere duyarl� �e�itli resept�rler i�erir. Bu sayede sivrisinek, av�n�n yerini karanl�kta �ok kolay tespit eder.

Is�ya hassas alg�lay�c�lar kullanmak, g�n�m�z askeri teknolojisinde de s�k s�k kullan�lan ve �zellikle karanl�k ortamlarda olduk�a etkili olan bir y�ntemdir. Sivrisine�in v�cudunda da �ok hassas bir �s� alg�lay�c�s� vard�r. "Tarsi" ad� verilen bu organ, sivrisine�in �n ayaklar�nda bulunur. Bunlar, bir v�cuttan gelen �s� dalgalar�n� ke�fettiklerinde sivrisinek adeta ona do�ru �ekilir ve hi� yan�lmadan hedefine ula��r. Dahas� bu �s� alg�lay�c�s� sayesinde, derinin alt�nda kan�n yo�un oldu�u b�lgeleri -��nk� damarlar dokulardan daha s�cakt�r- kolayl�kla bulur.

Bir ba�ka deyi�le, zifiri karanl�ktaki bir yatak odas�na giren bir sivrisinek, uyuyan ki�inin a��ktaki bedenini, hatta cilde yak�n damarlar�n� gayet net bir bi�imde alg�lar.

Sivrisine�i �eken bir ba�ka unsur karbondioksit gaz�d�r. �nsan ve hayvanlar�n nefesinde bulunan bu gaz, sivrisinekler i�in olduk�a �ekicidir ve av�n� bulmas�na yarayan �nemli bir ipucudur.

Karbondioksitin sivrisinekler �zerindeki etkisini kan�tlamak i�in yap�lan bir deneyde, iki insan maketi birbirlerinden 2 metre uza�a konulmu�tur. Daha sonra da, bu maketlerin a��z k�sm�na yerle�tirilmi� bir mekanizmadan d��ar�ya, nefes al�p verme h�z�yla karbondioksit verilmi�tir. Bunun hemen ard�ndan sivrisinekler kuklalar�n ba�lar�n�n etraf�nda d�nmeye ba�lam��lard�r. ��te bu y�zden sivrisinekler, ba��n etraf�nda di�er b�lgelere oranla daha �ok d�nerler.

Kanda bulunan aminoasitlerin, aminlerin ve amonya��n ve laktik asitin kar���m� da sivrisine�i cezbeder; bu maddelerin 2000 defa seyreltilmi� deri�imi bile, sivrisinek i�in, saf sudan 5 kat daha fazla �ekicidir. Nem de sivrisine�i �eken �nemli fakt�rlerdendir.

K�sacas�, sivrisinek, �s�, gaz, nem ve koku dedekt�rleriyle y�kl� bir sava� u�a�� gibidir. Av�n� karanl�kta g�remese bile, hedefi yan�lmadan bulabilece�i �st�n sistemlerle donat�lm��t�r. Yakla��k 25 ila 30 metreden av�n�n varl���n� ve yerini tespit edebilir.

Peki b�ylesine �zel bir yap� tesad�flerin ardarda eklenmesi sonucunda olu�mu� olabilir mi?

Bilindi�i gibi yumurtalar�n�n protein ihtiyac�n� kar��layabilmek i�in, di�i sivrisine�in kurbanlar�ndan emdi�i kana ihtiyac� vard�r. Bu kan� temin etmesi i�in de kurban�n� bulabilmesi zorunludur.

Evrim teorisine g�re, sivrisine�in yukarda s�ralad���m�z alg� yetene�ini zaman i�inde, a�ama a�ama kazanm�� olmas� gerekir. Ancak sivrisine�in binlerce y�l boyunca, kendi v�cudunda tesad�fen bir �s� resept�r� olu�mas�n� bekleyecek zaman� yoktur. E�er bu alg�lama sistemi do�u�tan olmazsa sivrisinek av�n� bulamaz ve yumurtalar �l�r. Yani zaman i�inde geli�im diye bir olas�l�k s�z konusu de�ildir.

Sivrisine�in sahip oldu�u alg�lay�c�lar� bir kez daha tekrar edelim; Is�, nem, gaz ve kimyasal madde alg�layan sistemler. Bunlar�n yan�nda bir de, kar�� cinsi alg�lamas�n� sa�layacak titre�im duyargalar�.

10 mm . boyundaki sivrisine�in, bu kadar etkili alg�lama sistemleriyle donat�lm�� olmas�, ihtiya�lar�n�n bilin�li bir "yarat�c�" taraf�ndan d���n�ld��� ve do�u�tan kar��land��� anlam�na gelir. Bu ihtiya�lar� kar��layan ise, sivrisine�i yoktan vareden Allah't�r. Allah yery�z�ndeki her canl�ya r�zk�n� verdi�i gibi, bu r�z�klara ula�malar�n� sa�layan yetenek ve donan�mlar� da vermi�tir. Bir ayet, bu ger�e�i ��yle haber verir:

Yery�z�nde hi� bir canl� yoktur ki, r�zk� ona ait olmas�n. Onun karar (yerle�ik) yerini de ve ge�ici bulundu�u yeri de bilir. T�m� apa��k bir kitaptad�r. (Hud, 6)

 

Av�n� Sokmas�

Is�, gaz, nem veya kimyasal salg� uyar�lar�ndan birini alg�layan sivrisinek hemen av�na y�nelir. Sivrisinek av�n�n �zerine o kadar yumu�ak konar ki, bu �o�u zaman hissedilmez bile. Daha sonra a��z b�lgesinde bulunan bir �ift alet yard�m�yla, delmek i�in en uygun olan noktay� bulur. Bu aletlere "palpi" denir.

�lk delme i�lemi alt ve �st �ene taraf�ndan yap�l�r. Hortumun i�inde bulunan 4 kesici b��ak deriyi derinlemesine keser. S�cakl�k, koku, tat ve dokunma duyu organlar�, deri alt�ndaki k�lcal damarlar�n s�k oldu�u yerleri saptamada �nemli rol oynar. Birka� denemeden sonra sivrisinek damar� bulur.

Sivrisinek a�t��� delikten i�eri uzatt��� t�p yard�m�yla kan� emer. Bu t�p sayesinde k���k bir kan damar�na girip, kan� do�rudan buradan i�ebilir. Ya da deriyi kesti�inde �evredeki dokularda biriken kan� emer.

�o�u kez delici i�neler deriye dikine girer. Sivrisine�in i�nesinin en �nemli �zelli�i belirli bir derinlikte e�ilebilmesidir. Bu muhte�em �zelli�i sayesinde i�ne deri alt�nda kolayl�kla hareket eder, hatta derinin y�zeyine paralel uzanacak hale bile gelebilir. B�ylece i�nesini damarca en zengin b�lgeye ula�t�r�r.

Ancak burada sivrisine�i bekleyen �nemli bir sorun vard�r. Sivrisinek bir insan� �s�rd��� anda, insan v�cudunda bulunan bir t�r savunma sistemi devreye girer. V�cuda mikroplar�n girmesini engellemek ve kan� durdurmak i�in gerekli olan enzim, yara b�lgesine salg�lanmaya ba�lar. Bu enzim kan�n p�ht�la�mas�n� sa�lar. Kanda p�ht�la�man�n ba�lamas� ise, sivrisine�in kan emi�ini imkans�z hale getirecektir. (P�ht�la�ma, �zetle plazma proteinlerinden biri olan fibrinojenin fibrin haline d�n��mesidir.)

Fakat bunu "bilen" (!) sivrisinek, kesici b��aklar�ndan birisinin i�inden yaraya, p�ht�la�may� engelleyen bir salg� enjekte eder! Bu salg� "anti coagulant" (p�ht�la�ma engelleyici) bir enzim i�erir. B�ylece kandaki enzim etkisiz hale getirilir ve p�ht�la�ma durur.

kilif i�inden �ikan bi�ak

Sivrine�in hortumu i�inde 6 b��aktan olu�an bir kesme mekanizmas� vard�r. 4 b��ak deriyi keserken, di�er 2 b��ak birle�erek i�i bo� bir boru meydana getirirler. Sivrinek bu boruyu kesti�i dokunun i�ine sokar ve kan� emer.

 
 

Dahas� bu salg� sayesinde sivrisinek kurban�na lokal anestezi yapar. Kesti�i b�lgeyi uyu�turur. Bu sayede kurban, derisinin kesildi�inin ve kan�n�n emildi�inin fark�na varmaz. Deride alerjik reaksiyona, dolay�s�yla da ka��nmaya neden olan �ey de i�te bu salg�d�r.

B�t�n bu anlat�lanlar saniyelerle ifade edilebilecek bir zaman diliminde olup biterken, insan kendisini bir sivrisine�in soktu�unun fark�na bile varmaz.

Bir di�i ortalama olarak bir seferde 2,8 miligram kan emer ve bu yakla��k 2,5 dakika kadar s�rer. Emme i�leminin tamamlanmas� ile kan, sindirim sisteminin �n k�sm�nda bulunan emme pompalar� sayesinde orta ba��rsa�a g�nderilir. Kar�n k�sm� sindirim sistemine kadar kanla dolar. Kan� sindirme i�lemi ortalama 3-4 g�n s�rer, ondan sonra emme i�lemi tekrarlan�r.

T�m bu i�lem �zerinde biraz durup d���nmek ise, bizi �ok �nemli baz� sonu�lara ula�t�r�r.

Sivrisinek ihtiyac� olan kana ula�abilmek i�in yaln�zca �st�n alg�lama sistemleri, kesme ve emme mekanizmalar�yla de�il, kimyasal bir bilgiyle de donat�lm��t�r. ��nk� sivrisinek, yukarda belirtildi�i gibi, kan�n p�ht�la�mas�n� engelleyen bir salg� kullanmaktad�r. Hem de hi� tan�mad���, bilmedi�i bir v�cudun savunma sisteminde yeralan bir enzime kar��. Dahas� bu salg�, sivrisine�in bir cerrah gibi kesti�i canl� dokular� uyu�turma �zelli�ine sahiptir.

YEPYEN� B�R BEDEN 2

 

Bu bilgiden sonra �u sorular� sormak ka��n�lmazd�r:

Kan�n p�ht�la�ma gibi bir �zelli�i oldu�unu sivrisinek nereden bilmektedir?

Kesti�i dokunun canl� oldu�unu, bu i�lemin kurban�na ac� verece�ini nas�l ��renmi� ve bu probleme kar�� uyu�turma tekni�i geli�tirmi�tir? Ameliyat �ncesinde lokal anestezi yapmak insan�n t�p bilimi yard�m�yla geli�tirdi�i bir tekniktir. Sivrisinek bu ilme nas�l sahip olmu�tur?

Bu s�v�lar�n laboratuvar �artlar�nda bile sentezlenmesi son derece g��ken, sivrisinek bu s�v�ya nas�l sahip olmu�tur?

Uyu�turan ve kan�n p�ht�la�mas�n� engelleyen s�v�n�n, deriyi par�alayacak ve bu s�v�lara en �ok ihtiyac� olacak olan kesici b��aklar�n i�inde bulunmas� yaln�zca bir tesad�f m�d�r?

1 cm 'lik bir canl�n�n 0.1 cm . uzunlu�unda, yakla��k 0.01 cm . �ap�ndaki borusunun i�inde olduk�a �st�n bir mekanizman�n yerle�tirilmi� olmas� nas�l a��klanabilir?

Ku�kusuz cevap ortadad�r: Sivrisine�in insan v�cudundaki kan�n kimyasal bile�imi hakk�nda bilgi sahibi olmas� ve sonra da bu bilgiyi de�erlendirerek kendi bedeninde ��z�mler geli�tirmesi s�zkonusu olamaz. A��kt�r ki, sivrisinekteki salg� ve bu salg�y� insandaki kan damar�na enjekte eden sistem, hem insan bedeninin yap�s�n� hem de sivrisine�in anatomisini en ince ayr�nt�s�na kadar bilen ve bunlara hakim olan tek bir yarat�c�n�n yaratmas�yla varolmu�tur.

Kuran, Allah'�n "alemlerin Rabbi" oldu�unu bildirir. "Alem" �o�ul bir kelimedir ve farkl� d�nyalar, farkl� boyutlar ya da farkl� d�zen ve sistemler gibi anlamlara gelir. "Rab" kelimesi ise, e�iten, yeti�tiren, d�zenleyen, h�k�m koyan, sahip olan gibi anlamlar ta��r. Sivrisine�in insan bedeninde ger�ekle�tirdi�i inan�lmas� zor "operasyon" da, kendi i�inde k���k bir alemdir. Bizim ayr�nt�lar�n�n fark�nda olmad���m�z, bilim yoluyla yeni yeni ke�fetti�imiz bu alemdeki �st�n "dizayn"�n sahibi, yani bu alemin "Rabbi" ise Allah't�r. Her canl�ya farkl� r�z�klar verdi�i gibi, sivrisine�e de insan kan�n� vermi�tir ve dahas� bunu ona �ok g�rkemli bir "dizayn g�sterisi" ile vermektedir. Bu k���c�k hayvana bile kolayl�kla ma�lup olan insana d��en g�rev ise, Allah'�n farkl� alemlerde yaratt��� delilleri g�rmeye �al��mak, O'nu hakk�yla takdir etmektir. Bir ayet, insanlar� bu konu �zerinde d���nmeye ��yle �a��r�r:

Ey insanlar, (size) bir �rnek verildi; �imdi onu dinleyin. Sizin, Allah'�n d���nda tapmakta olduklar�n�z -hepsi bunun i�in bir araya gelseler dahi- ger�ekten bir sinek bile yaratamazlar. E�er sinek onlardan bir �ey kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar. �steyen de g��s�z, istenen de. Onlar, Allah'�n kadrini hakk�yla takdir edemediler. ��phesiz Allah, g�� sahibidir, azizdir. (Hac, 73-74)   

 

 

�st�n U�u� Tekni�i

Sivrisinek kanatlar�n� saniyede yakla��k 500 defa ��rpar. Bu y�zden kanatlar�n sesi insan taraf�ndan bir v�z�lt� olarak alg�lan�r. �nsana imkans�z gibi gelen bu rakam �ok hassas �l��mler sonucunda elde edilmi�tir ve ger�ekten de �a��lacak bir rakamd�r.

Bir �rnek konunun daha iyi anla��lmas�na yard�mc� olabilir. E�er insan�n kollar� bir makineye ba�lanarak saniyede 500 kere a��l�p kapanmaya zorlansa, sonu� olduk�a dramatik olur. Kolun omuza ba�land��� eklem par�alan�r, ba�lant�lar yanar, kolu tutan b�t�n lifler kopar, ve kol tamamen sakat kal�r. E�er hareket bir saniyeden daha uzun bir s�re yapt�r�l�rsa, kol omuzdan ��kar ve kopar. �nsan i�in imkans�z olan bu hareket, do�du�u g�nden itibaren sivrisine�in g�nl�k ya�am�n�n bir par�as�d�r.

Elbette bu mucizevi olay, sivrisine�in yarat�l��tan sahip oldu�u �e�itli destekleyici sistemler sayesinde ger�ekle�ir.

�ncelikle, kanatlar� ��rpan kaslar�n ve ba�lant�lar�n�n son derece g��l� ve dayan�kl� olmalar� gerekir.

Bir ikinci ko�ul ise bu kaslara enerji sa�lanmas�d�r. Bilindi�i gibi h�creler, enerjiyi oksijen kullanarak sentezlerler. Oksijen kullan�m kapasitesinin y�kselmesiyle orant�l� olarak dayan�kl�l�k artar.

�nsan v�cudunda oksijen akci�erden kana kar���r ve kan yoluyla h�crelere ula�t�r�l�r. Ko�an bir insan�n yorulmas�n�n nedeni, zamanla h�crelere gerekli oksijenin ula�t�r�lamamas�d�r. Yorulman�n bir ba�ka sebebi, kas h�crelerinde laktik asidin ortaya ��kmas�d�r. Bu asit h�crelerden at�lmazsa yorgunluk hissine neden olur.

Bu durum sivrisinekler i�in olduk�a farkl�d�r. B�y�kl��� kendi v�cudunun b�y�kl���ne yak�n olan kanatlar�n� saniyede 500 defa ��rpabilmek i�in, sivrisine�in �ok fazla oksijene ihtiyac� vard�r.

��te bu y�zden sivrisine�in solunum sistemi tam da bu ihtiyac� kar��layacak �ekilde yarat�lm��t�r. Solunum sistemi hemen hemen her h�creye ula�an �zel bir solunum borusundan olu�ur. Bu boru do�rudan d��ardaki havaya ba�l� oldu�undan, h�creler oksijen al��veri�ini arac� bir madde olmaks�z�n yaparlar. Art�k maddeler de bu borular sayesinde h�crelerden atmosfere verilirler. ��te bu y�zden, sivrisinek bir dakika i�inde binlerce defa kanat ��rpar ve hi� yorulmaz.

Sivrisine�in kanatlar�n� bu kadar h�zl� ��rpabilmesi, ona u�u� i�in bir�ok avantaj kazand�r�r. Dikey durumda a�a�� yukar� u�abilir, kolayl�kla ileri geri hareket eder. Sivrisinek, helikopter ve u�aktan �ok daha �st�n u�u� �zelliklerine sahip kusursuz bir makine gibidir.

Bir u�a��n veya helikopterin u�abilmesi i�in, �zel olarak rafine edilmi� yak�tlar kullan�l�r. Olduk�a pahal� olan bu yak�tlar, her u�u� �ncesinde tekrar doldurulur. Oysa sivrisinek b�t�n enerjisini yedi�i bitki �zlerinden al�r. U�aklar ve helikopterler her u�u� �ncesinde bak�mdan ge�irilir, motor par�alar� s�rekli yenilenir. Sivrisinek ise b�t�n �mr� boyunca, s�rt�ndaki kaslar�n g�c� sayesinde u�ar ve hi�bir problemle kar��la�maz.

G�n�m�z hava ta��tlar� ancak son y�zy�lda geli�tirilebilmi�tir. Y�llar s�ren ara�t�rmalar�n ve uzun �al��malar�n sonucunda bug�nk� �zelliklerini kazanm��lard�r. Kullan�lan bilgi birikimi ise, y�zy�llar�n bilgi birikimidir. Geli�menin her a�amas�nda insan akl�n�n d���nce ve tasar�m g�c� kullan�lm��t�r. Ancak teknoloji ne kadar ilerlemi� olursa olsun, insano�lu do�adaki u�u� teknolojisinin �ok gerisindedir. Mevcut hi�bir teknoloji, sivrisine�in boyutlar�nda ve onun u�u� �zelliklerinde bir makine yapamaz.

Unutulmamas� gereken, burada makinelerle kar��la�t�rd���m�z varl���n 10 milimetre b�y�kl���nde bir canl� oldu�u ve bu canl�n�n da milyonlarca k���k canl�n�n (h�creler) biraraya gelmesiyle olu�tu�udur. Dola��m, bo�alt�m ve sinir sistemleri, her an atan bir kalbi, g�rebilen bir g�z�, alg�lama sistemleri, protein sentezi yapan milyonlarca h�cresiyle sivrisinek, u�ak ya da helikopterden �ok daha karma��k bir birle�imdir.

�nsanlar bir u�a��n ya da helikopterin nas�l meydana geldi�i sorusuna, usta m�hendisler ve geli�mi� fabrikalar taraf�ndan yap�ld���n� s�yleyerek cevap verirler. Bu ara�lar�n, metallerin tesad�fi birle�meleri sonucunda olu�tuklar�n� iddia etmenin bir deli sa�mas� oldu�unu da gayet iyi bilirler. Ancak ayn� insanlar�n bir k�sm�, bu iki ara�tan da �st�n oldu�u tart��ma g�t�rmeyen sivrisine�in, "evrim s�recinde meydana gelen tesad�fler" taraf�ndan, yani hi� bir planlay�c� olmadan varoldu�unu iddia edebilmektedirler. ��nk� bir planlay�c� oldu�unu, yani Allah'�n varl���n� kabul etmek, onlara "ideolojik" nedenler ya da kendi ��karlar�ndan kaynaklanan bir tak�m �artlanmalar nedeniyle zor gelmektedir.

B�yle yapmakla sadece kendilerini aldatm�� olurlar. Sivrisinek yoktan varolan, bir batakl�kl���n i�inde veya bir su birikintisinde, bir�ok mucizevi a�amadan sonra d�nyaya gelen bir b�cektir. Teknoloji hangi a�amaya gelirse gelsin, bir canl�y� yoktan varedemez. Tek bir sinek bile yaratamaz. ��nk� yaratmak yaln�zca alemlerin Rabbine mahsus bir �zelliktir. Ve yarat�lan her varl�k da O'nun varl���n�n bir delilidir. Kuran'da verilen "sizin, Allah'�n d���nda tapmakta olduklar�n�z-hepsi bunun i�in bir araya gelseler dahi- ger�ekten bir sinek bile yaratamazlar" (Hac, 73) h�km�, inkarc�lar i�in sonsuza kadar ge�erlidir ve onlar�n ne denli b�y�k bir �eli�ki ve aldan�� i�inde olduklar�n� sonsuza kadar ilan edecektir.

 

SONU�

D�nya literat�r�nde, sivrisinek hakk�nda yaz�lm�� bir�ok kitap, yap�lm�� say�s�z ara�t�rma vard�r. Ancak bu kitab�n amac�, bu �al��malardan �ok daha farkl�d�r. Ama� sivrisine�in �iftle�mesi, yumurtlamas�, beslenmesi hakk�nda genel bilgi aktarmak de�ildir.

Ama�, bu konu vesilesiyle insan�n hayat�ndaki en �nemli ger�e�i hat�rlamas�n� sa�lamakt�r.

Ama�, insana, kendisinin ger�ek sahibini, yani Alemlerin Rabbi'ni ve O'na kar�� olan sorumluluklar�n� hat�rlatmakt�r.

Bu kitap ve i�inde anlat�lan sivrisinekle ilgili mucizevi olaylar, sizin i�in belki de sand���n�zdan �ok daha �nemlidir. ��nk� bunlar� kendi varl���n�n delilleri olarak yaratan Allah, insana baz� sorumluluklar y�klemi�tir. Bu sorumluluklar� yerine getirmek de -bunun fark�nda olsa da olmasa da- yery�z�nde insan i�in en �nemli konudur.

Kitapta a��klad���m�z baz� mucizeler, k�saca hat�rlan�rsa, s�radan bir canl� gibi g�z�ken sivrisine�in, insanlara g�sterilmi� ne kadar b�y�k bir yarat�l�� delili oldu�u bir kez daha anla��l�r:

-Yumurtlama zaman� gelen anne sivrisine�in, karn�ndaki �s� ve nem resept�r� sayesinde en uygun b�lgeyi tespit etmesi..

-Yumurtalar�n� suya b�rakan sivrisineklerin, ilerde yavrular�n�n kar��la�aca�� problemleri d���nerek �e�itli tedbirler almalar�..

-Yumurtalar�n olumsuz �artlarda _zamanlar� geldi�i halde_ �atlamadan uygun ko�ullar�n olu�mas�n� beklemeleri..

-Yumurtalar�n kendi kendilerini kamufle etme yetenekleri..

-Anne sivrisine�in yumurtalardan bir sal yaparak, yumurtalar�n kaybolmas�n� ve suya batmas�n� engellemesi..

-Yumurtalar�n birle�tirildiklerinde bir sal olu�turacak en uygun yap�ya sahip olmalar�, altlar�nda bir hava bo�lu�u bulunmas�..

-S�tma sivrisineklerinin yumurtalar�n�n �zerinde bulunan, yumurtalar�n suya batmalar�n� engelleyen cansimdine benzer yap�lar..

-Marangoz sivrisine�in, bitki k�klerini keserek yumurtalar�na en uygun ortam� haz�rlamas�..

-D�nyaya yeni gelen baz� larva cinslerinin, bitkilerin k�klerinde oksijen bulundu�unu bilip, k�kleri keserek bu oksijene ula�malar�..

-Larvalar�n beslenebilmesi i�in suyu ak�nt� yaratarak s�zmesini sa�layan, a��z etraf�ndaki �zel dizayn edilmi� f�r�alar..

-Larvan�n kendisine uygun bir ev yapmas� ve ihtiyac� olan b�t�n malzemenin do�u�tan ona verilmi� olmas�..

-Ak�nt�l� sularda ya�ayan larvalar�n kuyruklar�nda bulunan ve bir yerlere tutunarak ak�nt�ya kap�lmamalar�n� sa�layan kancalar.

-Ba�a�a�� suyun i�inde duran larvan�n, suyun �zerine uzanan ve nefes alabilmesini sa�layan-dalg��lar�n kulland�klar� �norkellere benzeyen- hava borusu..

-Borunun i�inde bulunan ve borudan i�eri su ka�mas�n� engelleyen, �zel izolasyon maddesi..

-G�ne� alt�nda g�nlerce kalan ve �effaf bir deriye sahip olan larvalar�n, g�ne�ten kavrulmalar�n� engelleyen �zel �rik asit kalkan�..

-Pupa d�nemine ge�i�te, larvan�n derisini k�rmas�na yarayan ve bu a�amadan sonra kaybolan �zel organ..

-Pupan�n son de�i�im a�amas�nda, su y�zeyinde bulunan ba� taraf�ndan �atlamas� _ba�ka bir noktadan �atlarsa kozan�n i�i �slan�r_.

-Kozan�n ba� taraf�n�n yine �zel bir maddeyle yal�t�lm�� olmas�..

-Sivrisine�in suyun i�indeki pupadan, v�cudunu ve kanatlar�n� suya hi� temas ettirmeden ��kmas�..

-Suyun i�inde ya�ayan bir canl�yken, buradan kusursuz bir u�u� makinesi olarak ��kmas�..

-Erkek sivrisine�in, di�isini, kanat ��rpma frekans�ndan tan�mas�..

-Sivrisine�in av�n� �s�rmak i�in kulland���, alt� par�adan olu�an kesme, delme ve emme mekanizmas�..

-A�t��� yaray� uyu�turmas�, b�ylece kurban�na farkettirmeden kan emebilmesi..

-A�t��� yaraya, kan�n p�ht�la�mas�n� engelleyen bir s�v� d�kerek, kan emme i�lemini devam ettirebilmesi..

-Av�n�n yerini saptamada, �s�, nem, karbondioksit ve kimyasal maddelere duyarl� sistemler kullanmas�..

Bir santimetrelik sivrisinek, ne mutasyon, ne tesad�fler ne de do�al se�ilim mekanizmalar�yla varl��� a��klanamayan bir�ok mucizevi �zelli�i i�inde bar�nd�r�r. ��te bu y�zden;

E�er Allah'�n emretti�i hayat� ya�amaya �al���yorsan�z, bu kitap O'na yak�nla�man�z i�in bir vesile olabilir. E�er Allah'�n Kuran'da emretti�i hayat� ya�am�yorsan�z, Allah'�n varl���n�n fark�na var�p, bu y�nde �aba harcaman�za vesile olabilir. Ama e�er hi�bir �ekilde Kuran'� ya�amay� d���nm�yor veya sudan mazeretlerle bunu yapmay� erteliyorsan�z, Allah'�n sivrisinekten bahsetti�i ayetin son c�mlesindeki h�k�m �ok a��kt�r ve sizin i�in yaz�lm��t�r:

��phesiz Allah, bir sivrisine�i de, ondan �st�n olan� da, (herhangi bir �eyi) �rnek vermekten �ekinmez. B�ylece iman edenler, ku�kusuz bunun Rablerinden gelen bir ger�ek oldu�unu bilirler; ink�r edenler ise, "Allah, bu �rnekle neyi ama�lam��?" derler. (Oysa Allah,) Bununla bir�o�unu sapt�r�r, bir�o�unu da hidayete erdirir. Ancak O, fas�klardan ba�kas�n� sapt�rmaz. (Bakara, 26)

T�m bu i�lem �zerinde biraz durup d���nmek ise, bizi �ok �nemli baz� sonu�lara ula�t�r�r.

Sivrisinek ihtiyac� olan kana ula�abilmek i�in yaln�zca �st�n alg�lama sistemleri, kesme ve emme mekanizmalar�yla de�il, kimyasal bir bilgiyle de donat�lm��t�r. ��nk� sivrisinek, yukarda belirtildi�i gibi, kan�n p�ht�la�mas�n� engelleyen bir salg� kullanmaktad�r. Hem de hi� tan�mad���, bilmedi�i bir v�cudun savunma sisteminde yeralan bir enzime kar��. Dahas� bu salg�, sivrisine�in bir cerrah gibi kesti�i canl� dokular� uyu�turma �zelli�ine sahiptir.

YEPYEN� B�R BEDEN 2

 

Bu bilgiden sonra �u sorular� sormak ka��n�lmazd�r:

Kan�n p�ht�la�ma gibi bir �zelli�i oldu�unu sivrisinek nereden bilmektedir?

Kesti�i dokunun canl� oldu�unu, bu i�lemin kurban�na ac� verece�ini nas�l ��renmi� ve bu probleme kar�� uyu�turma tekni�i geli�tirmi�tir? Ameliyat �ncesinde lokal anestezi yapmak insan�n t�p bilimi yard�m�yla geli�tirdi�i bir tekniktir. Sivrisinek bu ilme nas�l sahip olmu�tur?

Bu s�v�lar�n laboratuvar �artlar�nda bile sentezlenmesi son derece g��ken, sivrisinek bu s�v�ya nas�l sahip olmu�tur?

Uyu�turan ve kan�n p�ht�la�mas�n� engelleyen s�v�n�n, deriyi par�alayacak ve bu s�v�lara en �ok ihtiyac� olacak olan kesici b��aklar�n i�inde bulunmas� yaln�zca bir tesad�f m�d�r?

1 cm 'lik bir canl�n�n 0.1 cm . uzunlu�unda, yakla��k 0.01 cm . �ap�ndaki borusunun i�inde olduk�a �st�n bir mekanizman�n yerle�tirilmi� olmas� nas�l a��klanabilir?

Ku�kusuz cevap ortadad�r: Sivrisine�in insan v�cudundaki kan�n kimyasal bile�imi hakk�nda bilgi sahibi olmas� ve sonra da bu bilgiyi de�erlendirerek kendi bedeninde ��z�mler geli�tirmesi s�zkonusu olamaz. A��kt�r ki, sivrisinekteki salg� ve bu salg�y� insandaki kan damar�na enjekte eden sistem, hem insan bedeninin yap�s�n� hem de sivrisine�in anatomisini en ince ayr�nt�s�na kadar bilen ve bunlara hakim olan tek bir yarat�c�n�n yaratmas�yla varolmu�tur.

Kuran, Allah'�n "alemlerin Rabbi" oldu�unu bildirir. "Alem" �o�ul bir kelimedir ve farkl� d�nyalar, farkl� boyutlar ya da farkl� d�zen ve sistemler gibi anlamlara gelir. "Rab" kelimesi ise, e�iten, yeti�tiren, d�zenleyen, h�k�m koyan, sahip olan gibi anlamlar ta��r. Sivrisine�in insan bedeninde ger�ekle�tirdi�i inan�lmas� zor "operasyon" da, kendi i�inde k���k bir alemdir. Bizim ayr�nt�lar�n�n fark�nda olmad���m�z, bilim yoluyla yeni yeni ke�fetti�imiz bu alemdeki �st�n "dizayn"�n sahibi, yani bu alemin "Rabbi" ise Allah't�r. Her canl�ya farkl� r�z�klar verdi�i gibi, sivrisine�e de insan kan�n� vermi�tir ve dahas� bunu ona �ok g�rkemli bir "dizayn g�sterisi" ile vermektedir. Bu k���c�k hayvana bile kolayl�kla ma�lup olan insana d��en g�rev ise, Allah'�n farkl� alemlerde yaratt��� delilleri g�rmeye �al��mak, O'nu hakk�yla takdir etmektir. Bir ayet, insanlar� bu konu �zerinde d���nmeye ��yle �a��r�r:

Ey insanlar, (size) bir �rnek verildi; �imdi onu dinleyin. Sizin, Allah'�n d���nda tapmakta olduklar�n�z -hepsi bunun i�in bir araya gelseler dahi- ger�ekten bir sinek bile yaratamazlar. E�er sinek onlardan bir �ey kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar. �steyen de g��s�z, istenen de. Onlar, Allah'�n kadrini hakk�yla takdir edemediler. ��phesiz Allah, g�� sahibidir, azizdir. (Hac, 73-74)   

 

 

ARILARIN HAYATI 1

...Onlarda kendileri i�in daha nice yararlar ve i�ecekler vard�r. Yine de ��kretmeyecekler mi? (Yasin Suresi, 73)

�� sava�lar, toplu katliamlar, g�z�n� k�rpmadan adam �ld�ren insanlar, sokaklarda yatan �ocuklar, evi bark� olmad��� i�in so�uktan donan insanlar, �ocuk ya�ta cinayet i�leyenler, aile i�inde ya�anan problemler, gen�lik �eteleri, yolsuzluklar, �

G�nl�k ya�am�n bir par�as� haline gelen bu gibi toplumsal sorunlar d���n�ld���nde hepsinin temelinde ortak bir eksikli�in oldu�u g�r�lecektir. B�t�n bu sorunlar�n ortaya ��kmas�na neden olan adaletsizlik, doland�r�c�l�k, sahtekarl�k, merhametsizlik gibi k�t� ahlak �zelliklerinin temelinde yatan da yine bu eksikliktir.

Bu �nemli eksiklik insanlar�n d���nmemeleri ve dolay�s�yla ger�ekleri g�rememeleridir. Bu gibi ki�iler i�in �n planda olan kendi ��karlar�, kendi ya�amlar�d�r. �evrelerinde ya�ananlar onlar� ilgilendirmez. Ara s�ra d���nd�kleri s�n�rl� konular da yine kendileri ile ilgilidir. Bu nedenle kendi do�ru ve yanl��lar�n�n s�n�rlar� i�inde bir ya�am s�rerler. G�nl�k ya�am�n ak��� i�inde yapt�klar�n� yeterli g�ren bu ki�iler d�nyada bulunu� ama�lar� gibi hayati �nemdeki konular� ak�llar�na bile getirmezler.

�evrelerindeki canl�lar�n �zelliklerini, nas�l olup da b�yle kusursuz bir �e�itlili�in ortaya ��kt���n�, kendi v�cutlar�n�, g�ky�z�ndeki dengeleri k�sacas� hi�bir �eyi d���nmezler. Dolay�s�yla da bunlar�n Allah taraf�ndan "tasarlanm��", yani "yarat�lm��" oldu�unu fark edemezler. T�m evrenin yarat�c�s� olan �st�n g�� sahibi Allah'� gere�i gibi takdir edemezler. Neden yarat�lm�� olduklar�n�n ve Allah'a kar�� sorumlu olduklar�n�n bilincine varmazlar. Oysa Kuran'da d���nmenin �nemini, ancak d���nen kimselerin ���t alaca��n� vurgulayan pek �ok ayet vard�r. Bir ayette d���nen ve bunun sonucunda Allah'�n kudretinin fark�na varan ki�ilerden ��yle bahsedilir:

��phesiz g�klerin ve yerin yarat�l���nda, gece ile g�nd�z�n ardarda geli�inde temiz ak�l sahipleri i�in ger�ekten ayetler vard�r. Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'� zikrederler ve g�klerin ve yerin yarat�l��� konusunda d���n�rler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz, Sen bunu bo�una yaratmad�n. Sen pek y�cesin, bizi ate�in azab�ndan koru." (Al-i �mran Suresi, 190-191)

��te Balar�s� Mucizesi kitab�n�n amac� da Allah'�n yarat�l�� mucizelerinden birini daha tan�tarak bu d���nce tembelli�ini k�rmakt�r. Bununla birlikte balar�s�n�n kitap konusu olarak se�ilmesinin de �ok �nemli bir nedeni vard�r. Balar�lar� Kuran'da Allah'�n dikkat �ekti�i canl�lardand�r. Allah Nahl Suresi'nde ar�lar�n Kendi vahyi ile hareket eden canl�lar olduklar�n� ��yle bildirmektedir:

Rabbin balar�s�na vahyetti:

Da�larda, a�a�larda ve onlar�n kurduklar� �ardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin t�m�nden ye, b�ylece Rabbinin sana kolayla�t�rd��� yollarda y�r�-u�uver. Onlar�n kar�nlar�ndan t�rl� renklerde �erbetler ��kar, onda insanlar i�in bir �ifa vard�r. ��phesiz d���nen bir topluluk i�in ger�ekten bunda bir ayet vard�r. (Nahl Suresi, 68-69)

G�r�ld��� gibi ayetlerde kendine ev edinen, meyvelerden yiyen ve bal �reten ar�lara dikkat �ekilmektedir. Kitab�n ilerleyen b�l�mlerinde de g�r�lece�i gibi kovandaki ar�larla ilgili benzer i�lerin t�m� i��i ar�lar taraf�ndan yap�lmaktad�r. Bir ar� kovan�nda i��i ar�lar, krali�e ar� ve erkek ar�lar bulunur. Kovandaki hemen hemen her t�rl� i�le g�revli olan i��i ar�lard�r. Bununla birlikte krali�e ar�n�n, kovan�n devaml�l���n� sa�lamak gibi son derece �nemli bir g�revi vad�r. Erkek ar�lar�nsa kovan i�indeki tek fonksiyonlar� krali�eyi d�llemektir. K�sa ya�am s�releri i�inde bu g�revlerini yerine getirirler ve hemen arkas�ndan �l�rler.

Ar�lar�n �zelliklerinin detayl� olarak incelenece�i bu kitapta ayr�ca ar�lar�n aralar�nda nas�l anla�t�klar�, kovandaki on binlerce ar�n�n nas�l olup da problemsiz bir �ekilde ya�ad�klar�, y�nlerini nas�l bulduklar�, nas�l bal �rettikleri gibi daha bir�ok konu ayetlerle birlikte ele al�nacakt�r. Evrim teorisinin iddia etti�i gibi ne do�ada ne de ar�lar�n hayat�nda ba��bo� ve tesad�fi bir "ya�am m�cadelesi" olmad���n� da ilerleyen b�l�mlerde bir kere daha g�rece�iz.

 

Ar� kovan�ndaki hayat

Sizin yarat�l���n�zda ve t�retip-yayd��� canl�larda kesin bilgiyle inanan bir kavim i�in ayetler vard�r. (Casiye Suresi, 4)

Yirmi bin t�rden olu�an geni� bir familyaya sahip olan ar�lar, hayvanlar d�nyas�ndaki en �arp�c� m�hendislik ve mimarl�k bilgisine sahip, sosyal hayatlar� ile di�er pek �ok canl�dan ayr�lan, aralar�ndaki ileti�im ile kendilerini inceleyen bilim adamlar�n� hayretler i�inde b�rakan canl�lard�r.

Bu kitab�n konusu olan balar�lar� ise di�er ar�lardan farkl� �zelliklere sahiptir. Koloniler halinde a�a� kovuklar�nda veya benzeri kapal� mekanlarda kendilerine yuva yaparlar. Bir ar� kolonisi, bir krali�e, birka� y�z erkek ve 10-80 bin i��i ar�dan olu�ur. G�r�n�� olarak birbirinden farkl� olan bu �� ar�dan krali�e ar� ve i��i ar�lar di�idir.

Ar� kolonilerinin her birinde sadece bir krali�e bulunur ve bu krali�e ar� di�er di�ilere g�re daha b�y�kt�r. Temel g�revi ise yumurtlamakt�r. �reme sadece krali�e ar� vas�tas�yla olur, onun d���nda di�er di�iler erkeklerle �iftle�emezler. Krali�e, yumurtlamadan ba�ka, koloninin b�t�nl���n� ve kovandaki sistemin i�leyi�ini sa�layan �nemli maddeler de salg�lar.

Erkekler ise, di�ilerden iridirler ama ne i�neleri vard�r, ne de kendileri i�in besin toplayabilecek organlar�. Tek fonksiyonlar� krali�eyi d�llemektir. Kovanda petek �rme, yiyecek toplama, ar� s�t� �retme, kovan �s�s�n� d�zenleme, temizlik, savunma gibi akla gelebilecek t�m i�leri ise i��i ar�lar yaparlar.

Ar� kovan�ndaki hayat�n her a�amas�nda bir d�zen vard�r. Larvalar�n bak�m�ndan, kovan�n genel ihtiya�lar�n�n teminine kadar her g�rev hi� aksamadan yerine getirilir. Bu d�zenin en belirgin �rneklerinden biri de kovandaki yavrular�n bak�m� s�ras�nda ortaya ��kar. Di�er ar�lar�n yavrulara g�sterdikleri �zen ve sergiledikleri �zverili davran��lar detayl� olarak incelendi�inde bu konu daha iyi anla��lacakt�r.

 

Ar�lar�n yuvalar�na g�sterilen �zen

Baz� canl� t�rlerinde yavrular�n bak�m� di�erlerine g�re daha fazla �zen gerektirir. �zellikle yumurta, larva, pupa gibi de�i�ik evrelerden ge�erek eri�kin hale gelen canl�larda, her evrede farkl� y�nde bir bak�m uygulan�r.

Ar�lar da farkl� b�y�me evrelerinden ge�erler. Ar� yavrular�, s�ras�yla larva ve pupa evrelerini tamamlayarak eri�kin hale gelirler. Krali�e ar�n�n yumurtalar� b�rakmas� ile ba�layan bu d�nem boyunca ar� yavrular�na son derece �zenli ve dikkatli bir bak�m uygulan�r.

Ar� kovanlar�ndaki yavrular�n b�t�n sorumlulu�u i��i ar�lara aittir. ���i ar�lar �ncelikle krali�enin yumurtlamas� i�in peteklerin i�inde �zel olarak belirlenmi� bir b�lgede kulu�ka h�creleri haz�rlarlar. Bu h�crelere yumurtlamak i�in gelen krali�e ar�, h�crenin temizli�ini ve uygunlu�unu kontrol ettikten sonra her pete�e birer yumurta b�rakarak ilerler.

Yumurtalar�n geli�imi i�in gerekli olan �artlar�n sa�lanmas�ndan, yumurtadan ��kacak larvalar�n ihtiya�lar� olan besin maddelerinin temin edilmesine, h�cre s�cakl�klar�n�n sabit tutulmas�ndan, �zel h�cre kontrollerine kadar pek �ok �ey �zel olarak ayarlan�r. ���i ar�lar, detayl� metodlar kullanarak larvalara �ok dikkatli bir bak�m uygularlar

 

���i Ar�lar�n Larvalara Uygulad�klar� Titiz Kontrol

Krali�e ar�n�n b�y�k bir hassasiyetle h�crelere yerle�tirdi�i ar� yumurtalar� yakla��k 3 g�n i�inde geli�irler. Bu s�renin sonunda h�crelerden beyaz kurt �eklindeki ar� larvalar� ��kar.1 Yumurtadan ��kan bu canl�lar�n g�zleri, kanatlar� ve bacaklar� yoktur. D�� g�r�n�� olarak balar�s�na hi� benzemezler.

���i ar�lar bu yeni do�mu� larvalar� son derece dikkatli ve �zenli bir �ekilde beslerler. �yle ki tek bir larvan�n b�y�me d�nemi boyunca yakla��k 10.000 kere i��i ar�lar taraf�ndan ziyaret edildi�i tespit edilmi�tir.2 Larvalar yumurtadan ��kt�ktan sonraki ilk �� g�nleri boyunca ar� s�t� ile beslenirler. Larva d�nemi ar�lar�n s�rekli beslendikleri ve beden olarak en �ok geli�tikleri d�nemdir. Ar� larvalar� bu d�nemdeki d�zenli beslenme sonucunda 6 g�n i�erisinde ilk a��rl�klar�n�n 1500 kat�na kadar ula��rlar.3

Krali�e ar�n�n yumurtalar� b�rakmas�ndan 3 g�n kadar sonra kurt �eklindeki ar� larvalar� ortaya ��kar. Ar� larvalar�, 6 g�n i�inde ilk a��rl�klar�n�n 1500 kat�na ula��r ve neredeyse bulunduklar� h�crelere s��maz olurlar (solda). Bu noktadan sonra b�y�me durur ve pupa a�amas� ba�lar.(sa�da)

Kovanda bulunan binlerce larvaya kar��l�k bir o kadar da dad� i��i ar� vard�r. S�rekli hareket halinde olan bu dad� ar�lar yumurtalar� ve larvalar� kolayl�kla kontrol alt�nda tutarlar. Kovanda binlerce ar� larvas� olmas�na ve bu larvalar�n beslenme �ekillerinin g�nlere g�re de�i�iklik g�stermesine ra�men hi� kar���kl�k ��kmaz. Larvalar�n hangisinin ka� g�nl�k oldu�u, hangisinin ne ile beslenece�i gibi detaylar i��i ar�lar taraf�ndan hi� atlanmaz.

Bu son derece �a��rt�c�d�r, ��nk� h�crelerde krali�e ar� taraf�ndan farkl� d�nemlerde b�rak�lan ve farkl� b�y�kl�klere sahip olan pek �ok yumurta vard�r. Ve yavru ar�lar �zellikle larva d�neminde ka� g�nl�k olduklar�na g�re bir beslenme program�na tabi tutulurlar. Buna ra�men dad� ar�lar larvalar�n beslenmesinde bir problem ya�amazlar.

Ar� kovan�ndaki �zel haz�rlanm�� peteklerde b�y�meye devam eden larvalar�n yedinci g�nlerinde �a��rt�c� bir olay ger�ekle�ir. Larva yemek yemeyi keser ve bak�c� ar�lar larvan�n bulundu�u h�crenin a�z�n� mumdan yap�lm��, hafif kubbeli bir kapak ile tamamen kapat�rlar.4 Bu s�rada larva da kendi �retti�i bir madde ile bulundu�u odan�n i�inde etraf�na koza �rerek kendini buraya adeta hapseder.5

Ar� larvalar� bu �ekilde pupa evresine bir ge�i� yaparlar. Pupa d�neminin detaylar�na ge�meden �nce dikkatle incelenmesi gereken nokta, koza �r�len maddenin yap�s�d�r.

Ar� larvalar�n�n kafalar�nda bulunan �ift tarafl� ipek bezleri sayesinde �rettikleri bu maddenin �zelli�i; hava ile temasa ge�mesinden k�sa bir s�re sonra sertle�mesidir. Di�er bir �zelli�i ise i�erdi�i "fibroin" isimli protein sebebiyle kuvvetli bir bakteri �ld�r�c� ve enfeksiyon �nleyici etkisi olmas�d�r. Ar�lar �zerinde ara�t�rma yapan bilim adamlar�, bu canl�lar�n �rd�kleri koza sayesinde larvalar�n mikroplardan korunduklar�n� tahmin etmektedirler.

Kozan�n �r�lmesinde kullan�lan a�, farkl� kimyasal maddelerin belirli oranlarda kar���m�ndan olu�maktad�r.

1-Elastik bir protein olan "Fibroin" % 53.67. (Bu bile�ik, glikol (% 66.5), l�sin (% 1.5), arjinin (% 1), tirozin (% 10)'den meydana gelir.)
2-Jelatin yap�s�nda yine bir protein olan "Serizin" % 20.36. (Bu madde serin (% 29), alanin (% 46) ve l�sin (% 25)'den meydana gelmi�tir.)
3-Di�er proteinler % 24.43
4-Mum % 1.39
5-Ya� ve re�ine % 0.10
6-Renk maddesi % 0.05 6

Ar� larvalar�n�n koza �rd�kleri bu ipe�in form�l� her ar�da ayn� �ekilde �retilir. Milyonlarca y�ld�r b�t�n ar� larvalar� son d�nemlerinde �rd�kleri kozalar�nda yukar�daki form�le sahip olan ipe�i kullan�r. Ayr�ca ar� larvalar� bu karma��k yap�l� maddeyi her zaman de�il, sadece ihtiya�lar� olan b�y�me d�nemlerinde �retmeye ba�larlar. Bunlar g�z �n�nde bulundurularak d���n�lecek olursa akla pek �ok soru gelecektir. �rne�in larvalar�n v�cudundaki bu kimyasal madde nas�l ortaya ��km��t�r? G�z�, kanad�, beyni, olmayan, bir et par�as�ndan farks�z, hen�z d�nyay� hi� g�rmemi�, nas�l �artlarda bir ya�am s�rece�ini bilmeyen bir larva kendi ba��na karar verip, b�yle bir �ey olu�turabilir mi? �rne�in kimyasal maddenin koruyucu form�l�n� larvan�n kendisi mi bulmu�tur? �retimini larva kendi kendine mi ba�arm��t�r? Bu kimyasal maddeyi larvan�n v�cuduna kim yerle�tirmi�tir?

 


Solda, bak�m� ba�ka canl�lar taraf�ndan sa�lanan ar� larvalar�n�n anatomik yap�lar� g�r�lmektedir. Bir et par�as� �eklindeki b�yle bir canl�n�n kendi kendine karar vermesi ve geli�mesi i�in gerekli kimyasal maddeleri �retmesi ku�kusuz imkans�zd�r.


Yavru ar�lar�n geli�im  a�amalar�

Elbette ki koza �rmede kullan�lan ipe�in olu�mas�n�; hareket bile etmeyen, bak�m� ba�ka canl�lar taraf�ndan sa�lanan, g�remeyen, duyamayan, sadece �ok basit ya�amsal fonksiyonlara sahip olan larvan�n kendisi sa�lam�� olamaz. B�yle bir �eyin iddia edilmesi elbette ki bilimsellikten ve ak�lc�l�ktan uzakla�mak olacakt�r. ��nk� bu iddia ar� larvas�n�n kimyasal madde olu�turabilecek bilgilere sahip oldu�u, matematiksel hesaplar yapabildi�i gibi ��kar�mlar�n kabul edilmesi demektir. Bu ise bilimsel olmaktan �ok hayali bir iddia olacakt�r.

Yaln�z burada vurgulanmas� gereken son derece �nemli bir nokta vard�r. S�z konusu canl� �uur sahibi bir canl� olsa da de�i�en bir �ey yoktur. ��nk� hi�bir canl�n�n kendi v�cudunda var olmayan bir sistemi kendi kendine olu�turmas� s�z konusu de�ildir. �rne�in insan, do�adaki ak�l sahibi yegane varl�kt�r. Ama buna ra�men bir insan�n �ok basit form�ll� de olsa bir kimyasal madde �retimini sa�layacak sistemleri kendi v�cudunda olu�turmas� m�mk�n de�ildir. Bu durumda ak�l ve bilin� sahibi insanlar�n yapamayaca�� bir �eyi bir b�ce�in yapabilece�ini iddia etmek de kesinlikle akla ve mant��a s��mayacak bir davran��t�r.

"Larvan�n koza �retiminde kulland��� ipek nas�l meydana gelmi�tir?" sorusunun cevab�n� verebilmek i�in �ncelikle ipe�i olu�turan maddeleri tekrar hat�rlayal�m. Bunlardan biri olan fibroin; glikol, l�sin, arjinin ve tirozin maddelerinin belirli oranlarda birle�mesiyle meydana gelen bir maddedir. �pe�i olu�turan maddelerden ba�ka biri olan serizin ise serin, alanin ve l�sin'in �ok hassas y�zdelerde biraraya gelmesiyle olu�ur. Ar� larvalar�n�n koza �rerken kulland�klar� ipe�in yap�s�ndaki maddeler sadece bu kadar de�ildir. Bundan ba�ka mum, ya� ve re�ine gibi maddeler de ipe�in yap�s�nda bulunmaktad�r.

G�r�ld��� gibi ipe�in olu�mas� i�in �ok say�da maddenin belirli oranlarla biraraya gelmesi gerekmektedir. Bir deney yapal�m ve ipe�i olu�turan maddelerden en basit yap�l� olan�n� ele alarak bu maddenin kendi kendine olu�mas�n� bekleyelim. Ne kadar beklersek bekleyelim, ne gibi i�lemler yaparsak yapal�m sonu� asla de�i�meyecektir. Ve g�nlerce, aylarca, y�llarca hatta milyonlarca y�l boyunca beklense de, de�il bu maddelerden tek bir tanesi, bu maddeleri olu�turan atomlardan tek bir tanesi bile tesad�fen olu�amayacakt�r. Bu durumda koza �rmede kullan�lan ipe�i olu�turan maddelerin her birinin tesad�fen ortaya ��kt���n� ve daha sonra yine tesad�fen biraraya gelerek ipek olu�turduklar�n� iddia etmekse tamamen ak�l ve mant�k �l��lerinden uzakla�mak olacakt�r.

�pe�in olu�umu bir ar�n�n yumurtadan ��k�p, u�abilir hale gelmesi i�in gerekli olan pek �ok mekanizmadan sadece bir tanesidir. Larvan�n ar�ya d�n��ebilmesi i�in b�t�n mekanizmalar�n ayn� anda bir b�t�nl�k i�inde �al��mas� gereklidir. Herhangi bir eksiklik ar�n�n geli�ememesine yani, �l�m�ne neden olacakt�r. Bu da ar� neslinin zaman i�inde yok olmas� demektir. Bu durumda var�lan sonu�, ar�lar�n evrimcilerin iddia ettikleri gibi zaman i�inde kendiliklerinden ortaya ��kmad�klar�, bir anda t�m sistemleriyle birlikte var olduklar�d�r. Bu da ar�lar�n bir Yarat�c� taraf�ndan yarat�ld�klar�n� bize g�sterir. Bu Yarat�c� t�m evrene h�kmeden, �st�n bir akl�n sahibi olan Allah't�r.

Ar�lar�n ne gibi �zelliklere sahip olmalar� gerekti�ini belirleyen ve bunlar�n t�m�n� eksiksiz bir �ekilde onlarda var eden, larvaya nas�l koza �rece�ini ilham eden, k�sacas� ar�lar�n her hareketine h�kmeden Allah't�r.

ARILARIN HAYATI 2


Pupa D�nemi

���i ar�lar�n �zerine mumdan hafif kubbeli bir kapak �rmeleriyle birlikte larva, pupa d�nemine girer. Ar� pupas�, bulundu�u h�crenin i�inde 12 g�n boyunca kal�r.7 Bu s�re i�inde h�crede d��tan herhangi bir de�i�iklik g�zlenmez. Oysa h�crenin i�indeki pupa s�rekli b�y�me halindedir. Ar� yumurtas� krali�e ar� taraf�ndan h�creye b�rak�ld�ktan tam �� hafta sonra h�crenin kapa�� y�rt�l�r ve i�inden u�maya haz�r bir �ekilde balar�s� ��kar. Bundan sonra pupan�n d�� y�zeyi �l� bir kabuk olarak h�crede kal�r. Pupadan ��kan balar�s� yakla��k 6 hafta s�recek �mr�ne bu h�crenin i�inde ge�irdi�i geli�im evrelerinin sonucunda ba�lar.8 Balar�s� h�creden ne larvaya ne de pupaya benzemeyen, bamba�ka bir canl� olarak ��kar. Balar�s�n�n, son a�aman�n tamamlanmas� ile birlikte, ya�am�n� devam ettirmek i�in ihtiya� duyaca�� sistemlerde hi�bir eksik olmadan pupadan ��kmas�, �zerinde �nemle durulmas� gereken bir konudur. Ar�n�n her�eyi pupan�n, yani k���k kapal� bir mekan�n i�inde olu�mu�tur. �rne�in uzun u�u�lar�nda kullanaca�� �zel yap�l� kanatlar�, yapaca�� i�lere uygun tasarlanm�� g�zleri, d��manlar�na kar�� kulland��� i�nesi, salg� bezleri, balmumu �retmesini sa�layacak sistemi, �reme sistemi, polen toplamaya yarayan t�yleri k�sacas� b�t�n v�cut sistemleri eksiksiz olarak ar�n�n pupa evresini ge�irdi�i kozan�n i�inde geli�ir.

Bir ar�n�n t�m fiziksel �zellikleri, pupa evresindeki kapal� mekan�n i�inde olu�ur. Pupadan ��kan bir ar�n�n kanatlar�, g�zleri k�sacas� t�m v�cut sistemi d�� d�nyadaki ya�am� i�in haz�rd�r. 

Larvan�n pupa i�inde nas�l olup da bir ar�ya d�n��t���n� sorular sorarak inceleyelim. Ar� yumurtalar�n�n pupa d�nemindeki b�y�me evreleri ilk olarak nas�l ortaya ��km��t�r? Bu s�reci belirleyen kimdir ya da nedir? Ar�n�n kendisi midir, evrimcilerin iddia ettikleri gibi tesad�fler midir, yoksa hepsinin �st�nde ba�ka bir g�� m�d�r?

Bu sorular�n cevab� asl�nda a��kt�r. Kozan�n i�indeki canl�n�n d��ar�da neye ihtiya� duyaca��n� bilerek kendinde gerekli de�i�imleri olu�turdu�unu iddia etmek anlams�zd�r. Kendi kendine geli�en tesad�flerle bir canl�daki g�z, sindirim sistemi, enzim, hormon gibi yap�lar�n olu�mas� kesinlikle m�mk�n de�ildir. Pupan�n i�ine d��ar�dan herhangi bir m�dahalenin yap�lmas� ise s�z konusu bile de�ildir.

Her balar�s�, bulundu�u h�crenin i�inden b�t�n v�cut yap�lar� tamamlanm�� olarak ��kar. Ne tesad�fler ne de ar�n�n kendisi b�yle bir olu�umu ger�ekle�tiremez. 

 

H�cresinin kapa��n� a�arak d��ar� ��kan bir ar�n�n t�yleri ilk anlarda �slakt�r. 

Bir s�re sonra bu t�yler kurur ve ar� kovan i�indeki g�revlerini yerine getirmeye ba�lar.

 

Pupa evresinde ar�n�n her organ�n�n eksiksiz bir �ekilde, tam gerekti�i fonksiyonlarla tamamlanmas�n� sa�layan ne tesad�fler ne de ar�n�n kendisidir. B�yle kusursuz bir olu�um ancak �st�n bir g�� sahibi taraf�ndan ger�ekle�tirilebilir ki, bu benzersiz g�c�n sahibi, yaratmada hi�bir orta�� olmayan Allah't�r.

 

�� B�L�M� VE KOVAN D�ZEN�

Bir kovanda say�lar� 10.000 ile 80.000 aras�nda de�i�en ar� ya�ar. Birarada ya�ayan ar� say�s�n�n fazlal���na ra�men aralar�ndaki kusursuz i� b�l�m� ve disiplin sayesinde, kovandaki i�lerde hi�bir aksama olmaz ve kovan i�inde hi�bir karga�a da ya�anmaz.

Ar�lar aras�ndaki d�zen son derece dikkat �ekicidir. Bu nedenle bilim adamlar� kovandaki d�zenin nas�l sa�land���, i� b�l�m�n�n neye g�re belirlendi�i, bu kadar kalabal�k bir toplulu�un nas�l olup da rahatl�kla birlikte hareket etti�i gibi sorulardan yola ��karak ar�lar �zerinde �ok detayl� ara�t�rmalar yapm��lard�r. Elde ettikleri sonu�lar ara�t�rmac�lar a��s�ndan son derece d���nd�r�c� olmu�tur. �zellikle canl�lar�n tesad�fen ortaya ��kt���n� iddia eden evrim savunucular� bu sonu�lar �zerine teorilerinin i�ine d��t��� �eli�kileri sorgulamak zorunda kalm��lard�r.

Evrim teorisinin temel iddialar�ndan olan "ya�am m�cadelesi" kavram� evrimciler taraf�ndan sorgulanan �eli�kilerden sadece bir tanesidir. Evrimcilere g�re do�adaki her canl� kendi ��karlar�n� korumak i�in sava��r. Ayr�ca bu �arp�k anlay��a g�re bir canl�n�n, yavrular�na bakma sebebi de neslini devam ettirme iste�inden, yani i�g�d�s�nden ba�ka bir �ey de�ildir. Zaten evrimcilere g�re a��klayamad�klar� t�m canl� davran��lar�n�n sebebi "i�g�d�"lerdir. Bu i�g�d�lerin nas�l ortaya ��kt��� sorusunun mant�kl� bir cevab� ise evrimciler taraf�ndan verilememektedir.

Evrimciler i�g�d�n�n do�al seleksiyon denen evrim mekanizmas� ile kazan�lm�� bir �zellik oldu�unu iddia ederler. Do�al seleksiyon, "bir canl� i�in faydal� olan her t�rl� de�i�imin di�erlerinin aras�ndan se�ilerek o canl�da kal�c� hale gelmesi ve bu �ekilde bir sonraki nesle aktar�lmas�" anlam�na gelmektedir. Ancak dikkat edilirse burada kastedilen se�imin yap�lmas� i�in bir bilin� ve bir karar mekanizmas� gerekmektedir. Yani bir canl�n�n �nce bir davran��ta bulunmas�, ard�ndan bu davran���n kendisine uzun vadede �ok ciddi yararlar sa�layaca��n� tespit etmesi ve ard�ndan da yine bilin�li bir kararla bu davran��� s�rekli hale getirerek "i�g�d�le�tirmesi" gerekmektedir. Ancak ku�kusuz b�yle bir karar mekanizmas� do�adaki canl�lardan hi�birine ait olamaz. De�il kendileri i�in yarar getirecek olan bir davran��� se�ip s�rd�rmeleri, onlar�n kendi i�inde bulunduklar� durumdan dahi haberleri yoktur.

�rne�in bu i�g�d� konusunu bir �nceki b�l�mde inceledi�imiz koza �rme �rne�i �zerinde d���nelim. S�z etti�imiz gibi, belirli bir vakit geldi�inde i��i ar�lar pete�in tepesini kapat�rken, larva da kendi etraf�na kozas�n� �rmektedir. Ve Afrika'da ya�ayan da, Avustralya'da hayat�n� s�rd�ren de olsa t�m balar�lar�, milyonlarca y�ld�r ayn� i�lemi yerine getirmektedirler. Yani bu, t�m balar�lar�n�n sahip oldu�u bir i�g�d�d�r. Peki ama ar� larvalar� ve i��i ar�lar, larvalar i�in en uygun geli�me ortam�n�n kozan�n i�i olaca��n� nas�l tespit etmi�lerdir? Bunlar� kendi hesaplamalar� ve se�imleri ile yapmalar� m�mk�n m�d�r?

��te bu noktada evrimcilerin kendi i�lerinde b�y�k bir �eli�kiye d��t�kleri a���a ��kmaktad�r. ��nk� iddia ettikleri gibi bir se�imi ancak �st�n bir g�� sahibi yapabilir; ancak bilin�li bir varl�k bu canl�lara tam ihtiya�lar� olan �zellikleri ve i�g�d�sel davran��lar� verebilir. Bunu kabul etmekse bir Yarat�c�'n�n varl���n� kabul etmek demektir. Yani, do�adaki kusursuz tasar�m Allah'a aittir ve canl�lar�n "i�g�d�" olarak tan�mlanan t�m davran�� bi�imleri Allah'�n onlara ilham�d�r. Evrimciler de asl�nda bu ger�e�in fark�ndad�rlar. Ar� gibi k���k ve bilin�siz bir canl�n�n bu ola�an�st� yeteneklere kendi iradesiyle sahip olamayaca��n� onlar da bilirler. Ama evrimciler Allah'�n �st�n g�c�n� g�rd�kleri, kendi iddialar�n�n imkans�zl���n�n da fark�na vard�klar� halde teorilerini savunmaktan vazge�mezler.

Ge�mi�te de bu zihniyeti ta��yan insanlar ya�am��t�r. Hz. Musa d�neminde peygamberin g�sterdi�i apa��k mucizeleri g�rmezlikten gelen ve Allah'�n apa��k varl���n� inkar etmekte direnen insanlar olmu�tur. Allah bu insanlar�n i�inde bulunduklar� durumu ��yle haber vermi�tir:

Vicdanlar� kabul etti�i halde, zul�m ve b�y�klenme dolay�s�yla bunlar� inkar ettiler. Art�k sen, bozguncular�n nas�l bir sona u�rat�ld�klar�na bir bak. (Neml Suresi, 14)

 

EVR�MC�LER�N �T�RAFLARI

Bilim adamlar�, do�adaki canl�lar� incelediklerinde bir de�il, iki de�il, y�zlerce, binlerce hatta milyonlarca canl� t�r�n�n, birbirinden �ok farkl� yarat�l�� delilleri ile kar��la�m��lard�r. Ve bu y�zden de i�g�d� iddialar�n�n anlams�zl���n� defalarca itiraf etmek zorunda kalm��lard�r.

Genetik�i Gordon Taylor'�n a�a��daki s�z� evrimcilerin i�inde bulunduklar� bu ��kmaz� a��k�a ortaya koymaktad�r:

��g�d�sel bir davran�� ilk olarak nas�l ortaya ��k�yor ve bir t�rde kal�t�msal olarak nas�l yerle�iyor diye sorsak, bu soruya hi�bir cevap alamay�z.9

Charles Darwin'in o�lu Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin isimli kitapta babas�n�n bu konuda ya�ad��� zorluklar� ��yle anlatm��t�r:

�al��man�n (T�rlerin K�keni'nin) 3. B�l�m�'nde birinci k�s�m tamamlan�yor ve hayvanlar�n al��kanl�klar� ile i�g�d�lerindeki varyasyonlardan s�z ediyor... Bu konunun yaz�n�n ba�lang�� k�sm�na dahil edilmesinin sebebi, i�g�d�lerin Do�al Seleksiyon'la ger�ekle�ti�i fikrini imkans�z olarak de�erlendiren okuyucular�n aceleyle reddetmemesini sa�lamak. T�rlerin K�keni'nde yer alan "��g�d�ler B�l�m�" �zellikle teorinin en ciddi ve en a��k zorluklar�n� i�eren konu".10

Evrim teorisinin i�g�d�ler kar��s�nda i�ine d��t��� durum Charles Darwin taraf�ndan �e�itli �ekillerde itiraf edilmi�tir. �rne�in Darwin hayvanlardaki i�g�d�lerin teorisini y�kt���n� T�rlerin K�keni adl� kitab�nda ��yle ifade etmektedir.

��g�d�lerin �o�u �ylesine �a��rt�c�d�r ki, onlar�n geli�imi okura belki teorimi t�m�yle y�kmaya yeter g��te g�r�lecektir.11

Yine Charles Darwin ba�ka bir ifadesinde i�g�d�lerin geli�emeyece�i hakk�nda ��yle s�ylemektedir:

�u tahmin �zerimde a��r bas�yor. ��g�d�ler, yap�lar kadar hassas bir de�i�ime u�ram�yorlar. Kitab�mda da belirtti�im gibi, i�g�d� veya yap�n�n ilk olarak bilin�siz a�amalarla de�i�mesini anlayabilmek olduk�a zordur.12

Teorinin kurucusu olan Darwin canl�larda g�r�len karma��k ve faydal� davran��lar�n do�al seleksiyon yoluyla kazan�lm�� olmas�n�n imkans�z oldu�unu da �ok defalar itiraf etmi�ti. Ancak sa�ma olmas�na ra�men bu iddiay� neden s�rd�rd���n� de ��yle a��klam��t�:

Sonunda, yavru gugu�un �vey karde�lerini yuvadan atmas�, kar�ncalar�n k�lele�tirmesi� gibi i�g�d�leri, �zellikle ba���lanm�� ya da yarat�lm�� i�g�d�ler olarak de�il de, b�t�n organik yarat�klar�n ilerlemesine yol a�an genel bir yasan�n, yani �o�alman�n, de�i�menin, en g��l�lerin ya�amas�n�n ve en zay�flar�n �lmesinin k���k belirtileri olarak g�rmek, mant�kl� bir sonu� ��karma olmayabilir, ama benim hayalg�c�m i�in �ok daha doyurucudur.13

Evrim teorisinin savunucular�, �st�n bir Yarat�c�'n�n varl���n� kabul etmemek u�runa her t�rl� yola ba�vurabilmektedirler. Nitekim teorinin kurucusu Charles Darwin, yukar�daki s�zlerinde, i�g�d�lerin yarat�lm�� oldu�unu kabul etmemenin mant�ks�z olabilece�ini, ama yine de hayalg�c�ne dayanarak inkarda diretmenin kendisi i�in daha "doyurucu" oldu�unu ifade etmi�tir. Buradan ��kan sonu�, yukar�da verdi�imiz ayette ge�en, "vicdanen kabul etti�i halde inkar etme" saplant�s�n�n a��k bir �rne�idir.

Charles Darwin'in �rnek olarak verdi�i guguk ku�lar�n�n ve k�leci kar�ncalar�n ortak �zellikleri; ama�lar� do�rultusunda bir taktik belirlemek ve bu takti�e uygun planlar yaparak, bunlar� eksiksiz uygulamakt�r. Ba�ka bir canl�y� kand�rmak i�in taktik belirlemek, kar�� taraf�n zay�f noktalar�n� tespit ederek i�ten ��kertecek planlar yapmak gibi �zellikler ancak ak�l, planlama ve muhakeme yetene�i sonucunda ger�ekle�ecek �zelliklerdir. Oysa ne kar�ncalar ne de guguk ku�lar� akla ve muhakeme yetene�ine sahip de�ildirler. Bu konularda bir e�itimden ge�memi�lerdir. Uygulad�klar� taktikleri ba�kalar�ndan da ��renmemi�lerdir. Bu konuyla ilgili bir bilgi birikimine de sahip de�ildirler. Hi�bir �ekilde d���nme yetene�i olmayan bu canl�lar sahip olduklar� �zelliklerle birlikte Allah taraf�ndan yarat�lm��lard�r. Allah'�n kendilerine ilham� sayesinde ak�l ve muhakeme gerektiren bu gibi i�leri yapabilmektedirler.

 
 

Balar�lar�n�n bilin�li davran��lar� Darwin'i a�maza s�r�kleyen konulardan biridir. Ama yaln�zca balar�lar� de�il bir�ok canl�n�n bilin�li davran��lar�, evrim teorisi taraf�ndan a��klanamaz. �rne�in di�i guguk ku�lar� yumurtalar�n� farkl� t�rde bir ku�un yuvas�na b�rakarak b�y�t�rler. Ve bu �ekilde yumurtalar�n bak�m�n� ba�ka ku�lar�n �stlenmesini sa�lam�� olurlar. Yuvadaki di�er yumurtalardan �nce d��ar� ��kan yavru guguk ku�u �yuvaya sonradan dahil olmas�na ra�men �ilk i� olarak yuvadaki di�er yumurtalar� a�a��ya atar. Bunu yaparken de yuvan�n as�l sahibi olan ku�un yuvada bulunmad��� zaman� se�er. Yavru guguk bu �ekilde kendisini garanti alt�na alm�� olur. ��te Darwin'i zorda b�rakan olaylardan biri, yavru guguklar�n do�ar do�maz yapt�klar� bu bilin�li harekettir. 

Ayn� �ekilde baz� kar�ncalar�n ba�ka kar�nca t�rlerinin larvalar�n� ka��rarak k�lele�tirmesi de Darwin'i ��kmaza s�r�kleyen hayvan davran��lar�ndand�r. K�leci kar�nca olarak adland�r�lan bu kar�ncalar�n en �nemli �zellikleri sava�t�klar� koloninin larvalar�n� �alarak, daha sonra bu larvalar� kendi i�lerinde kulland�lar� k�leler haline getirmeleridir. K�leci kar�ncalar bunu yaparken kar�� koloninin salg�lad��� alarm kokusunu taklit ederek sava�t�klar� koloni �yelerinin pani�e kap�lmas�n� sa�larlar. Bu sayede sald�r�ya u�rayan koloninin �yeleri ka�arken, k�leci kar�ncalar da k�le olarak kullanacaklar� larvalar� ve besin depolar�n� ganimet olarak al�rlar. 

Yukar�daki resimlerde di�i guguk ku�u (ilk resim), yavru guguk di�er yumurtay� yuvadan atarken (ikinci resim) ve yumurtan�n b�rak�ld��� yuvan�n as�l sahibi kendisinden b�y�k yavruyu beslerken (���nc� resim) g�r�l�yor.

En sondaki resimde k�leci kar�ncalar g�r�l�yor. Hayvanlardaki �uurlu davran��lar, canl�lar�n tesad�fen ortaya ��kt��� d���ncesini savunmaya �al��an evrim savunucular�n� zor durumda b�rakmaktad�r. �yle ki bu konuda yapt�klar� a��klamalar, evrimin ge�ersizli�ini ortaya koyan birer itiraf niteli�i ta��maktad�r. 

 

"��g�d�" �ddias�na Balar�lar�ndan Bir Darbe

Evrimciler ne kadar g�rmezlikten gelseler de do�adaki canl�lar�n davran��lar�, onlar�n iddialar�n� yalanlamaktad�r. Balar�lar� da ya�ad�klar� sosyal d�zenle, sahip olduklar� bilin�li davran��larla evrimci iddialara darbe vuran canl�lardand�r.

Ar� kovanlar�nda asla evrimcilerin iddia ettikleri gibi bir "ya�am sava��"na rastlanmamaktad�r. Tam tersine ar�lar aras�nda son derece fedakar ve i�birli�i i�inde davran��lar vard�r. Kovandaki genel d�zen dikkate al�narak yap�lacak bir kar��la�t�rma ar�lar�n ak�ll�, fedakar ve disiplinli davran��lar�n�n bu canl�lar�n kendilerinden kaynaklanmad���n�, tesad�fen de olu�amayaca��n� anlamak i�in yeterli olacakt�r.

Say� olarak bir kovandaki ar�lar�n say�s� kadar insan�n birarada, ayn� mekanda ya�ad��� ve bu ki�ilerin her t�rl� ihtiya�lar�n� kendilerinin kar��lad�klar� d���n�lecek olursa, ar�lar�n yapt�klar� i�in ne kadar �nemli oldu�u daha iyi anla��lacakt�r. Bir ar� kovan�ndaki en alt limiti dikkate alarak, 20.000 ki�inin birarada kapal� bir alanda ya�ad���n� varsayal�m. Temizlik, beslenme, g�venlik ve bunlara benzer daha pek �ok konuda �ok fazla problem ��kacakt�r. Tam anlam�yla bir d�zen ancak kuvvetli bir organizasyonla yap�lan i�b�l�m�nden sonra sa�lanacakt�r.

K�sacas� ar�lar�n kurdu�u d�zeni insanlar�n kurmas� olduk�a zahmet gerektiren bir i�lemdir. Oysa bir ar�, h�cresinden ilk ��kt��� andan itibaren bu d�zeni nas�l s�rd�rece�ini, d�zendeki g�revini, nerede, ne zaman, nas�l davranmas� gerekti�ini bilir. �stelik bu canl�lar� y�nlendiren, onlara neler yapmalar� gerekti�ini bildiren ba�ka ar�lar yoktur. Bu canl�lar hi�bir e�itim de almazlar ama son derece disiplinli bir �ekilde g�revlerini yerine getirirler. ��nk� ar�lar bu �zelliklerle birlikte Allah taraf�ndan yarat�lm��lard�r. Daha �nce Nahl Suresi'nde de g�rd���m�z gibi Allah onlara yapacaklar� i�i "ilham etmi�tir". Karanl�k bir kovanda on binlercesi birarada ya�ayan ar�lar�n aralar�ndaki d�zeni ve kusursuz disiplini sa�layan, sonsuz bir g�� ve ilim sahibi olan Allah't�r.

 

KOVANIN EN �ALI�KAN ELEMANLARI: ���� ARILAR

Kovandaki i�lerin aksamamas�nda ve d�zenin sa�lanmas�nda en b�y�k etken i��i ar�lard�r. Say�n�n �oklu�u nedeniyle ar� kovanlar�nda yap�lmas� gereken �ok fazla i� vard�r. Yavru ar�lar�n bak�m�, temizlik, beslenme, yiyecek toplama ve depolama, g�venlik gibi pek �ok i�ten i��i ar�lar sorumludur. Krali�e gibi di�i olan i��i ar�lar h�crelerinden ��kar ��kmaz, b�y�k bir h�zla kovan�n i�lerine koyulurlar. ���i ar�lar�n g�revlerinin detaylar�na ge�meden �nce, yapt�klar� belli ba�l� i�ler ��yle maddelendirilebilir:

1. Kovan�n temizli�i
2. Ar� larvalar�n�n ve yavrular�n�n bak�m�
3. Krali�e ar� ve erkek ar�lar�n beslenmesi
4. Bal yap�lmas�
5. Peteklerin in�as� ve onar�m i�leri
6. Kovan�n havaland�r�lmas�
7. Kovan�n g�venli�i
8. Nektar (bal �z�), polen (�i�ek tozu), su, re�ine gibi malzemelerin toplanmas� ve depolanmas�

On binlerce ar�n�n ya�ad��� kovandaki d�zen, her bireyin �zerine d��en g�revleri tam olarak yerine getirmesi ile sa�lanmaktad�r. Peki kovanda nas�l bir d�zen vard�r? Ar�lardaki g�rev da��l�m� nas�ld�r ve neye g�re belirlenmektedir?

Bu sorular�n cevaplar�n� ara�t�ran Alman b�cek bilimci Gustav Rosch yapt��� bir dizi deney sonucunda, i��i ar�lar�n kovanda ald�klar� g�revlerin ya�lar�yla ba�lant�l� oldu�unu ke�fetmi�tir. Buna g�re i��i ar�lar hayatlar�n�n ilk 3 haftas�nda birbirinden tamamen farkl� g�revler al�rlar.14 Bu d�nemler;

- Birinci d�nem: 1. ve 2. g�n
- �kinci d�nem: 3-9. g�nler
- ���nc� d�nem: 10-16. g�nler
- D�rd�nc� d�nem: 17-20. g�nler
- Be�inci d�nem: 21. g�n ve sonras� olarak gruplanabilir.

Ger�ekte ar�lar�n g�revlerinin belirlenmesinde sadece ya� etken de�ildir. Her ar�n�n belli sorumluluklar� olmas�na ra�men acil durumlarda ar�lar hemen g�revlerinde de�i�iklik yapabilirler. Bu, ar� kovan� gibi kalabal�k bir topluluk i�in son derece �nemli bir avantajd�r. E�er ar�lar aras�ndaki g�rev da��l�m� kat� kurallara ba�l� olsayd�, beklenmeyen bir olayla kar��la��ld���nda koloni zor durumda kalabilirdi. �rne�in kovana b�y�k bir sald�r� oldu�unda sadece gardiyan ar�lar sava�a kat�lsalard�, di�erleri kendi i�lerine devam etselerdi elbette ki bu kovan a��s�ndan tehlikeli olurdu. Oysa b�yle bir durumda koloninin b�y�k bir b�l�m� savunmaya kat�l�r ve �ncelikle kovan g�venli hale getirilir.

Asl�nda ar�lar�n ani g�rev de�i�imleri sa�l�k konusunda g�rev yapan bir ki�inin, birdenbire mimarl�k ya da m�hendislik yapar hale gelmesinden farkl� de�ildir. Burada bir kar��la�t�rma yapal�m ve �ncelikle insanlar i�in d���nelim. De�i�ik konularda g�rev alabilen ki�iler zeki olarak nitelendirilirler. Bir insan i�in normal olan bu �zellikler bir b�cek i�in s�z konusu oldu�unda elbette durum de�i�mektedir. ��nk� insanlar de�i�ik alanlarda e�itim alarak ya da belli bir tecr�be neticesinde bir bilgi birikimi ve deneyim kazanabilirler. Ama burada s�z konusu olan ar�lard�r. Ar�lar�n yetenekleri ve bilgi birikimleridir. Bunun ola�an�st� bir durum oldu�u a��kt�r. Bu durumda �u soruyu sormak gerekir: Ar�lardaki bilgi birikimi ve yeteneklerin a��klamas� nedir? Onlara kim taraf�ndan verilmi�tir?

Ar�lardaki bu yeteneklerin nedeni evrim teorisi savunucular�na g�re ya tesad�flerdir ya da "tabiat ana"n�n onlara bir hediyesidir. Evrimciler do�a ya da tabiat ana olarak nitelendirdikleri g�c�n ar�lar� usta birer mimar, usta birer bak�c�, usta birer bal �reticisi haline getirdi�ini iddia ederler. Oysa ku�lar�n, b�ceklerin, s�r�ngenlerin, a�a�lar�n, ta�lar�n, �imenlerin, �i�eklerin olu�turdu�u "do�a " kavram� tesad�fleri kullanarak bir ar� meydana getiremez. Bir ar�n�n kanad�n�, ar�lardaki peteklerin hepsini ayn� �l��lerde alt�genlerden yapabilecek bir yetene�i, ar�lar�n �reme sistemini k�sacas� ar�n�n tek bir v�cut par�as�n� bile yaratamaz. ��nk� do�an�n kendisi de Allah taraf�ndan yarat�lm��t�r. Do�ay� olu�turan her par�a t�m detaylar�yla birlikte Allah taraf�ndan tasarlanm��t�r.

Ar�lar da yery�z�ndeki b�t�n canl�lar gibi Allah'�n ilham�yla hareket ederler. Yapt�klar� bilin�li hareketlerin, sahip olduklar� yeteneklerin tek kayna�� budur.

�ok say�da ar�n�n ya�ad��� bir kovandaki hemen hemen t�m i�lerden i��i ar�lar sorumludur. Kovandaki d�zen de i��i ar�lar�n �zerlerine d��en sorumluluklar� tam olarak yerine getirmeleri ile sa�lan�r. On binlerce ar�ya nas�l davranacaklar�n� ilham eden, her�eyden haberdar olan Allah't�r.

ARILARIN HAYATI 3

 

���i Ar�lar�n Hayatlar�ndaki �nemli D�nemler
Birinci D�nem: Kulu�ka Temizleyicisi Ar�lar

���i ar�lar d�nyaya g�zlerini a�ar a�maz �a��rt�c� bir �ekilde kovan i�indeki i�lere destek olmaya ba�larlar. Onlara yapacaklar� i�i ��reten, yol g�steren e�itmenler bulunmaz. Yumurtadan ilk ��kt�klar� andan itibaren bilin�li bir �ekilde hareket ederler. Her ar�n�n g�revi bellidir. Hi�bir kar���kl�k ��kmadan, on binlerce ar� tam bir uyum i�inde hareket eder ve kovandaki d�zeni k�sa bir s�re i�inde sa�lar.

Bir i��i ar�n�n kovandaki ilk g�revi temizliktir. Pupadan ��kan ar� hemen temizli�e ba�lar. �ncelikle kendi h�cresinden ba�layarak ilk iki g�n boyunca kulu�ka h�crelerini temizler. Krali�e ar� s�rekli yumurtlad��� i�in yeni h�crelere ihtiya� vard�r. Bu nedenle bo�alan h�crelerin hemen temizlenerek yeni yumurtalar i�in haz�rlanmas� gerekmektedir. ���i ar� temizleyece�i h�crenin i�ine girer bazen dakikalarca i�eride kal�r. B�t�n h�cre duvarlar�n� yalayarak �zenle temizler. ���i ar�lar kovandaki ilk iki g�nlerini temizlik d���nda kovan� tan�mak i�in i�eride dola�arak da ge�irirler. Ya�amlar�n�n daha sonraki b�l�mlerinde de i��i ar�lar kovan�n genel temizli�inden sorumlu olacaklard�r.

H�cresine ilk ��kt���nda ar�n�n v�cudu adeta suya d��m�� gibi �slakt�r. T�yleri birbirine yap���kt�r. �ncelikle ayaklar�yla bu t�yleri d�zene koyar. Bundan sonra hemen temizli�e giri�ir. �lk olarak kendisinin ��kt��� h�creden ba�lamak �zere kulu�ka h�crelerini temizleyerek, krali�enin yeniden yumurtlayabilece�i hale getirir.

 

���i ar�lar�n en �nemli g�revlerinden biri kovan temizli�idir. 

Yandaki resimde larvalar�n bo�altt�klar� h�crelerin kapaklar�n� a�arak, krali�enin yumurtlamas� i�in bu h�crelerin uygun olup olmad���n� kontrol eden ve temizlik i�iyle ilgilenen i��i ar�lar g�r�lmektedir. 

 

�kinci d�nem: Larva Bak�c�s� Ar�lar

���i ar�lar hayatlar�n�n 3. g�n�nden itibaren larvalar� besleme i�ini �stlenirler. Bu konuyla ilgili her t�rl� detayla �zenli bir �ekilde ilgilenirler.

Ar� larvalar�n�n bak�m� di�er pek �ok canl� t�r�ne oranla daha fazla �zen ve dikkat ister. Burada �nemli olan nokta larvalar�n beslenme �ekillerinin �artlara g�re de�i�iklik g�stermesidir. Larvan�n ya��, ileride kovan i�inde ne gibi bir g�revinin olaca�� gibi etmenler bu beslenme �zerinde rol oynar. Dad� ar�lar �zel bir beslenme listesine uyarak larvalar�n bak�m�n� yaparlar.

Ar�lardaki larva bak�m�, larvalar�n ya�lar�na g�re iki a�amal� olarak ger�ekle�ir.

1) ���i ar�lar hayatlar�n�n 3.-5. g�nlerini "larvalardan �� g�n�n� doldurmu� olanlar�" beslemekle ge�irirler. Onlar�, polen ve bal� kar��t�rarak yapt�klar� 'ar� ekme�i' ad� verilen besin ile doyururlar.

3 g�nl�k olmayan larvalar ar� ekme�ini sindiremedikleri i�in, onlar� da farkl� bir yiyecekle beslerler.

Kovanda bulunan larvalar�n her birinin beslenme �ekli, ya�lar�na ve kovan i�inde alacaklar� g�reve g�re de�i�iklik g�sterir. Buna ra�men i��i ar�lar binlerce ar� larvas�n� hi� kar���kl�k ��kmadan bir d�zen i�inde beslerler. H�crelerdeki larvalar� g�n boyunca ziyaret eden i��i ar�lar, larvalara son derece �zenli bir bak�m uygularlar.

2) Yumurtadan yeni ��km�� larvalar�n besinleri i��i ar�lar�n salg�lad��� bir t�r s�tt�r. ���i ar�lar geli�imlerinin 6. g�n�ne girdiklerinde kafalar�n�n �zerinde bulunan bir �ift bez faaliyete ge�er. Dad� bezi olarak adland�r�lan bu organdan "ar� s�t�" veya "royal jelly" (kraliyet j�lesi) ad� verilen bir s�v� salg�lan�r. ��te bu s�v� 1-3 g�nl�k ar�lar�n besinidir. Ar� s�t� bilim adamlar�n� hayretler i�inde b�rakan �ok �zel bir maddedir. ��nk� bir larvan�n krali�e veya i��i ar� olmas� tamamen i��i ar�lar�n salg�lad�klar� bu maddeye ba�l�d�r. Bak�c�lar, larvalar� sadece yumurtadan ��kt�klar� ilk 3 g�n ar� s�t� ile beslerler. Larva -yukar�da da belirtti�imiz gibi- daha sonra ar� ekme�i verilerek beslenir. Ancak krali�e aday� olan larvalara hi�bir zaman ar� ekme�i verilmez. Krali�elere di�er ar�lardan farkl� olarak larva d�nemi boyunca (6 g�n s�reyle) ar� s�t� verilir.

 

���nc� D�nem: �n�aat ���ileri G�rev Ba��nda

10. g�nden itibaren ar�lar kovan d���na ��karak �evre hakk�nda bilgi edinirler. Bu onlar�n kovan� ilk terk edi�leridir. Bu arada i��ilerin karn�ndaki balmumu bezleri geli�meye ba�lar ve . g�nlerinde olgunla�arak balmumu �retecek hale gelirler. Dad� bezleri ise art�k faaliyetlerini durdurmu�tur. g�nl�k olan i��iler, ar� yavrular�n� beslemeyi keserler ve birbirine e�it alt�genlerden olu�an pete�in in�aas�na koyulurlar. (Bu konu son derece �nemli oldu�u i�in kitab�n bundan sonraki b�l�mlerinde ayr�nt�l� bir bi�imde incelenecektir.)

Ar�lar�n kovan i�inde s�rekli olarak petek in�a etmeleri gerekmez. Ancak ya�ad�klar� yer ihtiya�lar�n� kar��lamad���nda veya ba�ka bir yere g�� ettiklerinde yeni petekler �rerler. Bunun d���nda balmumunu genellikle petek tamirat�nda kullan�rlar ki, bu i� �ok fazla vakitlerini almaz. Bu d�nemde ar�lar �ok �nemli �� i� daha yaparlar.

Besinle y�kl� bir �ekilde kovana d�nen ar�lar, toplad�klar� besinleri di�er ar�lara da��t�r ya da peteklere depolarlar.

Bunlardan ikisi, d��ar�dan getirilen yiyecekleri di�er ar�lara da��tmak ve petek h�crelerine depolamakt�r. Ar�lar kovana d�nen nektar toplay�c�lar�ndan bal� al�r, bunu a� arkada�lar�na b�l��t�r�r veya duruma g�re bal odalar�na depo ederler.

 

Kovandaki B�y�k Temizlik

���i ar�lar�n ayn� d�nemde yapt�klar� ���nc� i� ise kovan temizli�idir. Temizlik, kovan sa�l��� a��s�ndan �ok �nemlidir. Bu ya�taki ar�lar, h�crelerden yeni ��kan ar�lar�n geride b�rakt�klar� par�alar�, i�i biten petek kapak��klar�n�, kovan i�inde �lm�� olan ar�lar�n cesetlerini ve buna benzer pek �ok yabanc� maddeyi kovan�n ��k���na s�r�kler ve metrelerce u�arak kovandan uza�a atarlar.

Ancak e�er kovan i�inde bulunan �ey ta��yamayacaklar� kadar b�y�kse bunu "propolis" ad� verilen bir madde ile kaplarlar. Ar�lar propolisi baz� a�a�lar�n yap��kan tomurcuklar�ndan alt �eneleri yard�m�yla kemirdikleri re�ineye a��z salg�lar�n� ekleyerek �retir. Daha sonra arka ayaklar�ndaki �zel keselere yerle�tirerek kovana ta��rlar. Ar� re�inas� da denen propolisin �zelli�i i�inde bakteri bar�namamas�d�r.

Ar�lar propolisin antibakteriyel �zelli�inden �ok isabetli bir �ekilde yararlan�rlar. Kovan i�inde �ld�rd�kleri ve d��ar� ta��yamayacaklar� kadar b�y�k olan b�cekleri propolisle kaplayarak bir nevi mumyalama i�lemi yaparlar.

Ar�lar re�ineyi yandaki �izimlerde ve yukar�daki resimde g�r�ld��� gibi �enelerini kullanarak a�a�lardan kaz�r.

Son c�mle dikkatle �zerinde d���n�lerek okundu�unda �a��rt�c� ayr�nt�lar ta��d��� g�r�lecektir. Bu ayr�nt�lar�n tam anla��lmas� i�in ar�lar�n propolosi kullanma �eklini ve yapt�klar� i�lemleri s�ras�yla d���nelim.

�ncelikle ar�lar bir canl� �ld���nde bedeninde bozulmalar�n olaca��n� ve ortaya ��kan maddelerin kovandaki canl�lara zarar verebilece�ini bilmektedirler. Ayr�ca bu bozulmay� engellemek i�in �len canl�n�n �zel bir kimyasal i�leme tabi tutulmas� gerekti�inin de fark�ndad�rlar. Mumyalama i�lemi i�in de bakteri bar�nd�rmama �zelli�ine sahip bir madde olan propolisi kullanmaktad�rlar.

Buraya kadar s�ralanm�� olan bilgiler �����nda d���nerek �u sorular� soral�m: Acaba ar�lar bir canl�da meydana gelebilecek bozulmalar� ve bu bozulman�n zararl� etkilerini nas�l yok edebileceklerini nereden bilmektedirler? �stelik sadece bunlar� bilmekle kalmay�p propolis gibi bir maddeyi kullan�ma ge�irmeyi nas�l akletmi� olabilirler? Ar�lara bunu ��reten kimdir? Bu maddeyi ar�lar nas�l ke�fetmi�lerdir? Form�l�n� nas�l bulup, �retime nas�l ge�mi�lerdir? Bu form�l�n bilgisini di�er koloni �yelerine ve kendilerinden sonra gelen nesillere nas�l aktarm��lard�r?

Mumyalama i�lemi, antiseptik maddenin i�eri�i ve �retimi veya nerelerde kullan�laca�� gibi konularda ar�lar�n bir bilgisinin olamayaca�� ve v�cutlar�nda bunlar� �retebilecekleri bir sistemi de kendilerinin meydana getiremeyece�i a��kt�r. B�t�n bunlar� ar�lar kendi kendilerine akledemezler. Her a�amas�nda belli bir ak�l ve bilgi gerektiren bu i�lemleri ar�lar tesad�fen de ��renmi� de�ildirler. ��nk� tesad�fler, �uurlu ve ak�lc� hareketler ortaya ��karamazlar.

Bunlar, t�m bu i�lemlerin nas�l yap�laca��n�n ar�lara ba�ka bir Ak�l taraf�ndan ��retilmi� oldu�unu g�sterir. Bu bilgilerin t�m� ar�lara yarat�c�lar� olan Allah taraf�ndan ilham edilmektedir. Yery�z�ndeki her�ey gibi ar�lar da Melik (b�t�n kainat�n sahibi ve mutlak surette h�k�mdar�) olan Allah'a boyun e�mi�lerdir:

Hak Melik olan Allah pek y�cedir. O'ndan ba�ka ilah yoktur; Kerim olan Ar�'�n Rabbi'dir. (M�'minun Suresi, 116)

 

Propolisin �ok Y�nl� Kullan�m�

Ar� re�inesinin (propolisin) di�er bir kullan�m yeri ise kovan in�aat�d�r. Ar�lar kovandaki �atlak ve delikleri bu maddeyle s�varlar. Ayr�ca s�cakl���n �ok y�ksek oldu�u baz� volkanik arazilerde (�talya'n�n g�neyindeki Salerno arazileri gibi) peteklerin erimemesi i�in, petek hammaddesi olan balmumuna re�ine ekleyerek balmumunun dayan�kl�l���n� art�rd�klar� da g�zlenmi�tir.

Kovan i�inde de�i�ik alanlarda kullan�lan propolisin toplanmas� ve ta��nmas� gibi konularda ar�lar aras�nda tam anlam�yla bir i�b�l�m� vard�r. Propolis ta��yan ar�n�n kovana d�n��� polen ta��yan bir ar�n�nkinden farkl�d�r. Polen ta��y�c�s� y�k�n� koymak i�in bo� bir h�cre arar. Propolis ta��y�c�s� ise hemen bu maddeye ihtiya� duyulan in�aat alan�na gider ve toplad��� maddeyi di�er ar�lara g�sterir. ���iler propolise ihtiya� duyduklar�nda, ta��y�c�n�n yan�na giderler ve gereken miktarda maddeyi torban�n i�inden al�rlar. Hemen balmumu ile kar��t�rarak yap��kan bir tutkal haline getirirler ve in�aat i�lemlerinde kullan�rlar. Burada dikkat �ekici olan nokta propolis ta��y�c�s� ar�n�n in�aat i�ine kar��mamas� ve bu i�le u�ra�an arkada�lar�n�n y�k�n� almalar�n� beklemesidir.24 Ar� kolonilerindeki her �yenin belli bir i�i vard�r. Herkes kendi g�reviyle ilgilenir, sadece bir i� aksad���nda di�er ar�lar aksayan i�lere destek olur. Bu nedenle ar� re�ineyi hem toplay�p hem yamamakla veya mumyalamakla, hem de mumyalad���n� d��ar� ta��makla u�ra�maz. Kovandaki i��i ar�lar�n t�m� bu i�lerin her birini yapabilecek yeteneklere sahip olsalar da, sadece kendi i�lerini en iyi �ekilde yap�p, di�er i�leri o konuda g�revlendirilmi� arkada�lar�na b�rak�rlar.

���i ar�lar�n hayatlar� incelenirken unutulmamas� gereken �ok �nemli bir nokta vard�r. 5-6 haftal�k ya�amlar� boyunca i��i ar�larda ger�ekle�en g�rev de�i�ikliklerinin t�m� v�cutlar�nda meydana gelen de�i�imlere ba�l�d�r. Baz� bezler etkisizle�irken, yeni bezler ortaya ��kmakta ve farkl� bir g�rev i�in harekete ge�mektedir. �rne�in ar�lar�n petek yapma d�nemlerinde balmumu bezleri geli�ir, dad�l�k d�nemlerinde ise larvalar i�in besin �reten bezleri geli�ir. Gardiyanl�k d�nemleri geldi�indeyse i��i ar�lar�n v�cutlar�ndaki salg� bezleri birdenbire zehir salg�lamaya ba�lar. E�er tesad�fi bir geli�im s�z konusu olsayd�, pek �ok problem ya�an�rd�; daha do�rusu tesad�fi bir geli�imle b�yle d�zenli bir sistemin meydana gelmesi asla m�mk�n olmazd�. �rne�in larva besleme d�neminde i��i ar�lar�n v�cudundan ar� s�t� yerine zehir salg�lanabilirdi. Bu durumda larvalar�n t�m� �l�r ve ar�lar�n da soyu t�kenirdi. Ama b�t�n bu g�rev de�i�imleri s�ras�nda hi�bir problem ��kmaz. Her�ey �ok kontroll� bir �ekilde, kusursuz bir d�zen i�inde ger�ekle�ir.

���i ar�lar hayatlar�n�n d�rd�nc� d�nemlerinde yine bir g�rev de�i�ikli�i ya�arlar.

 

D�rd�nc� D�nem: Kovan Bek�ileri

Ar�lar hayatlar�n�n d�rd�nc� d�nemlerinde kovan giri�inde n�bet�ilik yaparlar. V�cutlar�nda bir de�i�im olur; i�ne bezleri geli�ir ve zehir �retmeye ba�lar. ��te bu d�nemdeki ar�lar, kovan kap�s�nda n�bet tutarak davetsiz misafirlerin i�eri girmesini engellerler. Gelen her canl� -ar�lar bile- kap�daki n�bet�inin kontrol�nden ge�erek i�eri girebilir. N�bet�i ar�n�n yerinden ayr�lmas� durumunda ise hemen ba�ka bir i��i ar� gelir ve kovan kap�s�ndaki n�beti devral�r.

Ar�lar�n kovan bek�ili�ini, s�n�r kap�lar�nda giri� yapmaya �al��anlara uygulanan kontrollere benzetebiliriz. Bir �lkenin s�n�r g�venli�i �ok �nemlidir. Bu nedenle al�nan g�venlik �nlemleri son derece fazlad�r. Ayn� �ekilde kovanlardaki g�venlik �nlemleri de son derece s�k�d�r. Gardiyan ar�lar kovana yabanc� giri�ine hi�bir �ekilde izin vermezler.

Solda; Kovan kap�s� �n�nde bekleyen bir gardiyan ar�.
Sa�da; Sald�r� kokusunu kovana yayan i��iler.

B�t�n ar�lar d�� g�r�n�� olarak birbirlerine �ok benzemelerine ra�men kovana giren yabanc� ar�lar hemen te�his edilir. Bu ayr�m� ar�lar�n nas�l yapt���n� ara�t�ran bilim adamlar� �a��rt�c� sonu�lar elde etmi�lerdir. Ar�lar�n birbirini tan�mas�ndaki en �nemli etken kovan kokusudur. Her ar� kolonisinin kendine �zg�, di�er kovanlardan onlar� ay�ran bir kovan kokusu vard�r. Ar�lar birbirlerini bu koku sayesinde ay�rt ederler. Kovan kokusunu ta��mayan canl�lar kovan i�in tehlike demektir. Bu nedenle kovandan olmayan her canl�, hi� ayr�m yap�lmadan, kap�daki n�bet�ilerin sald�r�s�na u�rar.

Ba�ka bir kovana girmeye �al��an ar�lar farkl� kokular� nedeniyle n�bet�iler taraf�ndan hemen te�his edilirler ve yine n�bet�iler taraf�ndan kovandan d��ar� at�l�rlar ya da �ld�r�l�rler.

Yabanc� bir canl�, kovan giri�inde g�r�nd��� zaman, n�bet�i ar�lar hemen sert tepkiler vermeye ba�larlar. Kovan d���ndan oldu�u tespit edilen davetsiz misafire kar�� n�bet�iler zehirli i�nelerini kullan�rlar. N�bet�i ar�lar�n ilk hamlesinin hemen ard�ndan genelde di�er kovan �yeleri de sald�r�ya kat�l�rlar.

Kovan kokusunu ta��mamas�na ra�men kovana girmeye �al��an canl�lar gardiyan ar�lar�n sald�r�s�na u�rar ve kovandan at�l�r. 

Kovandaki kitlesel sald�r�y� ate�leyen sinyal, yabanc�ya sald�ran n�bet�i ar�n�n i�nesinden salg�lanan kokulu bir kimyasald�r. Baz� durumlarda sald�r�y� ba�latan kokular�n salg�lanmas�n�n yan�s�ra huzursuz olan hayvandaki karakteristik duru� ve u�u� tipleri de kovandaki di�er ar�lar i�in alarm sinyali anlam�na gelir. Alarm sinyallerinin yay�lmas�n�n ard�ndan y�zlerce ar� kovan kap�s�na birikir. N�bet�i ar�dan yay�lan koku ne kadar kuvvetli olursa, ar�lar da o kadar heyecanl� ve sava��� olurlar.

Kovan sald�r�ya u�rad���nda gardiyan ar�lar hemen kokulu bir madde salg�lar (yanda). Bu koku ve ar�lar�n duru� bi�imi t�m kovan� harekete ge�irir. ���i ar�lar kendi hayatlar� pahas�na savunur.

Ar�lar�n anla�mas�nda son derece �nemli bir yeri olan bu �zel kokular, ar�lar ilk ortaya ��kt�klar�ndan beri kullan�lmaktad�r. Ar�lar Allah'�n kendileri i�in yaratm�� oldu�u �zel tasar�mlara sahip bedenlerinde bu kokular� �retmekte ve bu yolla aralar�ndaki ileti�imi s�rd�rebilmektedirler.

 

���i Ar�lar�n Fedakarl���

Bir balar�s� soktu�u zaman, i�nesindeki �engeller kurban�n etine saplan�r ve sonu�ta t�m i�ne tak�m� yerinden s�k�l�r ve ar� �l�mc�l �ekilde yaralan�r. Sald�ran ar� ayr�ld�ktan sonra bile, kaslar �engelleri daha da i�eri sokacak ve yaran�n i�ine zehir pompalayacak �ekilde kas�lmaya devam edecektir. Sa�daki resimde ar�n�n�n b�rakt��� i�ne g�r�lmektedir. 

Gardiyanl�k yapt�klar� bu d�nemde i��i ar�lar asl�nda kendi hayatlar�n� riske atmaktad�rlar. ��nk� d��mana sald�ran ar�, i�nesini geri �ekemedi�i zaman �l�m tehlikesi ile kar�� kar��ya kal�r. Balar�lar�n�n i�nesi bir kirpinin dikeni gibi k���k oklara sahiptir. Bu yap�s� nedeniyle i�ne bir�ok hayvan�n etinden geri �ekilemeyebilir. N�bet�i ar�lar i�nelerini ancak ba�ka bir ar�y� ya da baz� hayvanlar� soktuklar�nda geri �ekebilirler ve kendilerine bir zarar gelmez. Ama �zellikle insanlar� soktuktan sonra u�maya �al���rken ar�lar�n i�neleri soktuklar� yerde tak�l� kal�r ve ar�n�n karn�n�n arka taraf� y�rt�l�r. Karn�n y�rt�lm�� k�sm�nda, zehir salg�s� ve onu kontrol eden sinirler vard�r. �� organlar�ndaki bu tahribat sonucunda ar� �l�r. �len ar�dan kopan salg� bezinin ba�ka bir �zelli�i de, ar�n�n v�cudundan ayr�lm�� olmas�na ra�men kurban�n�n yaras�na belli bir s�re daha zehir pompalamaya devam etmesidir.

Yandaki �izimde, kaslar, zehir kesesi gibi yap�lar�n bulundugu, ar�n�n i�ne tak�m� g�r�l�yor

Kovan�n korunmas� b�t�n koloniyi ilgilendiren �nemli bir sorumluluktur. N�bet�i ar�lar da bu sorumlulu�u kendi hayatlar�n� tehlikeye atarak yerine getirirler. Kovandaki her ar�, zaman� gelip de n�bet�ilik g�revini devrald���nda ayn� �ekilde hareket eder ve kendi can� pahas�na da olsa kovan� korur.

Ar�lar�n bu fedakar tav�rlar�, evrim savunucular�n�n do�ada bir "ya�am sava��" oldu�u, her canl�n�n yaln�zca kendi soyunu korumaya �al��t��� y�n�ndeki iddialar�n� yalanlamaktad�r.

 

Ar�lar�n Fedakar Davran��lar�n�n Ger�ek Nedeni

Evrim teorisinin "hayatta kalma m�cadelesi" tezine g�re fedakarl�k, a��klanmas� imkans�z bir davran��t�r. Evrimcilerin iddialar� canl�lar�n kendilerini korumak ve hayatta kalabilmek i�in sava�t�klar� do�rultusundad�r. Oysa do�an�n sadece sava�an bireylerden olu�tu�unu s�ylemek m�mk�n de�ildir. ��nk� canl�lar aras�nda yard�mla�ma, fedakarl�k gibi pek �ok davran�� vard�r. Bu durum kar��s�nda baz� evrimciler canl�lar�n t�m neslin devam� i�in kendilerini feda ettiklerini, yani bu i�ten ��karlar� oldu�u i�in fedakarl�k yapt�klar�n� iddia ederler. Elbette bu iddia kendi i�inde pek �ok �eli�kiyi bar�nd�rmaktad�r.

�rne�in n�bet�i ar�lar �o�u zaman kendilerinden �ok daha b�y�k olan e�ekar�s� gibi canl�lar�n �zerine hi� d���nmeden at�l�rlar ve sava��rlar. Ar�lar�n b�t�n bunlar� kendi kendilerini d���nerek yapt�klar�n� ve bundan bir ��karlar�n�n oldu�unu iddia etmek cevaplanmas� gereken baz� sorular� da beraberinde getirecektir. Ar�lar bunu yaparken acaba "kolonideki yavrular�n korunmas�" gibi bir mant�k y�r�tebilirler mi? Ar�lar�n ge�mi�-gelecek gibi kavramlar�, bunlara y�nelik kayg� ve beklentileri olabilir mi? ���i ar�lar�n kovan savunmas� yaparken �lmelerinde ne gibi bir ��karlar� olabilir?

Elbette ki ar�lar�n mant�k y�r�tmesi s�z konusu de�ildir. Ar�lar�n bu i�ten hi�bir ��karlar� da yoktur. Zaten ��karlar� olsa bile kendi hayatlar�n� tehlikeye atmalar�n�n bir anlam� yoktur. N�bet�i ar�lar sadece kovan� koruma g�revi kendilerine verildi�i i�in b�yle yaparlar.

Hi�bir akla ve �uura sahip olmayan canl�lar�n bir plan belirleyip, ona g�re hareket etmesi, �rnek yard�mla�malar sergilemesi, �zveride bulunmas� tesad�fen meydana gelecek davran��lar de�ildir. Bunlar�n o canl�ya ��retilmi�, di�er bir deyi�le Allah taraf�ndan ilham edilmi� olmas� gerekir.

Bu kitab�n konusu olan ar�lar da yery�z�ndeki di�er canl�lar gibi Allah'�n ilham�yla hareket eder. Evrendeki t�m canl�lar, atlar, ku�lar, b�cekler, a�a�lar, �i�ekler, kaplanlar, filler Allah'a boyun e�mi�dir. Yapt�klar� her hareketi Allah'�n ilham�yla yapmaktad�rlar. Allah Hud Suresi'nde canl�lar �zerindeki hakimiyetini bize ��yle bildirmektedir:

...O'nun aln�ndan yakalay�p denetlemedi�i hi�bir canl� yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdo�ru bir yol �zerindedir (dosdo�ru yolda olan� korumaktad�r). (Hud Suresi, 56)

 

Be�inci D�nem: Besin Toplay�c�s� Ar�lar

���i balar�lar�n�n hayatlar�n�n son d�nemlerindeki g�revleri besin toplamakt�r. �htiya�lar� olan t�m besin maddelerini �i�eklerden temin ettikleri polen (�i�ek tozu) ve nektar (bal �z�) sayesinde kar��larlar. Polen protein y�n�nden zengin bir maddedir, nektar ise hem enerji kayna��d�r, hem de bal�n ana maddesidir. Ar�lar k���n besin bulamayacaklar� i�in kovanlar�na bal depo ederler. K�� i�in ayr�ca polen depo edilmez, yaln�z ya�murlu havalarda kullan�lmak �zere yavru ar�lara yetecek kadar polen biriktirilir.28

BALARILARINDA SAVUNMA STRATEJ�S�: D��MANI YOK ETMEK ���N ISI KULLANMA

Avrupa'dan getirilen balar�lar� i�in, Japonya'daki e�ek ar�lar� tam bir ba� belas�d�r. Ya�ma i�in kovana sald�ran 30 e�ek ar�s�, �� saat i�inde tam 30.000 balar�s�n� �ld�rebilir. Ancak yerli balar�lar� yaban ar�lar�na kar�� m�kemmel bir savunma mekanizmas�na sahip olarak yarat�lm��lard�r. Bir e�ek ar�s�, yeni bir ar� kolonisi ke�fetti�inde, bunu hemcinslerine duyurmak i�in �zel bir koku salg�lar. Kokuyu balar�lar� da alg�lad���ndan, kovan� savunmak �zere hemen giri�e toplanmaya ba�larlar. Bir e�ek ar�s� yakla�t���nda 500 balar�s� havalanan�p hemen e�ek ar�s�n�n�n etraf�n� sararlar. Bedenlerini h�zla titre�tirmeye ba�larlar. Bu hareket ar�lar�n v�cut �s�lar�n�n�n artmas�na neden olur. Bu esnada e�ek ar�s� adeta bir f�r�nda pi�iriliyormu��as�na �s�n�r ve sonunda kavrularak �l�r. 

Bu t�rden bir sald�r�n�n, �s�ya duyarl� filmle �ekilmi� foto�raf�nda, g�r�nen beyaz b�lgelerdeki s�cakl�k 50 �C 'ye kadar ��kmaktad�r. Balar�lar�n�n dayanabildi�i bu s�cakl�k e�ek ar�lar� i�in �l�m demektir. 

Ar�lar �i�eklerden toplad�klar� poleni do�rudan do�ruya kullanmaz, "ar� poleni" veya "ar� ekme�i" ad� verilen bir maddeye d�n��t�r�rler. Bu d�n���m �i�eklerden toplanan polenlere nektarla birlikte baz� enzimlerin eklenmesiyle sa�lan�r. Elde edilen bu madde sadece beslenme i�in kullan�l�r.

Polen ve nektar toplama g�revi 21 g�nl�k i��i ar�lara d��mektedir. Bu a�amada art�k balmumu yapmaya yarayan mum bezleri mum salg�lamay� durdurur. ���i ar�lar kovan d���na ��karak yeni ve tehlikeli g�revlerine ba�larlar. �i�ekler aras�nda dola�ma g�revi tehlikelidir ��nk� ar�lar�n b�t�n d��manlar� (�r�mcekler, yusuf�uklar gibi) d��ar�dad�r. Ayn� zamanda ar�lar, kovan ve yiyecek kayna�� aras�nda s�rekli u�u� halinde olduklar� i�in de bu g�rev olduk�a yorucudur. U�u� kaslar� y�pranan ar�lar k�sa bir s�re sonra �l�rler.

Ar�lar�n v�cutlar� polen ve nektar toplamak i�in tasarlanm�� �zel sistemlerle donat�lm��t�r. Ar�lar, nektar� bal kesesine doldurmak i�in yutar. Polenler ise nektar gibi yutulmaz, k�meler halinde ar�lar�n arka bacaklar�n�n yan taraflar�na yap���k olarak a��kta kovana ta��n�r.

ARILARIN HAYATI 4


Ar�lar�n Polen Sepetleri

Ar�lar�n arka bacaklar�n�n d�� taraf� �ok hafif bir �ukur olu�turacak �ekilde bir tasar�ma sahiptir. V�cutlar�n�n bu b�l�m� adeta polenleri ta��maya yarayan bir ka��k gibidir. Ayr�ca bacaklar�n�n �evresinde uzun t�yler vard�r. Bu b�l�me "polen kesesi" ad� verilir. Ar�lar�n kar�nlar�n�n alt taraf� ise tamamen yumu�ak t�ylerle kaplanm��t�r. �i�ekten polen toplarken bunlar�n �zerine de �i�ek tozlar� yap���r. ���i ar�lar�n bacaklar�ndaki f�r�ay� and�ran t�yler ise kar�nlar�n�n alt�na yap��an �i�ek tozlar�n� f�r�alayarak, bunlar� polen keselerinde biriktirebilmelerine yarar.30

Besin toplay�c�l��� yapma zaman� gelen bir balar�s�, u�u�a ��kmadan �nce enerji kazanabilmek i�in kursa��n� bir miktar bal ile doldurur. Bundan ba�ka toplad��� polenleri sepete yerle�tirmek i�in de kursa��ndaki bu baldan kullan�r. Polen toplayan ar� �i�e�in erkek organ� �st�ne kondu�unda, burada bulunan polenleri �enelerini ve �n ayaklar�n� kullanarak kaz�r ve onlar� yap��kan hale getirmek i�in de kursa��ndaki bal ile �slat�r. Ar� bu i�leri yaparken polenlerin bir k�sm� da v�cudundaki k�llar�n aras�na bula��r. Bu nedenle ar�n�n g�r�nt�s� kimi zaman una bulanm�� gibi olur.

Polenleri, polen kesesine f�r�alama i�ini -bu i�lem s�p�rme olarak da tan�mlanabilir- ar� u�arken yapar. Bir �i�ekten ba�ka bir �i�e�e do�ru u�arken bir yandan da arka baca��nda bulunan f�r�as�yla v�cuduna ve arka baca��na yap��m�� olan polenleri biraraya toplar. Sonra ayn� i�lemi di�er baca��yla da yapar. Yani ar� bir sa� bir sol aya��n� kullanarak polenleri toplar ve baca��n�n d�� taraf�nda bulunan sepet�i�e do�ru iter. Bu �ekilde polenler birikir. Ar� bu i�lemi sepet�ik doluncaya kadar devam ettirir. En sonunda burada irice ve yo�un bir �i�ek tozu topa�� olu�ur, art�k ar�n�n polen kesesi dolmu�tur. Polenlerin d��memesi i�in de ar�, ara s�ra baca��yla sepet�i�in d�� taraf�ndan vurarak, polenleri sepete iyice yerle�tirir ve kovana do�ru yola ��kar. Kovana vard���nda ise polenleri, �zel olarak ayr�lm�� olan polen h�crelerinden birine yerle�tirecektir.31

Ar�lar arka ayaklar�nda Allah taraf�ndan yarat�lm�� olan �zel sistemleri kullanarak polen ta��rlar.

1-Ar� polen f�r�as�n� kullanarak taraklarda birikmi� olan polenleri kaz�r ve bir b�lgede depolar.

2-Polenler daha sonra sepetin i�ine do�ru itilir.

3-Son olarak toplanan polen ar�n�n a�z�ndan ��kan bir miktar bal ile nemlendirilerek, yap��kan bir top haline getirilir ve sepete konur.

Pek �ok b�cek �i�eklerden polen ta��r ama hi�biri ar�lar kadar verimli sonu� alamaz. Bunun en �nemli nedeni ar�lar�n polen toplamaya son derece elveri�li olan v�cut yap�lar�d�r. Polen toplama i�i yo�un bir �al��ma gerektirir, ��nk� ar�n�n uzun s�re �al���p toplayarak kovana ta��d��� polen paketi ancak bir �ifttir. Oysa tek bir petek g�z�n�n polenle dolmas� i�in ortalama 20 �ift polen paketine gereksinim vard�r. Bu da ar�lar�n hi� durmadan hareket halinde olmas� demektir.32

Ar�lar �i�eklerden iki ayr� madde toplar. Bu iki maddenin hem i�erikleri, hem toplan�� bi�imleri, hem de kullan�m alanlar� birbirinden �ok farkl�d�r. �i�eklerdeki nektar� toplayabilmek i�in de ar�lar polen ta��mak i�in kulland�klar�ndan daha farkl� bir sisteme ihtiya� duyar. ��nk� �i�eklerin yap�lar�na g�re nektarlar�n bulundu�u yer de de�i�iklik g�sterir. Baz� �i�eklerin nektarlar� �i�ek yapraklar�n�n �zerinde serbest�e g�r�lecek �ekildedir ve bu b�lgeye b�cekler kolayca ula�abilir. Ancak baz� �i�ek t�rlerinin nektarlar� ula��lmas� daha zor olan, �i�e�in boru �eklinde uzayan dip taraf�nda bulunur. Bu y�zden b�ceklerin daha diplere inmesi ve nektar� �i�e�in o b�l�m�nden ��karmas� gerekir.

Ar�lar �zel a��z yap�lar�, t�yl� v�cutlar� ve polen keseleri sayesinde di�er b�ceklerden �ok daha verimli bir �ekilde polen toplar.  Resimlerde polen ile keselerini doldurmu� ar�lar g�r�lmektedir. 

Bu durum pek �ok b�cek i�in sorun yarat�rken ar�lar i�in bir problem olu�turmaz, ��nk� ar�lar�n derinlerdeki bal �z�ne ula�malar�n� sa�layan boru bi�iminde "proboscis" ad� verilen bir organlar� vard�r. Proboscis ar�n�n �i�eklerden kolay nektar toplamas�n� sa�lar. Bundan ba�ka bal ve su gibi maddeleri de bu organlar� ile toplar. Uzun bir burun olarak nitelendirilebilecek olan proboscis, ar�lar aras�ndaki besin de�i�iminde de rol oynar. Bu organ ayn� zamanda krali�e ar�n�n salg�s�n�n yalanmas�nda ve di�er ar�lara aktar�lmas�nda da kullan�l�r. ���i ar�lar proboscislerini kullanmad�klar� zamanlarda, a��zlar�n�n alt b�l�m�nde bulunan bo�lukta, z harfi g�r�n�m�nde olacak �ekilde i�eri do�ru katlarlar. Nektar, polen ya da su toplamak istediklerinde ise tekrar a�arlar.33

Ar� bir �i�e�e konunca nektar damlac�klar� �nce emme hortumundan sonra da yemek borusundan ge�erek "bal midesi" ad� verilen b�l�me akar. Ar�lar ta��yabilecekleri kadar bal �z�n� buraya doldurur ve kovana d�ner. Bu arada balar�lar�n�n yakla��k 50 mm3'l�k bir kapasitesi olan bal keselerini tamamen nektarla doldurabilmeleri i�in 100 ile 150 aras�nda �i�e�i ziyaret etmeleri gereklidir. 34

Ar�lar kusursuz v�cut tasar�mlar� sayesinde, di�er b�ceklerin ula�amayaca�� kadar derinlerde bulunan nektarlar� dahi �i�eklerden kolayl�kla toplar. Allah, ar�lar� g�revlerine uygun �zelliklerle birlikte yaratm��t�r.

 

Bir i��i ar�n�n proboscis'i (burnu), ar�n�n t�r�ne g�re 5.3- 7.2 mm uzunlu�unda olabilir. Baz� �i�eklerin nektarlar� di�erlerine oranla daha derinlerde bulunur. Bu nedenle ar�lar�n bu gibi �i�eklerin tabanlar�ndan nektar �ekebilmeleri i�in uygun �zelliklere sahip olan uzun burun yap�lar� b�y�k bir avantajd�r. Sol �st� �izim resimlerde ar� proboscis'inin a��k ve kapal� hali g�r�lmektedir. Yandaki �ekilde de g�r�ld��� gibi ar�lar proboscislerini kullanmad�klar� zamanlarda "z" �eklinde i�eri do�ru katlarlar. 

Ar�lar aras�ndaki i� b�l�m� nektar toplanmas� ve yerle�tirilmesi i�lerinde de a��k�a g�r�lmektedir. ��yle ki nektar y�k�yle d�nen toplay�c� ar� bunu h�crelere yerle�tirmekle u�ra�arak hi� vakit kaybetmez. Bunun yerine bu i�le g�revlendirilmi� olan ar�lara nektar� a��z yoluyla aktar�r. Midesinde kendisine enerji verecek kadar bal b�rak�r ve hemen besin kayna��na do�ru u�ar. Kendisine nektar aktar�lan g�revli de duruma g�re nektar� ba�ka ar�lara verebilir veya depolayabilir. Bu i�lem kovandaki ar�lar�n o andaki g�da ihtiyac�na ba�l�d�r. 35

 

Di�er G�revler...

Balar�lar� besin toplamaya ba�lad�ktan ve yeti�kin bir ar� olduktan sonra her i�i yapabilir. Bunun i�in sadece ar�lar�n 3 haftal�k olmas� yeterlidir.

Daha �nce ar�lar�n b�y�me d�nemleri boyunca v�cutlar�nda �e�itli de�i�ikliklerin meydana geldi�inden ve bu de�i�ikliklerle do�ru orant�l� olarak kovan i�indeki g�revlerinin de�i�ti�inden bahsetmi�tik. Ar�lar�n v�cutlar�nda d�nem d�nem ger�ekle�en bu de�i�iklikler geri d�n�lmez de�i�iklikler de�ildir. Kovandaki ihtiya�lar do�rultusunda ar�lar�n organlar� eski fonksiyonlar�n� tekrar kazanabilir. �rne�in bir sald�r� ya da bir yang�n sonucunda kovanda herhangi bir tahribat meydana geldi�inde, bunu telafi etmek i�in art�k balmumu �retmeyen yeti�kinler birdenbire balmumu �retmeye ba�layabilir. Benzer �ekilde, larvalar�n beslenmesinde bir aksakl�k ihtimali belirirse bu defa dad�l�k yapan ar�lar�n d���nda da, dad� bezleri faaliyete ge�en ar�lar olabilir. Bundan ba�ka bal sto�u yetersiz oldu�unda da daha fazla ar� nektar toplamaya ��kabilir veya kovan�n acil olarak serinletilmesi gerekiyorsa di�er ar�lar o s�rada yapt�klar� i�leri b�rak�p, hemen bu i�e y�nelebilir. Kovan b�y�k bir sald�r�ya u�rad���nda ar�lar�n �o�u savunmaya kat�l�r, y�zlerce i��i ar� kovan giri�ine birikir ve sald�r� hep birlikte geri p�sk�rt�l�r.36 K�sacas� her ar� o anda kovanda ne gibi ihtiya�lar�n ortaya ��kt���n� ve buna ba�l� olarak nerede, nas�l davranmas� gerekti�ini �ok iyi bilir. �imdiye kadar ele al�nan konularda da g�r�ld��� gibi ar�lar�n t�m hareketlerine bir "bilin�" hakimdir. Ar�lar �stlerine d��en g�revleri son derece ba�ar�l� bir �ekilde yerine getirmektedir.

Bu bilgiler do�rultusunda d���n�ld���nde �ok �nemli bir sonu� ortaya ��kmaktad�r. Ar�lar�n her t�rl� �zelliklerini (hem davran��sal, hem de fiziksel olarak) kendi iradeleri ile ya da tesad�fen kazand�klar�n� iddia etmek akla, mant��a ve bilime uymayan bir iddiad�r. Ar�lar�n t�m�n�n ayn� d�nemlerde ayn� �ekilde hareket etmesi, kovandaki d�zenin ar�lar ilk ortaya ��kt���ndan beri hi� de�i�meden devam etmesi gibi detaylar ar�lar� y�neten akl�n a��k g�stergelerindendir. Ar�lar�n sahip olduklar� bilgilerin t�m� bu canl�lara �st�n bir ak�l sahibi taraf�ndan verilmektedir. Ar�lara neler yapmalar� gerekti�ini, hangi d�nemde ne gibi g�revlerde bulunacaklar�n� ilham eden bu akl�n sahibi, sonsuz bir ilmin sahibi olan Allah't�r. Allah her�eyi bir d�zen i�inde yaratand�r.

O Allah ki, yaratand�r, (en g�zel bir bi�imde) kusursuzca var edendir, '�ekil ve suret' verendir. En g�zel isimler O'nundur. G�klerde ve yerde olanlar�n t�m� O'nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakim'dir. (Ha�r Suresi, 24)

 

Kovandaki Is�n�n Ayarlanmas�

Baz� canl�lar ya�ad�klar� ortam�n s�cakl���n� dengede tutabilmek i�in kendi v�cut �s�lar�n� kullan�rlar. V�cut s�cakl�klar�yla bu ayarlamay� yapabilenler memeli hayvanlar ve ku�lard�r. Di�er pek �ok canl�n�n (kertenkele, y�lan, kurba�a, bal�k, salyangoz, solucan, �stakoz, b�cek vs.) v�cut �s�lar� ise ya�ad�klar� b�lgenin �s�s�na g�re de�i�iklik g�sterir.

Bu bilgiler g�z �n�ne al�nd���nda ar� kovanlar�ndaki 35�C 'lik de�i�meyen �s� son derece dikkat �ekicidir. ��nk� ar�lar da v�cut s�cakl�klar�nda de�i�iklik yapamayan canl�lardand�r. Bu nedenle kovan i�indeki s�cakl��� v�cut s�cakl�klar� ile dengeleyemezler. Ancak hareket etmelerinin sonucunda ortaya ��kan �s� ile kovandaki �s� dengesini sa�larlar.37 ���i ar�lar�n kovan i�indeki en �nemli g�revlerinden biri de kovandaki �s�n�n ayarlanmas�d�r. Balar�lar�, bulunduklar� ortam (a�a� kovu�u, kaya aras� vs.) ve d��ar�n�n �s�s� ne olursa olsun kovandaki �s�y� her zaman kontrolleri alt�nda tutarlar. Bahar sonundan sonbahara kadar kovan �s�s� 34.5�C- 35.5�C aras�nda korunur. Balar�lar� �s� de�i�ikliklerinden etkilenen canl�lard�r. Balmumu �retimleri, bal�n olu�umu gibi i�lemlerin t�m� belirli bir s�cakl�kta ger�ekle�tirilir. Kovandaki �s� de�i�ikli�inden en �ok etkilenenlerse yavru ar�lard�r. Bu nedenle kulu�ka odalar�n�n s�cakl���na �zellikle �ok dikkat edilir. G�n i�inde ger�ekle�en s�cakl�k de�i�ikliklerine g�re ar�lar kovan �s�s�n� korumak i�in �e�itli �al��malar yaparlar. �rne�in havan�n daha so�uk oldu�u sabah�n erken saatlerinde i��iler petek �evresinde k�melenir ve v�cut s�cakl�klar� ile yumurtalar� �s�t�rlar. G�n ilerledik�e ve hava �s�nmaya ba�lad�k�a ar�lar taraf�ndan �r�len k�me yava� yava� da��l�r. E�er s�cakl�k artmaya devam ederse i��ilerin bir b�l�m� �s�y� d���rmek i�in kanatlar�n� yelpaze gibi sallamaya ba�lar. Hava ak�m�n� kovan�n giri�ine ve peteklerin �zerine do�ru y�nlendirerek kovan �s�s�n� d���rmeye �al���rlar.

�ok s�cak g�nlerde ise ar�lar daha �iddetli bir so�utma y�ntemi kullan�rlar. Yiyecek toplayan ar�lar kovan �s�s� �ok y�kseldi�inde polen veya nektar yerine kovana, yak�ndaki su kaynaklar�ndan ald�klar� su damlalar�n� getirir ve bunlar� kulu�ka h�crelerinin �zerine serperler.38 Daha sonra kanatlar�yla hava ak�m� olu�turarak bu damlalar�n i�erisindeki suyu buharla�t�r�rlar. Bu so�utma sistemiyle kovan�n �s�s� k�sa s�rede eski haline d�ner.39 Bu konuyla ilgili olarak yap�lan bir deneyde, s�cakl���n 50 �C 'ye y�kseldi�i bir g�nde kovan tam g�ne�in alt�na konulmu�, ar�lar�n yak�ndaki bir su kayna��ndan s�rekli su ta��yarak kovan i�i s�cakl���n� yakla��k 35 �C 'de sabit tuttuklar� g�zlenmi�tir.

Kovandaki �s� dengesi ar�lar�n uygulad�klar� de�i�ik y�ntemler ile sa�lan�r. Kovan �s�s�n�n artmas� durumunda ar�lar�n kanatlar�n� kullanarak yapt�klar� havaland�rma ile �s�n�n d���r�lmesi bunlardan bir tanesidir.

Ar�lar k�� aylar�nda �s�nmak i�in de yaz�n kovan� so�uturken kulland�klar�na benzer bir y�ntem kullan�rlar. Kovan �s�s� d��t���nde ar�lar �nce s�k�ca birbirlerine k�melenirler. Kal�nl��� so�u�un �iddetine g�re 2.5 cm ile 7.5 cm aras�nda olan bu ar� k�mesi, bir kabuk gibi pete�i kaplar. Ana k�meye dahil olmayan ar�lar i� taraftad�r, birbirlerine yak�n olmalar�na ra�men d��ar�dakiler kadar s�k���k de�ildirler. Bu ar�lar s�rekli hareket ederek d��ar�daki ar�lar i�in �s� a���a ��kar�rlar. (Her bir ar�n�n 10 �C s�cakl�kta, dakikada 0.1 kalori �s� �retebildi�i bilinmektedir.) Ar�lar daha �ok �s� elde etmek i�in daha fazla hareket ederler. D��ar�dakiler ise b�z�lerek v�cutlar�n�n so�u�a daha az temas etmesini sa�larlar. K�menin d���nda yer alan ar�lar�n kar�nlar�na depolad�klar� besin bir s�re sonra biter. Bunun �zerine i� k�s�mdaki ar�larla di�erleri aras�nda yer de�i�imi ya�an�r. Ar�lar aras�ndaki bu de�i�im, gerekli olan s�cakl�k elde edilene kadar devam eder.40 Ar�lar bu y�ntemi kullanarak hava s�cakl��� -30 �C 'ye d��t���nde bile kovan �s�s�n� yakla��k olarak 35 �C 'de tutabilmektedirler.41

�u ana kadar anla��ld��� gibi, kovan �s�s�n�n ayarlanmas�nda ar�lar�n kulland�klar� ��z�mler son derece etkili ve pratiktir. Burada �zerinde d���n�lmesi gereken nokta, ar�lar�n bu ��z�mleri nas�l ke�fettikleri ve kovan�n �s�s�n� nas�l do�ru olarak tespit ettikleri konusudur. Bir b�ce�in s�cakl�k konusunda bu kadar hassas �l��mler yapabilmesi son derece �a��rt�c�d�r.

�ncelikle s�cakl�k �l��m� yapabilmesi i�in ar�n�n v�cudunda bir �s� �l�erin bulunmas� �artt�r. Bu durumda termometre hassasl���ndaki bu organ�n ar�n�n v�cudunda nas�l olu�tu�u sorusunun cevab�n�n verilmesi gerekecektir. Ar�lar bu sisteme tesad�fen sahip olamayacaklar�na ve kovan �s�s�n�n ka� derecede olaca��n�, �s�n�n nas�l korunaca��n� tesad�fen ke�fedemeyeceklerine g�re b�t�n bunlar� ar�larda var eden bir g�� vard�r.

Ar�lar�n b�t�n bunlar� kendi kendilerine yapmalar� imkans�zd�r. Ar�lardaki �s� �l��m sisteminin tasar�m� ve bunun v�cutlar�na yerle�tirilmesi, kovan� ne zaman ve nas�l �s�t�p so�utacaklar� gibi bilgilere ar�lar kendiliklerinden ula�m�� olamazlar.

T�m bunlar bizi tek bir sonuca ula�t�r�r. Ar�lara, yapt�klar� her hareket yarat�c�lar� olan �st�n g�� sahibi Allah taraf�ndan ilham edilmektedir. Sahip olduklar� sistemlerin tasar�m� da benzersiz sanat�n� bize yaratt��� canl�larda tan�tan Allah'a aittir.

 

B�CEKLER�N VER�ML� U�U�LARI

Evrimci bir �izgiye sahip olan "New Scientist" Dergisi'nde yay�nlanan 12 Ekim 1996 tarihli bir yaz�da b�ceklerin u�u�lar�n�n dikkate de�er bir �ekilde etkisiz ve verimli olmayan u�u�lar oldu�u ve sarfettikleri enerjinin sadece %6's�n� mekanik enerjiye d�n��t�rd�kleri ifade ediliyordu. Enerjinin geri kalan�n�n ise �s� olarak kayboldu�u iddia ediliyordu. 

Bunun �zerine Arizona State �niversitesi'nden Jon Harrison ve ekibi ayn� konuda ara�t�rmalar yapt�lar. Bulduklar� sonu�lar son derece �a��rt�c�yd�. B�ceklerin u�u�lar�ndaki d���k verimin asl�nda son derece �nemli nedenleri vard�r. Bu ara�t�rman�n sonu�lar� Science Dergisi'nde (1996, vol. 274, s.88) yay�nland�. Bu deneylerde bir ar� kovan�n�n bulundu�u yerdeki �evre �s�s� de�i�tirilerek, ar�lar�n v�cut �s�lar�, kanat ��rpma ve metabolizma h�zlar� �l��ld�. Is� 20 dereceden 40 dereceye y�kseldik�e ar�lar�n kanat ��rpma frekans� %16, metabolizma h�zlar� ise %50 azald� ve g���s �s�s� da buna ba�l� olarak sabit kald�. Ar�lar�n d���� g�steren kanat ��rpma frekanslar� u�u�ta bir sorun ya�anmas�na neden olmad�. B�t�n bunlar�n sonucunda �s� y�kseldik�e ar�n�n u�u�unun daha etkili ve verimli bir hale geldi�i anla��lm�� oldu. Neticede ar�lar�n kaslar�n�n s�cak olan g�nlerde daha �ok verimli oldu�u ortaya ��kt�. 

Bunun �zerine Harrison, ar�lar�n u�u�lar�n�n so�uk havalarda neden daha az verimli oldu�u konusunu ara�t�rd�. Etkisiz ve verimli olmayan u�u�larda a���a ��kan �s�n�n ar�lar� so�uk g�nlerde s�cak tutmaya yard�mc� oldu�u sonucuna vard�. Bu, kovan�n �s� d�zeninde �ok �nemli bir yer tutmaktayd�. Yap�lan bu detayl� ara�t�rmalar sonucunda ortaya ��kan sonu� ar�lar�n kanat kaslar�n�n iki �nemli g�revi oldu�uydu. Bunlardan biri ar�lar�n u�malar�n� sa�lamak, di�eri ise ihtiya�lar� olan �s�y� olu�turmakt�. Kanatlardaki bu tasar�m sayesinde ar�, �evre ko�ullar�na g�re hem u�u� etkili�ini hem de �s� �retimini ihtiyac� do�rultusunda de�i�tirebiliyordu. 

Bu �rnekte g�r�ld��� gibi, bilim adamlar� do�adaki bir canl� �zerinde ara�t�rma yaparken o canl�da tesad�fi olu�umlar, hatal� tasar�mlar ararlarsa, do�ru bir sonuca ula�amazlar. Bunlar� ararken de �ok b�y�k bir zaman kayb�na u�rarlar. Oysa bug�n kesin olarak g�rmekteyiz ki, do�ada kusursuz tasar�mlar vard�r. T�m canl�lar, tam ihtiya�lar� olan �zelliklere sahiptirler. Ku�kusuz bu noktada kar��m�za ��kan Allah'�n sonsuz kudreti ve ilmiyle do�adaki t�m canl�lar� kusursuzca var etti�idir. ��te insanlar bu bak�� a��s�yla ara�t�rma yapt�klar�nda, yani kusursuzlu�u ara�t�rd�klar�nda, �ok daha �abuk sonuca ula�abilir, do�adaki �st�n yarat�l�� sanat�na �ok daha yak�ndan �ahit olabilirler. 

 

���i Ar�lar�n �l�m�

Koloninin t�m y�k� �zerlerinde bulunan i��i ar�lar, do�duklar� andan itibaren hi� durmadan �al���rlar. Bu yo�un tempo nedeniyle kovandan ��k�p yiyecek toplamaya ba�lad�ktan sonra ancak 3-4 hafta kadar ya�ayabilirler.

���i ar�n�n �l�m�ne yol a�an nedenlerden en �nemlisi yiyecek arama i�idir. Bu zor i�in sonucunda ar�n�n beslenme ve balmumu bezleri zarar g�r�r. Ayr�ca i��i ar� t�ylerini kaybeder ve sonunda (toplam olarak yapt��� yakla��k 800 km .lik bir u�u�tan sonra) u�ma kaslar� da t�kenir. ���i ar�lar genellikle kovandan uzakta ve g�rev ba��nda iken �l�rler.42

Sonbaharda yumurtalardan ��kacak yeni bireyler koloninin bak�m�n� �stleneceklerdir. Bu ar�lar�n do�umu k��a denk geldi�i i�in kovan d���na ��kmaz ve kendilerinden �nceki ar�lar�n depolad�klar� yiyecekler ile beslenirler.

Koloniyi olu�turan ar�lar�n �m�rleri k�sa olsa da koloniler olduk�a uzun s�re hayatta kal�r. �yle ki ayn� koloni (orman yang�n� ve kurakl�k gibi ola�an�st� durumlar hari�) 20 y�l ve bazen daha da fazla s�reyle varl���n� koruyabilir.

Resimde polen sepetleri dolu olarak kovana d�nen i��i ar�lar g�r�lmektedir. Ar�lar�n hayatlar�n�n son d�nemlerindeki g�revleri olan polen ta��ma son derece yorucu bir i�tir. Bu g�revleri s�ras�nda i��i ar�lar�n bezleri zarar g�r�r ve bir s�re sonra �l�rler. 

 

Ar�lar Bir Anda Ortaya ��km��lard�r

Ar�lar�n ya�am� incelenirken �zellikle dikkat edilmesi gereken nokta, kovandaki t�m i�lerin say�lar� ortalama 40 ila 80 bin aras�nda de�i�en ar�lar taraf�ndan yap�lmas� ve bu say�ya ra�men kovanda en ufak bir kar���kl���n ve d�zensizli�in ya�anmamas�d�r. Kalabal��a ra�men ne larvalar a� kal�r, ne savunma aksat�l�r, ne de krali�eye hizmet geciktirilir. Ar�lar hayatlar�n�n her a�amas�nda son derece ak�lc� davran�p, �stlendikleri her i�i en ba�ar�l� �ekilde tamamlarlar.

National Geographic Society taraf�ndan yay�nlanan The Marvels of Animal Behaviour adl� kitapta i��i ar�lar�n faaliyetleri ��yle anlat�l�r:

���i ar�lar�n hareketleri son derece tutarl�d�r ve ama�s�z bir �ekilde hareket etmezler. �rne�in, bir ar� yeni yumurtalar i�in h�creler haz�rlarken, di�eri krali�eye hizmet i�in petekler aras�nda dola��r, bir ���nc�s� bal toplar, bir ba�kas� ise kovan kap�s�nda n�bet tutar. Her i��i kesin olarak neyi nas�l yapaca��n� bilir, kusursuz bir disiplinle hareket eder.43

Daha �nceki b�l�mlerde de de�indi�imiz gibi i��i ar�lar, kovandaki i�leri ger�ekle�tirmek i�in kimi zaman �zel s�v�lar, kimi zamansa o i� i�in tasarlanm�� organlar kullan�rlar. Bir ar�n�n ya�am�n� devam ettirebilmesi i�in �u anda sahip oldu�u �zelliklerin t�m�n�n ayn� anda var olmas� zorunludur. Kovan� savunmak i�in gerekli olan zehirli i�neler, nektar� �i�eklerden toplamak i�in kulland�klar� uzun dil, �i�ek tozlar�n�n v�cutlar�na yap��mas�n� sa�layan t�yler, bacaklar�na monte edilmi� f�r�a benzeri t�yler ve daha pek �ok yap�, ar�lar ilk ortaya ��kt�klar�ndan beri mevcuttur. Bundan ba�ka ar�larda evrimcilerin i�g�d� olarak nitelendirdikleri davran��lar�n da ilk ortaya ��kt�klar� anda var olmas� gereklidir. Bir ar�, larvalar� nas�l besleyece�ini, krali�eye nas�l bir ihtimam g�stermesi gerekti�ini, petekleri hangi a�� ile yaparsa bal�n rahatl�kla depolanabilece�ini, balmumundan nas�l tasarruf yapaca��n�, kovan� nas�l koruyaca��n�, propolisi nas�l toplayaca��n�, yiyece�in yerini di�erlerine nas�l bildirece�ini do�du�u anda bilmek zorundad�r. K�sacas� ar�lar�n sahip olduklar� t�m yeteneklerin ilk ortaya ��kt�klar� anda var olmas� gereklidir.

Ar�lar� ar� yapan �zelliklerden tek bir tanesinin olmamas� durumunda bile ortaya aksakl�klar ��kacak ve bu canl�lar ya�amlar�n� s�rd�remeyeceklerdir. B�t�n bunlar bize ar�lar�n, evrimcilerin iddia ettikleri gibi, zaman i�inde ger�ekle�en geli�imlerle ortaya ��kmad�klar�n� g�sterir. Ar�lar, v�cutlar�ndaki sistemlerden sadece birinin eksikli�i halinde bile hayatlar�n� s�rd�remezler. �rne�in, i�neleri olmasa kendilerini savunamaz, bacaklar�n�n arkas�ndaki polen sepetleri olmasa kovana besin ta��yamaz, dilleri k�sa olsa nektara ula�amaz, balmumu salg�lamasa petek �remez. Larva bak�m�n� ve petek �rmeyi bilmese neslini devam ettiremez. Zehir bezleri geli�se ama kovan� korumay� bilmese bir i�e yaramaz. K�sacas�, ar�lar�n t�m v�cut sistemlerinin ve t�m yeteneklerinin ayn� anda ve eksiksiz bir �ekilde ortaya ��kmas� gereklidir. B�yle bir �eyin tesad�fen olu�mas� ise imkans�zd�r.

B�t�n bunlar ar�lar�n bir anda, �u anki halleri ile ortaya ��kt�klar�n� g�sterir. Ar�lar bir Yarat�c� taraf�ndan yarat�lm��lard�r. O Yarat�c� ar�larda yaratt��� kusursuz tasar�m ile bize Kendisi'ni tan�tmaktad�r. Bu Yarat�c� Allah't�r. T�m evrenin yarat�c�s� olan Allah �ok �st�n, s�n�rs�z ve benzersiz bir Akl�n sahibidir. Allah her t�rl� yaratmay� bilen, her�eyden haberdar oland�r:

O, g�kleri dayanak olmaks�z�n yaratm��t�r, bunu g�rmektesiniz. Arzda da, sizi sars�nt�ya u�rat�r diye sars�lmaz da�lar b�rakt� ve orada her canl�dan t�retip yay�verdi. Biz g�kten su indirdik, b�ylelikle orada her g�zel olan �iftten bir bitki bitirdik. Bu, Allah'�n yaratmas�d�r. �u halde, O'nun d���nda olanlar�n yaratt�klar�n� bana g�sterin. Hay�r, zulmedenler, a��kca bir sap�kl�k i�indedirler. (Lokman Suresi, 10-11)

iddialaracevap.com adnanoktarhaber.com adnanoktarhukuk.com adnanoktargercekleri.com
ÇOK DEĞERLİ BİR SİYASİ BÜYÜĞÜMÜZE AÇIK MEKTUP
"Adnan Bey için ailelerimizle arasının iyi olmadığına dair iftiralar...
"Türkiye ve İslam Dünyasını zayıflatmak istiyorlar.."
"Adnan Bey`den ASLA ŞİDDET VE BASKI GÖRMEDİM..."
"Allah rızası için 40 yıldır Türk-İslam Birliği için çabalıyoruz"
"...En ufak bir suça dahi şahit olmadım..."
"Hakkımızda çok fazla SAHTE DELİLLER ÜRETTİLER..."
"Biz FETÖNÜN ANTİSİYİZ...."
“Bu dava sürecinde.... sözde dijital delillerin ibraz edilmemesi gibi pek...
"Zaten biz birbirimizi bu kadar çok sevdiğimiz için buradayız..."
"Biz bir arkadaş grubuyuz..."
"...Biz Vakıf faaliyetlerimiz ile her zaman Devletimizin yanında olduk"
"Biz kimseyle ilgili karalama faaliyeti yapmadık..."
"...Sözde tecavüz için mi buradaki arkadaşlarımla biraraya geleceğim?!"
"...Faaliyetlerimiz herkese hitap ediyor ..."
"Bizim amacımız şatafat içinde yaşamak değil, hiç kimsenin hitap edemediği...
"İnancım gereği ben insanlara yardım ederim"
"Ne yapsa "zorla" diyorlar. Zorla Gülümsüyor, Zorla, Zorla olur mu?"
"Bizim bir arada olma amacımız örgüt kurmak değil. ilmi mücadele...
"Biz birbirimizi Allah için seven.. arkadaşlarız"
"Polisler geldi, hangi eve operasyon yapacağız derlerken, balkona çıkıp...
"Biz örgüt değiliz"
"Devletimizi desteklediğimiz çok hayırlı faaliyetlerimiz var, Bunlar...
"Biz Allah`tan Razıyız Allah da Bizlerden Razı olur inşaAllah"
"İddia edildiği gibi katı bir ortam olsa 40-50 yıl niye kalalım?"
"Neden cömertsin?" diye soruyorlar
"İngiliz Derin Devleti bunu duyunca çıldırdı..."
"Biz Milli değerler etrafında birleşmiş bir sivil toplum kuruluşuyuz"
"Bir imza atıp dışarı çıkmayı ben de bilirim. Ama iftira büyük suçtur."
"Ben varlıklı bir aileden geliyorum, Saat koleksiyonum var"
"Silahlı suç örgütü iddiası tamamen asılsızdır, yalandır, iftiradır."
"Bizim yaptığımız tek şey Allah'ın yaratışını anlatmaktır."
"Almanya'da İslamofobi var, İslam düşmanları var..."
Bir örgüt olsak devlet bizimle faaliyette bulunur mu?
DAVAMIZ METAFİZİKTİR – 2. BÖLÜM
DAVAMIZ METAFİZİKTİR – 1. BÖLÜM
MAHKEME SÜRECİNDE SİLİVRİ CEZAEVİNDE YAŞANAN EZİYET VE ZULÜMLER
"Ben Sayın Adnan Oktar `dan hiçbir zaman Şiddet, Eziyet, Baskı görmedim."
DAVA DOSYASINDAKİ CİNSELLİK KONULU İDDİALAR TÜMÜYLE GEÇERSİZDİR
DURUŞMALARIN İLK HAFTASI
"İNFAK" SUÇ DEĞİL, KURAN'IN FARZ KILDIĞI BİR İBADETTİR
GERÇEK TURNİKE SİSTEMİ GENELEVLERDE
Adnan Oktar davasının ilk duruşması bugün yapıldı.
AVK. UĞUR POYRAZ: "MEDYADA FIRTINA ESTİRİLEREK KAMUOYU ŞARTLANDIRILDI,...
Adnan Oktar'ın itirafçılığa zorlanan arkadaşlarına sosyal medyadan destek...
Adnan Oktar suç örgütü değildir açıklaması.
Adnan Oktar'ın cezaevinden Odatv'ye yazdığı mektubu
Adnan Oktar'dan Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a mektup
Casuslukla suçlanmışlardı, milli çıktılar.
TBAV çevresinden "Bizler suç örgütü değiliz,kardeşiz" açıklaması
Bu sitelerin ne zararı var!
Adnan Oktar ve arkadaşları 15 Temmuz'da ne yaptılar?
Sibel Yılmaztürk'ün cezaevinden mektubu
İğrenç ve münasebsiz iftiraya ağabey Kenan Oktar'dan açıklama geldi.
Adnan Oktar ve arkadaşlarına Emniyet Müdürlüğü önünde destek ve açıklama...
Adnan Oktar hakkında yapılan sokak röportajında vatandaşların görüşü
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur'dan Adnan Oktar operasyonu...
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dan Adnan Oktar ile ilgili...
Ahmet Hakan'nın Ceylan Özgül şüphesi.
HarunYahya eserlerinin engellenmesi, yaratılış inancının etkisini kırmayı...
Kedicikler 50bin liraya itirafçı oldu.
Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik operasyonda silahlar ruhsatlı ve...
FETÖ'cü savcının davayı kapattığı haberi asılsız çıktı.
Adnan Oktar ve arkadaşlarının davasında mali suç yok...
Cemaat ve Vakıfları tedirgin eden haksız operasyon: Adnan Oktar operasyonu...
Tutukluluk süreleri baskı ve zorluk ile işkenceye dönüşüyor.
Adnan Oktar’ın Cezaevi Fotoğrafları Ortaya Çıktı!
"Milyar tane evladım olsa, milyarını ve kendi canımı Adnan Oktar'a feda...
Adnan Oktar davasında baskı ve zorla itirafçılık konusu tartışıldı.
Adnan Oktar ve arkadaşlarının davasında iftiracılık müessesesine dikkat...
Adnan Oktar davasında hukuki açıklama
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının Masak Raporlarında Komik rakamlar
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının tutukluluk süresi hukuku zedeledi.
Adnan Oktar'ın Museviler ile görüşmesi...
Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik suçlamalara cevap verilen web sitesi...
Adnan Oktar ve arkadaşlarına karşı İngiliz Derin Devleti hareketi!
Adnan Oktar iddianamesinde yer alan şikayetçi ve mağdurlar baskı altında...
Adnan Oktar iddianamesi hazırlandı.
SAYIN NEDİM ŞENER'E AÇIK MEKTUP
Adnan Oktar ve Nazarbayev gerçeği!
En kolay isnat edilen suç cinsel suçlar Adnan Oktar ve Arkadaşlarına...
Adnan Oktar kaçmamış!
BİR KISIM MEDYA KURULUŞLARINA ÇAĞRI !!!
FİŞLEME SAFSATASI
İSA TATLICAN: BİR HUSUMETLİ PORTRESİ
SİLİVRİ CEZAEVİNDE YAŞANAN İNSAN HAKLARI İHLALLERİ
MÜMİNLERİN YARDIMLAŞMASI VE DAYANIŞMASI ALLAH'IN EMRİDİR
GÜLÜNÇ VE ASILSIZ "KAÇIŞ" YALANI
ABDURRAHMAN DİLİPAK BİLMELİDİR Kİ KURAN’A GÖRE, ZİNA İFTİRASI ATANIN...
YALANLAR BİTMİYOR
SAÇ MODELİ ÜZERİNDEN KARA PROPAGANDA
TAHLİYE EDİLENLERE LİNÇ KAMPANYASI ÇOK YANLIŞ
MEDYA MASALLARI ASPARAGAS ÇIKMAYA DEVAM EDİYOR
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının ilk duruşma tarihi belli oldu.
AKİT TV VE YENİ AKİT GAZETESİNE ÖNEMLİ NASİHAT
YAŞAR OKUYAN AĞABEYİMİZE AÇIK MEKTUP
KARA PARA AKLAMA İDDİALARINA CEVAP
Adnan Oktar ve FETÖ bağlantısı olmadığı ortaya çıktı.
TAKVİM GAZETESİNİN ALGI OPERASYONU
Adnan Oktar ve Arkadaşlarına yönelik suçlamaların iftira olduğu anlaşıldı.
"Bizler Suç Örgütü Değiliz..."